ALT(I) YÜZ !


Sibel Çakcak

Sibel Çakcak

01 Mayıs 2021, 09:41

Ses ve nefesle hemhal olurken bedenler , kenara itilmeye mahkum kalan ruhlara dokunsun biraz da eller .

Bakmayın öyle şiir gibi yaptığımız girişe pek te iç açıcı değil an itibarıyla dokunacağımız hakikatler .

Kapanacağız kapanıyoruz derken işte kapandık hoş zaten hep kapalı değil miydik biz .

Maskelerin ardında yıllarca gizlenirken kimlikler , bir bez parçası eksikti onu da takıverdik şartlar gereği .

İnsanoğlu yüzyıllar boyu çok imtihandan geçti geçmesine de yine de pek ders almadı  vesselam .

Acılar büyütürdü oysa imtihanlar daha iyiye hazırlanmaya vesileydi hani !

Öğrenilmiş çaresizliklere çevirirken hayatlarımızı karşı sandalyeye oturup kaçımız şöyle bir değerlendirdi ki kendini .

     Aylardan Ramazan aylardan bahar , çehrelerin ardında saklanan gönüllerin ruhunda ne var ?

Güneşi gördüm bu sabah , tomurcuklarının arasından çiçeklenmiş birkaç ağacı ve gök kubbede dans eden beyazlar içindeki balerinleri . Sonra kuşların sesi uzaklardan  beni unutma der gibi selamladı penceremin perdesini .

Kelimeler itinayla sıralandı zihnin tebessümünde ışıldayan zamana .

Maske takmıyoruz ki biz dedik kendi kendimize , hani Mevlana’nın ; ‘’ ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol . ‘’ tavsiyesi misali .

Bencil , egosu yüksek , kendi mutsuzluğunu perdelemek için sürekli başkalarının kusurlarıyla uğraşanlardan  değiliz  amma velakin ne zeki insanlar şu karşı kıyıdakiler , sahtekâr , kibirli , çağın vebalı haramileri . Zeki dediysek altı tane yüzü olan sözde zekilerden .

Kapandık ya bugünlerde en büyük virüs nedir derseniz , o bez maskelerden evvel sahte kimliklerin gölgelediği lekelenmiş vicdanlar .

Mikrobun en tehlikelisi riya masum ruhlara kadar ulaşıp egemenliğini ilan etmişken , ayaklar altından kaldırılmayı bekliyor azınlıktaki insan umutla .

     Sahtelikten kâr edenlerden misiniz kar içinde sahteliği eritenlerden mi ?

Kim demiş ateşle buhar olur her karanlık , asıl sudur temizleyen kirlerin alâsını yürekten .

Ne şem’e lafımız ne de pervaneye satırların hakimiyetinde bizlikten nasibini henüz alamamış benlere .

      Elde kalem ne güzel sıralanıyor cümleler  peki o cümlelerin hayata geçirilişi de aynı güzellikte mi yoksa yüzyıllar boyu kendini kandıranlar gibi bizimki de altı çeşit suratla yazılıp çizilen hikayelerden mi ?

Paletin bölmelerine sıkışıp kalan renkler kurtarılmayı bekliyor daracık çukurlardan , tuvalin gök kuşağı hasreti vakit ilerledikçe sorgulanıyor kafalarda .

      İç sesinizi bastırmadan var mısınız itirafçı olmaya ?

Altı üstü bir yüz , evveli ahiri bir yüz , bilindiği bilinmediğiyle bu yüz , kavuşacak mı hapse mahkum ettiğimiz mis kokulu bahara . Soruların cevapları da bizde soru diye kafaları kurcalayanlar da .

    Sayısız zenginliğe şükrederken yüreğim , sayısız zenginliklerine şükretmesi gerekenleri alfabenin lisanıyla dürtüklüyor kalemim .  

Kocaman iki ağaç var sulanmayı bekleyen birinin dallarında ; bencillik , kıskançlık ,cimrilik , şiddet , diğerinin dallarında ; vefa , sevgi , hoşgörü , umut , biri kapkara deryasına çekerken usulca diğeri yemyeşil rüzgârıyla taze nefesler sunmakta .

     Yüz , çehre , surat hangi kelimeyle okunursa okunsun ben dediğin sırlı gerçeğin , artık gönül aynası gözlerden çözülüp dökülsün , dile gelsin maskelenmiş yüreğin …

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.