DERDİNİ SEVEN GELSİN…


Özlem Kartal Pazvant

Özlem Kartal Pazvant

08 Haziran 2021, 09:41

 Geçmiş zaman bir kitap tutuşturuldu elime, 600 sayfa civarında kalın bir roman. Hevesli bir halde okumaya başladım. Kelimeler birbirini kovaladı, dakikalar, sonrasında saatler ve günler, yok… olmadı… okuyamadım. Sebebine gelince, ruhumu bir türlü bağdaştıramadım içindeki karakterlerle. Benliğimdeki daralmanın 600 sayfa boyunca devam edeceğini düşününce, bu acıyı çektirmek istemedim ruhuma. Bu durumdan pişman da değilim.

 Ufak bir misal söylediğim, bunun gibi o kadar da küçük değil hayat okulunda karşılaştıklarımız.  İsteyerek ya da istemeyerek kendimizi ortasında bulduğumuz, hoşnut olmadığımız durumlar o kadar çok ki. Ne var ki güçlü yaratılmıştır insanoğlu, dayanamam dediği nice acıları göğüsler, zorlu mücadelelerin üstesinden gelir. Bazı sıkıntılar kimisine sevimlidir de. Üniversite sınavına hazırlanan bir öğrencinin, yıllara yayılmış olan azmi, hayallerindeki meslek aşkıyla doludur çoğu zaman. Her çalışmaya başladığında, bir adım daha rüyalarına yaklaştığını düşünen insan için gösterdiği çaba neden zulüm olsun ki.

 Hayat, aslında verdiğimiz mücadelerle güzel. Yolun sonundan ziyade, yolda olmak ayrı bir haz insanoğluna. Mücadeleyi bıraktığımız an, mutsuzluk da peşi sıra gelmez mi? Benim hep öyle olmuştur. En dipleri yaşadığımız anlar mücadeleden vazgeçtiğimiz zamanlar değil midir? Yüklerimizi severek taşırsak sırtımızda, ağırlığı da hafifliyor esasında. Yoksa bir kilonun altında bile ezilenler gördüm ben. Tonlarca ağırlığa rağmen, dimdik ayakta duranları da. Tıpkı Seyyid on başı gibi yükünüz ne kadar ağırsa, eğer sevdiyseniz, mükafatı da o kadar kıymetli olacaktır.

 İnsan psikolojisinin tam da bahsettiğim bu noktada kırıldığını hep düşünmüşümdür. Hayatı sevmek, yada çile diyerek şikayette bulunmak? Bu durumu kısa süre öncesinde bendeniz de yaşadım. Şikayet ve çözümsüzlük. İnanın ki bu kadar çaresiz olduğum zamanlar nadirdir hayatımda. Düşünüyorum da bu yenilmişlik içinde yıllarca kalanlar biliyorum. Kendi içine bir türlü dönemeyip sorunlarla yan yana yürüyen, fakat çözülmeyen her sıkıntının ruhları azar azar harap ettiği hayatlar. İşte onların ruh sağlığı ve yaşanması gereken yılları maalesef ellerinden kayıp gidiyor. Sadece yapmamız gereken o ki, tüm yüklerimizi ve yanı başımızdakileri severek kabullenmek ve bize bahşedilen kısacık ömrü zindana çevirmemek.

 Kaza ve kadere teslimiyet, en kestirme yol olsa gerek. Niyazi Mısri’nin dediği gibi “derman arardım derdime, derdim bana derman imiş. Bürhan(delil) sorardım aslıma, aslım bana bürhan imiş” . Sevmek gerek dertleri ki yoldaki dikenler batmasın ayaklarımıza. Derdin içinde bize lazım olan dermanlar gizli çünkü. Tercih bizim ya gülleri dereceğiz ya kanayan ellerimizle dikenleri…

Kalın sağlıcakla…
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.