Belgesel Tadında Tuna Nehrinde Devri Alem


İsmail Kahraman

İsmail Kahraman

12 Haziran 2019, 10:26

Romanya ve Ukrayna sınırını çizerek Karadeniz’e dökülen Tuna boyların da belgesel çekimlerimiz devam ediyor. Romanya’nın Dobruca bölgesinin de İbrâil’in ve eski adı ile Kalas yeni adı ile Galatı kentin den Tuna nehri üzerim den bu kez feribotla geçerek tarihe not düşüp zamana noterlik yapmaya çalıştım. Bu gün Galati dense de Osmanlıca adı ile Kalas şehri, Barış anlaşmalarının da imzalandığı şehir

Dört yıldır devam eden savaşa son vermek için Osmanlılarla Ruslar arasında Doğu Romanya'da Tuna nehri kıyısındaki Kalas'ta yapılan barış. Bu barış ile savaşa 8 ay ara verildi. Bu barışa göre "Küçük Kaynarca Barışı" hükümlerinin kalması, Eflâk ve Boğdan'ın Osmanlılara iade edilmesi, Turla (Dinyester) nehri iki devletin hudutu olması, diğer hudutların aynı kalması konularında karar alındı.

TUNA’DAN OSMANLI TARİHİ AKAR

Misâl-i cennettir evvel baharı

Açılır kırmızı gülü Tuna’nın

Öter bülbülleri leyl-ü nehârı

Eser bâd-ı sabâ yeli Tuna’nın

Tuna Nehri kültür ve medeniyet tarihimize ait binlerce eserin yer aldığı geniş bir coğrafyayı birbirine bağlıyor. Aslında, muhteşem bir tarih Tuna’yla birlikte akıyor. Yahya Kemal Beyatlı; “Türkün gönlünde dağ varsa Balkan, ırmak varsa Tuna” der. Biz de Balkanlar’dan Tuna boylarında tarih yolculuğuna çıkacağız… Âşık Çelebi Tuna Nehri hakkında şöyle der:

“Rûmili’nün âb-ı rûyıdur Tuna

Sularun hod yüzi suyıdur Tuna”

Tuna boyları, tarihimiz ve kültürümüzde özel bir anlam ifade eder. Tuna Nehri, bir anlamda Anadolu´dan Viyana´ya uzanan Osmanlı medeniyetinin taşıyıcısı olmuştur. Almanya´nın Karaormanlar´ından doğan Tuna, 2800 kilometre yol aldıktan sonra Karadeniz´e dökülür. Etrafında asırlarca hüküm süren kalıcı bir medeniyeti kuran Osmanlı ile birlikte anılmıştır Tuna.

TUNA’NIN KAYNAĞINA YOLCULUK

Kara ve Hava yolu ile Avrupa ülkelerine gidip geliriz. Tuna boylarından geçerken Tuna’nın sadece bir nehir olduğunu düşünmemeliyiz. Tuna’nın doğduğu Almanya’dan Karadeniz’e döküldüğü Ukrayna’ya Tuna’dan bir tarih ve kültürün de aktığını düşünmeliyiz. Biz önce Uçakla Tuna boylarını geçip Tuna’nın kaynağından kana kana su içtikten sonra Tuna boylarında Devr-i Âlem diyeceğiz. Tarihi, tarihin yaşanarak yazıldığı kültür coğrafyamızda araştırıp belgeselleştireceğiz.

Tarih şuurunu sahip olmak her şeye sahip olmaktır. Tarih ve kültür bilinci tarihe vefa ile olur. Vefasızlık ise unutmak ve unutulmaktır.

Tuna nehrine ve Tuna boylarına vefa borcunu ödemek Tunayi bilmek ve tanımakla olur. Tuna kimindir, nedendir ona beslenen bu sevgi? Türkülerde Osman Paşa’yla birlikte anılsa da; Tuna bizimdir ve gönüllerimizde hep öyle kalacaktır. Almanya´dan doğan ve denize dökülene kadar Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan, Bulgaristan, Romanya, Moldova ve Ukrayna olmak üzere toplam 10 ülkeden geçen bu nehir aynı zamanda 4 başkente de hayat verir, can verir. Tuna kıyıları misâl-i cennet, tazelenip akan suları âb-ı hayattır adeta. Tuna akarken bir tarih akıp gider önümüzden. Kültür ve medeniyet tarihine vefsız olan ve Tarihi bilmeyen Tuna’yı ne bilsin! Tuna denilince Viyana, Mohaç, Estergon, Kanije, Budin gelir aklımıza. Sultan Murad Han gelir, Kanuni Sultan Süleyman gelir. Osmanlı’nın asırlar süren adaleti gelir. Baba dağ’dan Silistryeye Tuna boylarındaki Allah dostu ve gönül sultanları Sarı Saltuklar ve Süleyman Hilmi Tunahan hazrretleri akla gelir. Koca Balkanlar’ın Deliorman, oradan da Eflak diyarına doğru uzanan cenahlarında Tuna, Osmanlı’nın kimi zaman destansı kimi zaman hüzünlü hikâyelerini anlatır durur.

  Tuna’yı görür görmez bir hüzündür kaplayan yüreğimizi. Adına yanık türküler, marşlar bestelendiğinden midir, yoksa nice kalem oynatıldığından mıdır diyeceksiniz. Hepsi var, lakin en çok da yitirdiğimiz coğrafyaya karşı duyduğumuz hüzün… Bir yabancılaşma derdinden… Sadece Tuna değil, Nil’den Tuna’ya kadar uzanan tüm coğrafyadır yaramızı yeniden kanatan . Tuna’nın kaynağı Almanya’ya giderken ,Uçağın penceresinden Tunayı seyre dalıp şairin şu şiirini mırıldanır, kendimizi tarihin ihtişamlı geçmişine bırakır Tuna ile birlikte hayallere dalarız.

TUNA’DA HÜZÜNLÜ YOLCULUK

Tuna, Osmanlı’nın sınır çizgisidir adeta. Üzerine nice şiirler, marşlar yazılmış yalın kılıç at süren akıncı beylerinin mücadelelerine şahitlik etmiştir. Osmanlı’da akıncı beyleri Tuna Nehri üzerinden kaç kez geçip sefere çıkmışlarsa ona göre rütbe almışlardır. Tuna’dan sadece su akmaz; bir tarih, bir medeniyet akar. Tuna, bizim medeniyetimize, Karadeniz’e, İstanbul’a doğru akar.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.