Pakiş’ten ‘Doğa Seni Çağırıyor’ Söyleşisi
Polin Group Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Şöhret Pakiş, Autdoor Türkiye Platformu kurucusu İlker Tulunay’ın YouTube üzerinden hazırlayıp sunduğu Doğa Seni Çağırıyor programının 7.Bölümü’ne konuk oldu. Ümraniye Millet Bahçesi içerisinde bulunan Macera Köyü’nde düzenlenen etkinlikte Pakiş, Neuroscience (sinir bilimi) ve bu bilimin doğada vakit geçiren insanlara olumlu etkileri konularını dile getirdi. Sohbetinde insan varlığından bahseden Pakiş, insanın biyolojik ve nörol kodları ile ilgili de bilgiler verdi. İnsanoğlunun 250 -300 bin yıldır bu biyolojik yapısıyla dünyada olduğunu, bu sürenin 3.5 milyar yıllık bir canlık tarihinde çok az bir yer kapladığını aktardı. Bilimsel araştırmaların biyolojik organizmanın değişiklik gösterebilmesi için milyonlarca yıl geçmesi gerektiğini bildirdiğini söyleyen Pakiş, “Aslında yaşıyoruz ama bu yaşadığımız modern kentler bize ait yerler değil. Doğanın içinde yaşayan, koşan, tırmanan, avlanan, yürüyen atalarımızla aynı biyolojik ve nörol kodlara sahibiz. Şu an farklı kültürlerde, farklı teknolojilerde yaşıyor olabiliriz ama yaradılışımızın özünde doğada olmak var” dedi.
BEYNE NEYİN İYİ NEYİN KÖTÜ GELDİĞİNİ İYİ BİLİYORUZ.
Nörobilimin, beyni işlevsel olarak inceleyen bir bilim dalı olduğunu içerisinde anatomi, biyoloji, psikoloji ve matematik bir sürü alana hitap ettiğini hatta bu yeni çağa Nöro Çağı da denildiğini, nöro ile sağlık alanında bir çok işlev yapabildiğini belirtti. İş hayatının içerisinde de nöro bilimi kullanıdığını aktaran PAkiş, “Bugün MR cihazları da bir nevi nöro biliminin bir uzantısıdır. Görüntüleme yöntemleri ile insanların beynine yerleştirilen elektrotlarla insan beynindeki dalgaları alarak ölçümler yapılıyor. Fonksiyonel MR dediğimiz cihazlarda insanlara bazı fotoğraflar gösteriliyor ve cihazda bulunan düğmelere basmaları isteniyor. O sırada da Beynin nasıl işlediğin, beynin duygu ile deneyim arasındaki ilişkisini iyi biliyoruz. Beyne neyin iyi neyin kötü geldiğini iyi biliyoruz. Beynimizde ses alarm merkezi olduğunu, bu merkezin beynin işleyişini baskıladığını insanları rahatlattığını biliyoruz. Bu konularda araştırma yapılmasının toplum sağlığı içinde önemli olduğunu düşünüyorum. Doğanın içinde inanılmaz bir matematik denklemi var. Kaos ta tabiatın işletim sistemi. Örneğin meteoroloji 5 günden fazla hava tahmini yapamıyor ama bir köyde doğayla iç içe yaşayan bir doğa insanı, o senenin hava durumunu ağaç yapraklarına bakarak söyleyebiliyor. Doğanın içinde olması sebebi ile tabiatın verdiği mesajları okuyabiliyor. Çünkü doğanın içinde kaotik gibi görünün ama kendini yenileyen nakaratlar var. O amcamız bunları okuyabiliyor. İşte insan beynine iyi gelen bu yapı, bu ortam. O an bu elektrotlar takılıp ölçüm yapılsa, mutluluk hormonu salgılayan insan vücudu ve mutluluğu yansıtan beyin dalgaları tespit edilebilir” dedi.
BEYİN DENEYİMLE ŞEKİLLENEN BİR VARLIK
Beynin açık bir sistem olduğunu, dışarıdan gelen her bir uyaranla beynin kendini yapısal ve organizasyonel olarak komple değiştirdiğini aktaran Pakiş, “Beyin aslında dışarıdan uyarıyı alıyor, işliyor proses ediyor ama dışarıya verirken kendi yapısını değiştiriyor. Bu da beyni deneyimle şekillenen bir varlık olduğunu ortaya koyuyor. İnsan, biyolojik özellikleri açısından doğada diğer hayvanlar kadar güçlü bir varlık değil. Hep bir şeylere ihtiyacı var. İnsan hem duygusal hem de fiziksel olarak başka insanlara muhtaç. Beynimizin çok önemli bir kısmı ya da nöral devrelerimiz sosyal varlık olmamıza yarıyor” dedi.