Diğerkâmlık ve Harun Reşit


Dr. Murat Yürükcü

Dr. Murat Yürükcü

07 Nisan 2021, 09:44

Değerli dostlarım merhabalar.

Geçen haftaki yazımda, kuş olup gitmek diyerek iç dünyamızdaki sıkılmayı ve kuş kafesindeki bir çıtayı gevşek bırakan gencin hikayesiyle de yaşama dair umudumuzu sürekli tutmaktan bahsetmeye çalıştım.

İşte geldik gidiyoruz sözleriyle de yaşamı fark edebilme noktasında geçmiş gelecek dengesini kurabilmek için anda yaşamanın önemine değinmiş oldum.

Kıymetli yorumlarınız için ne kadar teşekkür etsem azdır. İyi ki varsınız.

Dostlarım, saadet konusunda bir anlamın olsun başlığıyla iki hafta önce şunları yazmıştım:

Kendi ruh zenginliğinle birlikte yaşamaya başlayınca, mutluluğun en yüksek aşamasına çıkacaksın.

Çünkü kendini bulmuş ve ruhunu canlandırmışsın artık.

 Ne güzel, yaşayan bir ceset değilsin bu durumda.

Böylece saadetine kavuşursun.

Ve böylece bir anlamın olsun şu dünyada.

Tabi ki üzerinde düşünülmesi ve eleştirilmesi güzeldir.

Neden anlaşılamıyor peki bazı okuyucularımın nezdinde?

Anlayamayan okuyucumla aynı noktadan bakmadığımızdan kaynaklanıyor.

Mesela yardım etme denince bir gün çok zengin olduğunda fakirlere biraz yardım edebilirim diye düşünen birisi, yardım etmek konusunda benimle aynı düşünmüyor demektir.

Doğal olarak yardım etmek için kendi kafasındaki sınırsız zenginleşmeyi anlıyor ve hep o günün gelmesini bekliyor.

Oysa benim anladığım yardımlaşma, tatlı dil, güler yüzle başlıyor; anlayışlı olmaktan tutun, bir ekmeğin varsa yarısını paylaşabilmeye kadar tüm insani özellikleri kapsıyor.

Mesela toplumda beni rahatsız eden şeylerin düzelebilmesi için insanların neye ihtiyaçları olduğunu düşünüyor ve iyi bir çocuk yetiştirmekten, iyi bir aile olmaya, ruhen ve bedenen sağlıklı olmaya, kendini tanıyıp fark edip mesleğini iyi yapan biri olmaya kadar yeri geldikçe yazıp katkıda bulunmaya çalışıyorum. Kimi zaman soruları cevaplıyor, kimi zaman okuduklarımı paylaşıyorum. Bu da bir yardımcı olmaktır insanlığa.

İnsanların her geçen gün bitmek bilmeyen isteklerini gördüğümde, aç gözlülüklerini gördüğümde bunun sadece kendini düşünmekten kaynaklandığını, doymayan nefis ve ego nedeniyle narsizme kadar dayandığını gördüğümde, çözüm olarak hiç bu zamanın insanı gibi düşünmeyebiliyorum.

Bana normal gelmiyor tüm bunlar.

Normal gelmeyince bazılarına çok saçma veya hikaye işte türünden gelen bazı anekdotlar bana çok manidar geliyor.

 Çünkü narsizmi aşmanın yolu kendinden başka insanların, hayvanların hatta tüm yaratılmışların varlığını fark etmek ve kendi küçüklüğünü, acziyetini görebilmek gerekiyor.

İşte kendini aşmanın ve karşılıksız başkalarını düşünebilmenin örneğini Harun Reşit ile İhtiyar hikayesinde görebilir miyiz?

Bilemem okuyunca siz karar verirsiniz artık.

Çocuklarımıza okuyabilir miyiz diyenler var tabi ki.

Buyurun dostlar.

Harun Reşit Veziri ile birlikte tebdili kıyafet dolaşırken bahçesinde hurma fidanları diken bir ihtiyar görür.

Selam verir ve aralarında şu konuşma geçer:

- Kolay gelsin, ne yapıyorsun böyle?

- Hurma fidanları dikiyorum.

- Peki bu diktiğin hurma fidanları ne zamana kadar büyür ve meyve vermeye başlar?

- Kim bilir belki on, belki yirmi sene sonra yetişir ve meyve vermeye başlar.

- Peki onların meyvelerini görebilecek misin?

- Bu yaşlı halimle belki göremem. Ama bizden öncekilerin diktikleri ağaçların meyvelerini biz yedik. Biz de bizden sonrakilerin istifadeleri için bu hurma fidanlarını dikiyoruz.

Bu cevap Harun Reşid'in hoşuna gider ve bir kese altın verir. İhtiyar, Allah'a hamd eder ve:

- Diktiğim ağaçlar hemen meyve verdi.

Bu söz üzerine Harun Reşid bir kese daha altın verir ve ihtiyar yine Allah'a hamd eder ve:

- Herkesin diktiği meyve ağaçları yılda bir defa mahsül verir, benim diktiğim fidan hem hemen meyve verdi hem de senede iki defa ürün vermeye başladı.

Sonuç mu diyorsunuz, ben sadece yapalım elimizden geleni diyorum.

Saygılarımla.

Kalın sağlıcakla.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İbrahim yavuz - 2 hafta önce
Eline sağlık hocam teşekkür ederim
Avatar
Dumani - 2 hafta önce
Hocamızın kalemine sağlık.Tüm insanlığın huzur ve mutluluğa ulaşması için sevdiğimiz şeylerden infakta bulunmamız lazım geldiğini idrak ettik.
Avatar
Tülin - 2 hafta önce
Kalemine yüreğine sağlık Hocam bu haftada güzel bir köşe yazısını daha okuduk haftayı iple çekiyorum...
Avatar
Ayla Pehlivanlı - 2 hafta önce
Murat Hocam herşey önce her hafta yazılarınız ile hayata ayrı ayrı pencerelerden bakmaya çalışıyoruz. Emeğinize sağlık