Bir Seyyahın Gözünde Çoban Mustafa Paşa Külliyesi


Resul Orman

Resul Orman

10 Eylül 2021, 09:52

Kıymetli okuyucularım bu hafta sizlere yazımızda sizlere bir seyyahın gözünden ve incelemesinde Çoban Mustafa Paşa Külliyesi hakkında bahsetmeye çalışacağım...

Daha önce Evliya Çelebi ve Süheyl Ünver'in notlarından bahsetmiş konuyla ilgili olarak notlar aktarmıştım ve yazı şehrimizde en çok önem verdiğim hususların başında seyahat yazıları geliyor bu da şehrin tanıtım vizyonu açısından pek kıymet verdiğimiz, verilen husustur. Şehir ve eser incelemelerinde özellikle seyyahların notları, çizim ve tasvirleri araştırma ve inceleme konusu olurlar. Bu yazı dizisine başlamadan önce son bir haftadır bölgemizde yaşlılarımızın ölüm haberleri ile sarsılıyoruz çünkü bunlar evlerinde bir başına yaşayıp öldüklerinde birkaç gün sonra haberdar olunuyor ve özellikle naaşların kokusu burada haberdar olmaları için en büyük etken oluyor. Bu tür ölüm haberleri gelince eskiden buna nasıl bir çözüm bulunduklarını inceleyip bir kanıya varmaya çalıştım...

Osmanlı'da bir şehirden şehire geçerken bir bir kefilinizin olması onunda sizin her türlü olayınızda ise güvencesi olduğu için güçlü ve kontrol edilebilen bir sistem ile hayatlarını idame etmişler. Huzur evleri yoktu ama huzurlu bir aile yaşantıları vardı. Cumhuriyete geçişimizde bina yapımları birlikte aile apartmanları ve komşu ilişkileri ile birlikte herkesin herkesten haberdardı. Ertuğrul Taşlı hocamız ile bir sohbetimiz sırasında kendisinin mahallede koruyucu kalkan gibi büyüklerimiz vardı bir başka mahalleye geçtiğimizde, bir olay olduğunda koruyucu kalkan gibi büyükler devreye girer bizi korur, mahallemiz hatta evimize kadar bırakırlardı. Acaba buna bir çözüm olmayacak mı neler yapılabilir bu kadar dernek ve vakıflar ne gibi faaliyette bulunabilir dediğimde Eğitimci-Yazar İbrahim ERDEM hocam bir kod gibi evde bir tuş olmasını, muhtarlar ve yetkililer aracılığıyla evlerde yanlız kalan yaşlılarımızı belirleyip ona göre çözümler oluşturmalıyız diyerek bir yol haritası çizdi sağolsun birde bu olaydan ötürü gebe, bebekli, hasta ve yaşlı nüfus hariç herkese bir ceza verildiğini yine Osmanlı yaşam kaynaklarında belirtmek istiyorum...

Mehmed Ziya (1876-77-1930) yirminci yüzyılın başlarında (Anadolu’ya yaptığı 1911 ve daha sonraki seyahatlerinde) Gebze’de bulunmuş ve Çoban Mustafa Paşa Külliyesi gezisi notları kısmı olarak...

Mehmed Ziya, Bursa’dan Konya’ya Seyahat

“ Çoban Mustafa Paşa hayır ve hasenat sahiplerinden bir kişidir. Gebze’de de (Ltbissa) büyüklük bakımından İstanbul’daki Atik Ali Paşa Camisi’ne denk ve duvarları mermer üzerine oyma suretiyle kufi hatlar ve geometrik resim ve nakışlarla süslü, gayet güzel ve yüce bir camii yaptırmaya muvaffak olmuştur. Bendenizin Gebze’de anne tarafından akraba ve yakınlarım olduğu için, bu bağlantıdan yararlanarak yaz mevsiminde oraya kadar gider ve her defasında bu nurlu camiyi ve kıble tarafında yüce bir türbenin içinde yatan hayır sahibi merhum Mustafa Paşa’yı ziyaret ederim. Pek büyük yapılmış olan Gebze Cami’si içinde, iki adet Kuran-ı Kerim mahfazası görülmeye değer nefis ve nadir Osmanlı eserlerindendir. Ceviz üzerine sedef ve altın teller ile resmedilmiş geometrik nakışlar o kadar göz alıcıdır ki, Osmanlıların en ince sanatlardaki maharetlerinin derecesini taktir etmek için bir kere ziyaret etmek yeterlidir. Bu sedef işlemeli mahfazaları yapan, merhum Mustafa paşa tarafından özel olarak Mısır’dan getirilmiş bir Müslüman sanatkârdır. Caminin içinde ki kufi yazılar, gayet nefis bir hatla mermer üzerine oyulmuş ve sonra siyah renkli, tutkal gibi yapışkan bir madde İle yazılıp parlatılmıştır. Bu suretle beyaz zemin üzerindeki siyah yazılar, olağanüstü bir görünüm kazanmıştı. Evliya Çelebi Seyahatname’sinde baş tarafı süsleyen kufi besmele, bu caminin dış tarafında, minare kapısının üstüne nakşedilmiş hattan istinsah edilerek küçültülmüştür. Camiyi yaptıran merhum paşanın türbesinin kapıları da sanatlıdır. Kıymetli ve havanın etkilerine mukavemet eden bir tahtadan mamul olan kapıların üstü oymalarla süslüdür. Kitabe konumundaki dikdörtgenler içinde alçı İle dondurulmuş bazı sözler varsa da bir kısmı zamanla bozulmuştur.

Caminin geniş ve mükemmel bir imareti, medresesi, hücresi, tekkesi, hanı, yüzlerce nefis ve nadir kitaplar içeren bir de kütüphanesi vardır. Kandilci lakabıyla tanınan Seyid Efendi’ye emanet edilen bu kütüphanede, Yakût Musta’sımî hattıyla yazılmış bir Kuran-ı Kerim nüshası saygı İle ziyaret edilmektedir. Bizim de ziyaretle gözlerimizi nurlandırdığımız bu mübarek nüshanın hattı gayet nefistir; ayrıca sayfalarının kenarlarındaki tezhipli geometrik şekiller ve ince nakışlar da son derece zarif ve göz alıcıdır. Müslümanların resim ve tezhip sanatındaki maharetlerinin seviyesi hakkında başlı başına bir fikir sahibi olmak için, bu saygıdeğer nüshanın ziyaret edilmesini din kardeşlerime tavsiye ederim...”

sayfa 199-200

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.