Bakış(a) açı(sı)…


Arzu Yaman

Arzu Yaman

15 Temmuz 2019, 09:35

“Hayatı nasıl yaşamalı?” sorusu gelip takıldı aklına. Deneyimlerken yeni bir tecrübe, sorular peşi sıra geliverdi. Birisi ayna tuttu ona, gerisi çorap söküğü gibi…

İster bakış açısı isterseniz bakışa açı diyelim…

Dünya var olduğundan beri en çok sorulan sorulardır muhtemelen “Neden geldik, ne için yaşıyoruz ve nasıl yaşayacağız ?” Felsefe tarihi bu soruların cevaplarını arayan isimlerle doludur. Her biri kendi perspektifinden çeşitli tanımlamalarda bulunmuştur.

Herkes kendi keşif yolculuğunda... bedenine göre biçiyor herkes kumaşı ya da herkes kabınca alıveriyor akıp giden hayattan. Lakin tecrübe paylaşımını yabana atmamak gerek. Bazen bir derdinize derman bulmaya gittiğiniz yerden, bir bakmışsınız başka bir derdinize derman bularak ayrılmışsınız. Günlerden böyle bir gün.

Bakış açımız, nasıl yaşadığımızın da göstergesidir yani hayatı yaşayış biçimimizdir.  Bakışa açı kazandırmak da bizim elimizdedir. Doğru kaynaklardan beslenmek ve doğru insanların kılavuzluğunda ve yoldaşlığında oluşturmak en güvenilir olanı. Hepimizin hayatında zorunluluk veya gereklilik diye tabir ettiğimiz bir takım eylemler vardır. İşe veya okula gitmek için erken kalkmak, yapılması gerekenler, beden sağlığımız için yapmamız gerekenler, hayatımızdaki insanlarla geliştirdiğimiz ilişkilerin gereklilikleri, trafik kuralları, toplum kuralları vs… Derken bir yığın gereklilik yer alıyor hayatımızda. Tüm bunlar hayatın daha kolay yaşanılır olması içindir. Öte yandan insanın tabiatını zorlayıcı bir boyutu vardır. Hayatımızda, yapmak zorunda olduğumuz duygusuyla giriştiğimiz işlerin akıbetine bir göz atalım. Ne kadar süregelmiştir, bir istikrar var mıdır ya da gerçekleşse dahi bizim içimizdeki yansıması ne boyuttadır ? Zorunluluk hissiyle ne kadar mutlu ve barışığız !

Hayatın bütününü bir gereklilikten ibaret mi algılıyoruz,  yoksa bu yaşamın bize bahşedilmiş muhteşem bir hediye olduğunu kabul edip ona göre mi yaşıyoruz ? İşte asıl soru bu ve cevabı yaşamı anlamlı kılan nokta. Öyle insanlar görüyoruz ki, bir zulüm altındaymış gibi yaşıyor. Yapılası gelen en ufak eylemler dahi onun için büyük külfet, herkes ve her şey onun üzerine üzerine gelir ve dünya, zalimliğin kuşatması altında bir cehennemdir. Elbette insanın yaşadıklarının ağırlığı altında yorgun düştüğü ve kendini tükenmiş hissettiği zor zamanlar olabilir. Fakat hiçbir zorluk sonsuza kadar sürmez ve mutlaka zorlukla birlikte bir kolaylık vardır.

Eğer güle talipseniz dikenine de talip olduğunuzu bilmelisiniz. Bunu gözden kaçırmamalı. Sorunsuz ve zahmetsiz yaşam beklentisi gerçekçi bir beklenti değildir. Belki en kolay iş, yemek yemektir, onu da çiğnemeden yutamazsınız. Yani, hiçbir güzellik zahmetsiz olmuyor. Hatta zahmetle birlikte geliyor bereketi ve güzelliği de....

Mesele tamamen bakış açımızda. An’ın keyfine varmak, tecrübe ettiğiniz şeyin hayatınıza öyle veya böyle ciddi bir katkısı olduğunu bilmek önemlidir. Zihinsel veya bedensel zorlukların bizleri geliştirmeye yönelik basamaklar olduğunu kabul edip, yılmadan önümüze bakmalıyız. Bu bakış açısına sahip insanların daha pozitif, gerek özel hayatlarında gerekse iş yaşamlarında daha başarılı oldukları aşikar.

Sürekli olumsuzluklara odaklanmak, hem yaşadığımız anı fark etmemize hem de mevcut enerjimizi boşa harcamamıza neden olur. Yaratıcı bizlerle her canlı üzerinden konuşur o yüzden yaşadığımız her şeyi bizi besleyen, büyüten ve geliştiren tecrübeler olarak kabul etmeliyiz.

İnananlar için zorluklar birer imtihandır.

Misafiri olduğumuz bu kainatın sadece küçük bir kesitinde yer aldığımızı bilerek, hayatın bize sunduğu her şeyi şükürle kucaklasak kuşkusuz dünya daha yaşanılır bir yer olacak. Kainattaki her şeyin bir yaradılış gayesi olduğu gibi, insan olarak yaşadıklarımızın da elbet bir anlamı var. Biraz soluklanıp gideceğiz bu alemden. Bu kısa ziyareti anlamlı kılmak adına ”Lütfun da güzel kahrın da güzel” deyip veda etmek aslolan.

******

Bi’Mola vermek isteyenler için; Antoine de Saint-Exupery den “Küçük Prens” okumaya değer.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.