MİHRAP MANZARLI!!



MİHRAP MANZARLI!!

Modası geçen, popüleritesi tükenen, ilgi çekmek isteyen ya dini bir konuya dair , ya da kadınlarla ilgili çarpıcı birkaç cümle kuruyor.Konuşmak yetmez, farklı olsun diyen de camiyi podyum sanıp haddini aşıyor!!

Kutsal olduğu söylenen herşeye saygı duymayı başaranlar, nedense konu İslâm,Müslüman olunca tam zıddı şekilde rahatlıkla davranıyor. Tabi bu durumda faturayı onlara değil,inancı/Müslümanlığı skolyoz olmuşlara çıkarmalı! Malum şahış cami içinde,mabede uyumsuz giyimi,duruşu ve ayağındaki ayakkabılar ile poz verirken hiç bir görevli, hiç bir Allah’ın kulu görmedi mi? Hadi görmedi diyelim,bu kadar çekinmeden bunu paylaşmış olması??

Gelin anlaşalım; hani çok saygılı, entel,hümanist, geniş vizyon sahibi,en en en ne varsa sizsiniz ya!? Lütfen çifte standarttan uzak kalın da saygınızı biz de görelim! Sadece bu poza indirgemiyorum bu durumu.Genel olarak şunu da söylemek gerekir; insan sever,hayvan sever,merhamet abidesi olan bu insanların yıllardır Ortadoğu başta olmak üzere Müslüman halklara uygulanan soykırıma, vahşete dair tek bir cümle kuramamaları da samimiyetlerinin(!) göstergesi değil de nedir?

“Nerede bir can ölse, oralı olur yüreğim.
Olmalı zaten.
Olmazsa insan olmaz yüreğim” diyor ya şair. Biz zulme karşıyız, Yaratıcısından ötürü saygılıyız insana.Ukrayna’da yaşananlara güzellemeler yazanlar,neden yıllardır süregelen zulme üç maymunu oynuyor? Bunun iyi niyet olmadığı gün gibi ortada.İşin daha da ilginç yanı,saldırılan hep Müslümanlar olmuşken, çığırtkanlığı başkaları yapmış.

Müslümanın inancı gereği olan herşey hata,yanlış vs…Kurban Bayramı diyoruz; “hayvan hakları” diyorlar. Yılbaşında kesilen hindiler,tarlada biten ot mu peki? Kesilen çam ağaçları?? Oruç diyoruz; oruçluya saygı göstermek şöyle dursun bir de gereksiz birşey yapılıyor gibi bakıyorlar. Bilmem hangi doktorun açlık diyeti,su diyeti,bilmem ne diyeti konu olunca, ” o başka, sağlık” diyorlar. Namazsız din olmaz diyoruz,kalbim temiz diyorlar.Yoga/meditasyon da o dinin namazı gibi deyince “Ne alakası var” diyorlar. “Faiz haram” desek,yobaz oluyoruz. “Zina,insanın değerine,ruhuna,inancına zarar” diyoruz. “Onlar anlaşmış,sana ne” diyorlar. Kullanılıp(Affınıza sığınıyorum) kenara atılınca depresyondan çıkamıyorlar.Hacca,umreye sık gidene, “Araplar’a para yediriyorsun” diyorlar. Sanırsın x kulesinin eğikliğini babası imar etmiş,gidince para cebinde kalıyor.

Aslında şunu söylemek istiyorum; kimse kimseyi ikna edemez,etmek zorunda da değil! Herkes aklını, kalbini kendi değerleri ve öncelikleri ile kullanır. Tercihini yaptığı şeylerin sorumluluğunu kabul etmiş demektir.Siyaset yaparken ağzından tükürük saçarak küfreden daha haklı ve ülke için güzel birsey yapıyor olmuyor meselâ. Güzeli, hayrı,doğruyu herkes kendi filtrelerinden süzerek tercih ediyor.Yapılacak şey sadece,karşındakinin inancını, hayat tarzını gör ve hassas çizgilerine basma,sınırını aşma, kutsalına dokunma…Entel ve hümanist olduğunu iddia edenlerin bu konuyu idrak edememiş olması büyük bir çelişki değil de nedir?

Cânım Mevlânâ Hz.’ne soruyorlar;
-“Efendim , ne bilirsiniz?”
-“Haddimi!” diyor Mübarek. Herkes had sınırını korusa kaos olur mu dersiniz?Beşer,şaşar elbet,kusursuz olmaz…Allah için uyaran,elimizden tutan dostlar olmalı. Örneğin; geçen yılbaşına ithafen “yılın son bilmem nesi,ilk bilmem nesi” yazan dosta “bize lâzım değil, boşver” diyerek hatırlatınca hoşuna gitmiyor. “Bu iş böyle olmaz,Müslümanlıkta yeri bu değil.Kendim tamam olduğumdan değil, Allah için hatırlattım” diyene nefsimizin cümleleri ile savunma yapıp kırmaktan geri durmuyoruz ilginç şekilde. Birbirimize yol gösterip, hayra davet edemiyorsak, birileri de elini kolunu sallayarak mabede podyum gibi dalar vesselâm…

İman ettim demenin ötesinde, kalben hissedip gerekleri ile yaşadıkça insan kâmil mümin olur.Sadece dilin söylediği, örf gibi yaşanan, canımızın istediğini alıp, nefsimize hoş gelmeyeni “aaa,o kadar yapamam” deyip görmezden gelerek Müslüman olmaktan bahsedemeyiz. Hepimizi bir çatı altında toplayacak tek güç iman ettiğimiz dindir.Sana haramsa bana da haram,sana helâlse bana da helâl!Çifte standart yok.Ne kadar adil,ne kadar kusursuz din…Kulların kusurunu dine atfetmek yerine,dinle kusursuz bir toplum olmak mümkün. Zira cahiliyenin karanlığında kızını toprağa gömen Ömer,iman nuru ile Rasulullah’ın “gökteki yıldızlar” diye tabir ettiği ashaptan, dört halifeden, cennet ehli olanlardan biri olma şerefine erişip Hz.Ömer olmuştur. İslâm’dan öncesi ve sonrası diye ayrılmış hayatı. Karanlıktan yıldızlığa yükselmiş.

Ya bizler? Allah Resulü’nün “size Kur’an ve sünneti emanet ettim” deyişini mıh gibi aklımızda,kalbimizde taşısak,her işimizi bu terazi ile ölçsek abad olmaz mı iki cihan?

Allah’ım dağılmış zihnimize,paslanmış yüreğimize bir inşirah ferahlığı, iman sekineti,teslimiyet cevheri ikram eyle…Razı olacağın hâle gelmeyi nasip et… (Amin)

Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…