Çağın Hastalığı Otizm …


Arzu Yaman

Arzu Yaman

25 Kasım 2019, 09:27

Teknolojinin gelişmesi, internetin yayılım gücüyle bilgiye ulaşımın kolaylaşması ve her türlü iletişimin gücünü ve etkinliğini hayatımızda hissettirmesiyle birlikte hayatımız daha bir yaşanılır oldu fakat bununla sınırlı mı kaldık ? Maalesef gelişim ve değişimle birlikte hayatımızda bir takım olumsuzluklar da başgösterdi. Bunlardan en önemlisi ise insan sağlığının bozulması oldu. Gün geçmiyor ki yeni bir hastalık ismi duymayalım.

İnsan sağlığını tehdit eden çevre koşulları, stresli yaşam, teknolojik araçların olumsuz etkileri ve gıdaların bozulması gibi faktörler var fakat bunları önem sırasına göre sıraladığımızda sanırım gıda en başta yer alacaktır. Gıdalara yapılan müdahale, GDO’lu ve hormonlu yiyeceklerin rafları süslediği günümüzde kendimizi ne kadar koruyabiliriz, bilemiyorum. Beslenme şekli insan yaşamı için en hayati nokta. Hatta gıdayı yöneterek toplumları da kolayca yönetebilirsiniz. Mesela bugün “Yerli Tohum” dediğimiz tohumlarımız ne durumdadır !

Yaşam tarzına ve beslenmesine özen göstermeyen günümüz insanı bu sebeple yeni nesillerin de hayata 1-0 yenik başlamasında köprü vazifesi görmektedir. Sebebini bilmediğimiz kim bilir daha nice olumsuzluklar yaşıyoruz..

Çağın hastalığı Kanser, Down Sendromu, Otizm, MS gibi pek çok hastalık, bugün tedavi noktasında yetersiz kaldığımız hastalıklar. Fakat yetersiz kalmak bilgisiz olmaya da neden olmamalı. Neticede insan bildiği bir durumu daha iyi yönetecektir. Toplumca bu hastalıklar konusunda bilinçli olmak durumundayız. Zira birlikte yaşıyoruz ve yarınların bizlerin hayatına ne olumsuzluklar getireceğini de bilemeyiz.

Bu konuda düşünmeye yönelişimde geçen haftalarda Aksaray’da bir okulda Otizmli çocuklarla ilgili yaşanan hoş olmayan hadise etkili oldu. Cehaletin gözler önüne serildiği bir tabloydu. İnsan bilmediğinden korkar ! Önce bilmek lazım. Otizm de dahil olmak üzere tüm bu hastalıkların kökeninde Gıda Terörünün olduğunu cılız da olsa seslendirenler var.

Doğuştan olan, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen nörobiyolojik bir bozukluk olan Otizm bulaşıcı bir hastalık değildir.

Hastalık genellikle 3 yaş öncesi dönemde görülmeye başlamakta ve kişinin normal gelişme seyrinden sapmaların yaşandığı durumlarla devam etmektedir. Bu sapmaların en belirgin durumları; Göz teması kurmamaları, söyleneni işitmiyor gibi davranmaları, bazı sözleri sürekli ve ilgisiz ortamlarda tekrar etmesi, sallanmak-çırpınmak gibi davranış şekilleri ve akranlarına göre konuşmada geri kalması.. Bunun gibi pek çok belirtisi olan bu hastalığa sahip insanların yaşamları hiç de kolay değil. Daha da zor olanı ise, onlarla ilgilenen ebeveynlerinin yaşamları. Hayatlarını adeta onlara adayan bu insanların da yaşamları diğer insanların rutin yaşamlarından farklılık göstermekte. Hal böyle iken, bir de toplum nezdinde çocuklarıyla ilgili yaşadıkları sorunlar yüklerini daha da ağırlaştırmaktadır.

İstatistiklere göre önümüzdeki 20-30 yıl içinde her iki çocuktan birisi otistik olacak. Otizm, çevresel toksinler, yiyeceklerin içindeki kimyasallar, DNA’mızın tanımadığı suni yiyecekler ve aşılarda kullanılan ağır metallerle ilişkili bir sorun. Bu toksik saldırı, sağlıksız bir mikrobiyomla birleşince ortaya, birçok farklı faktörün birlikte rol oynayarak beyin fonksiyonlarında bozukluğa yol açtığı bir tablo çıkıyor.

Otizmli çocuklar için bir takım eğitimler sözkonusu. Erken dönem teşhis edildiği takdirde daha verimli olmakta. Doğru beslenme şekliyle otistik septomların azaldığı görüldüğüne göre bu hastalığın gıdayla ilişkisi de kanıtlanmış olmaktadır. Örneğin otistik birinin şeker ve glütenden uzak durması gerekir.

Buu işin diğer ayağı, toplumun otizmli insanları kucaklamasıdır. Bu hepimiz için insani bir görevdir. Onların hayatına dokunarak bizler de yara almış insani yanlarımızı iyileştirebiliriz belki ! Merhametin olmadığı yerde insan yoktur !

Otizmli çocukları sınıflarında istemeyen veliler, çocuklarını böyle bir gerçekten izole ederek aslında kendi çocuklarına kötülük ediyorlar. Çocuklarının insan olan taraflarını yaralıyorlar.

Ulusal kanallardan birinde, otizmli bir doktor karakterin yer aldığı dizi var. O karakter üzerinden verilen mesajlar ve bazı ifadeler insanı yeniden insanlık noktasında düşünmeye teşvik ediyor. Otizm hakkında farkındalık oluşmasına katkı sağlayacağını umduğum bu dizi izlemeye değer diyorum. Merak eden zaten bulur.

------

Gebze Belediyesinin kaldırım işgaliyle ilgili yerinde kararının arkasında durarak uygulamaya koymasını tebrik ediyorum. Demek ki isteyince oluyor, yapılabiliyormuş. Kaldırımlar yürünebilir hale geldi. Fakat Zabıta ekiplerinin medyaya da yansıyan müdahale şekli tasvip edilemez ki, bununla ilgili de gerekli açıklama yapıldı ve işlem başlatıldı.

------

Bi’Mola vermek isteyenler için, Alev Alatlı’dan 2 ciltlik “ Fesuphanallah - Nasihatname 1 ”, “ Hafazanallah - Nasihatname 2 ” kitapları okumaya değer.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.