Sendikalar Birliği'nden açıklama


Gebze Sendikalar Birliği, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü ile ilgili bir bildiri yayınladı; GSB’nin yazılı bildirisi şöyle;


Sendikalar Birliği'nden açıklama

 “Alınteri ile bu ülkenin tüm değerlerini ve tüm güzelliklerini üretenler; İşçiler, kamu emekçileri, emekliler, işsizler, kadınlar, gençler, küçük esnaf ve emeğin en yüce değer olduğuna inananlar;

İnsanca bir yaşam ve güzel bir gelecek isteyenler, eşitlik, demokrasi ve barıştan yana olanlar; 1 Mayıs İşçi Bayramı, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günümüz kutlu olsun!

Bugün burada 1 Mayıs’ta, sömürünün, açlığın, yoksulluğun ve baskının olmadığı insanca bir dünya özlemiyle bir araya geldik.

Dünyadaki tüm sınıf kardeşlerimiz gibi bugün, sömürü ve zulme karşı sesimizi burada, bir işçi kenti olan Gebze’de de yükseltiyoruz.

130 yılı aşkın bir süre önce Amerika’da 8 saatlik işgünü talebiyle başlayan mücadele, 1 Mayıslarda emeğin haklarının genişletilmesi ve sorunlarının çözümü için durmaksızın sürüyor, sürecek…

1 Mayıs’ı emekçilere verdikleri mücadeleyle armağan eden, dünyada ve Türkiye’de bizlere bugün bu mirası canları pahasına bırakan tüm işçi kardeşlerimizin önünde saygıyla eğiliyoruz!

Emekçiler, emek dostları,

Gebze’de 1 Mayıs’ın özüne uygun bir şekilde yıllardır ortak ve dayanışma içerisinde kutlamalar yapıyoruz. Burada konfederasyon ayrımı yok. İşçi-memur ayrımı yok!

Emeğin ve emekçilerin birliğini Gebze’de, tüm Türkiye’ye örnek olarak ve sağduyu içerisinde sağlamayı başardık. Yakın illerden gelen sendikalar ve emekçilerle birlikte, ailelerimizle bir bayram havası içerisinde Gebze’de emeğin ortak platformunu kurduk, gücümüze güç kattık.

Bu birlikteliği bölmeye kimsenin gücü yetmez! Ülkemizde yaşanan terör saldırıları ve tehdidi, emperyalizmin bölgemizde sahnelediği kanlı senaryolar aynı karanlık amaca hizmet etmektedir. Daha fazla savaş ve çatışma, emperyalistlerin ve sermayenin işine gelmektedir. Savaşın, çatışmanın ve terörün faturasını fakir halk çocukları, emekçiler ödüyor.

Ülkemiz için sabah akşam alınteri döken bizler, vatanımızı seviyoruz ancak sermayenin çıkarları için savaşmak istemiyoruz. Barış ve huzur istiyoruz. Kardeşçe ve demokrasi içerisinde yaşamak istiyoruz.

Ancak terörle mücadele amacıyla ilan edilen OHAL uygulamalarının giderek emekçi halka döndüğüne, demokrasinin askıya alındığına tanık oluyoruz.

OHAL’in keyfi baskı ve yasakların, işten çıkarmaların bahanesi haline getirilmesine, bu yolla emek mücadelesinin önüne set çekilmesine karşı çıkıyoruz. OHAL boyunca, başta metal işkolunda olmak üzere verilen birçok grev erteleme kararı fiili bir yasağa dönüşmekte, işçi sınıfının en temel mücadele silahı elinden alınmaktadır.

Grev ertelemeleri, eylem yasakları ve sermayenin önünü açan uygulamalar; OHAL’in gerçek amacı olarak en yetkili ağızlardan defalarca dile getirilmiştir. OHAL derhal kaldırılmalı ve demokratik işleyiş bir an önce tesis edilmelidir!

24 Haziran Seçimleri öncesi emeğin sesini bu meydandan yükseltiyoruz. Mesajımız nettir: Seçimde emekçiler; tercihini demokrasiden ve Cumhuriyetimizin kazanımlarından yana yapacaktır. Geliyorum diyen krizin faturasının emeğe kesilmesine karşı çıkılacaktır. Emekten ve adaletten yana politikaları desteklenecektir.

Geçim sıkıntısı ve hayat pahalılığı her geçen gün artmaktadır. Emeğin ekonomik büyümeden aldığı pay giderek azalmaktadır. Asgari ücret açlık ve yoksulluk sınırının bile altındadır.

Tüm bunlar yetmiyormuş gibi adil olmayan vergi politikalarıyla cebimizdekini de alıyorlar. İşçi sınıfını büyük bir cendere altına sokuyorlar. Kıdem tazminatımıza göz dikiyorlar. Güvencesizleşme ve taşeronlaşma yaygınlaşıyor. Esnekleşme saldırısı, hız kazanıyor. Bu sorunları çözdüğünü iddia eden kamuda taşeron düzenlemesinin, yeni mağduriyetlere ve kamuda ayrımcı uygulamalara yol açtığını hepimiz biliyoruz. Kamu emekçilerine performans dayatması ile güvencesizleşme saldırısında düğmeye basıldığını görüyoruz.

Bugün emekçilere kölelik koşullarında çalışma dayatılıyor. Bu nedenle her yıl, iş cinayetlerinde binlerce işçi kardeşimiz ölüyor. Artık fabrikalarda, tezgahlarda ve madenlerde bu teröre daha fazla kurban vermek istemiyoruz!

İnsanca yaşamak, alın terimizle ürettiğimiz değerlerden adil pay almak istiyoruz!

Ancak iktidar bugün ülkemizin tüm değerlerini günübirlik kararlarla satıp savmakta, bir mirasyedi gibi davranmaktadır. Son olarak, yerli ve yabancı sermayenin çıkarları için şeker fabrikaları haraç mezat satılmaktadır. Anadolu’nun birçok kentine dağılmış olan şeker fabrikaları, vatandır satılamaz! Bu fabrikaların satışı, vatana ihanetle eşdeğerdir. Kamu kuruluşlarının satışından hemen vazgeçilmelidir!

Sermaye yanlısı bu uygulamalardan güç alan işverenler ise işyerlerimizde baskılarını had safhaya çıkarmakta, birçoğu sendikal örgütlenmeye düşmanca tavır takınmaktadır. Ülkemiz sanayisinin kalbi olan Gebze’de, tüm bu zorluklara karşı hakları için mücadele eden işçileri selamlıyoruz! …., ….., ….., ….., ….. ve ….. işyerlerinde örgütlenme mücadelesini sürdüren işçi kardeşlerimizle dayanışma içerisinde olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz.

Biz işçiler, kamu emekçileri, kadınlar, gençler, emekliler; sermaye diktatörlüğünde değil, demokratik bir ülkede eşit yurttaşlar olarak yaşamak istiyoruz.

Grev, örgütlenme ve toplu sözleşme hakkımızı sınırsız kullanmak istiyoruz. Adil ve yeterli bir ücret, genişletilmiş sosyal haklar talep ediyoruz.

Çalışırken ölmek, sakat kalmak ve hastalanmak istemiyoruz.

Güvencesiz, geçici ve taşeron olarak çalışmak istemiyoruz.

Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin, her türlü ayrımcılığın son bulmasını istiyoruz.

İşçiyiz, emekçiyiz, onurumuzla ve insana yaraşır bir şekilde kardeşçe yaşamak istiyoruz.

Yaşasın, birlik, mücadele ve dayanışma!

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın sınıf dayanışması!

Gebze Sendikalar Birliği