Gebze’de Eğitim Sendikaları: Yarış Değil, Hak Vurgusu


Gebze'de bir araya gelen eğitim sendikaları, MEB'in 2026'da yürürlüğe girecek Ortak Yazılı Sınav Sistemi'ne "Öğretmen robot değildir!" diyerek karşı çıktı, mesleki özerklik çağrısı yaptı.


Gebze’de Eğitim Sendikaları: Yarış Değil, Hak Vurgusu

Gebze’de Eğitim Sendikalarından MEB’in Ortak Yazılı Sınav Sistemi’ne Sert Tepki: “Öğretmen Robot Değildir!”

Gebze Kent Meydanı, eğitim sendikalarının Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 2026-2027 eğitim öğretim yılında uygulamaya konulacak Ortak Yazılı Sınav Sistemi’ne (OYSS) yönelik güçlü itirazlarına sahne oldu. Eğitim-İş, Eğitim Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen’in ortaklaşa düzenlediği basın açıklamasında, yeni sınav sisteminin eğitimde yaratacağı olumsuz etkiler ve öğretmenlerin mesleki özerkliğine müdahale potansiyeli gündeme getirildi. Sendikalar, “Öğretmen robot, öğrenci veri, okul fabrika değildir!” sloganıyla eğitimde nitelikli ve katılımcı bir yaklaşım çağrısı yaptı.

EĞİTİM EMEKÇİLERİ GEBZE KENT MEYDANI’NDA BULUŞTU

Gebze Kent Meydanı’nda gerçekleşen basın açıklamasına, Eğitim-İş, Eğitim Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen temsilcileri ile üyeleri yoğun katılım gösterdi. Eğitim emekçileri, OYSS’nin öğretmenlerin mesleki karar alanını daraltabileceği ve eğitimi merkezi bir yapıya bağlayabileceği yönündeki kaygılarını yüksek sesle dile getirdi. Basın açıklamasına siyasi partilerden de destek geldi. Gebze Yeni Parti İlçe Başkanı Cüneyt Akın ve yönetimi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gebze İlçe Başkanı Yücel Tutan ve yönetimi ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de eyleme katılarak sendikalara destek verdi.

OYSS’YE KARŞI TEMEL İTİRAZ: “ÖĞRETMEN SİSTEMİN DEĞİL, ÖĞRENCİNİN YANINDA OLMALIDIR”

Ortak açıklamada, eğitimin sadece sınav sonuçları, puanlar ve başarı tabloları üzerinden değerlendirilemeyeceği açıkça vurgulandı. Sendikalar, OYSS kapsamında sınav hazırlama, soru seçimi, değerlendirme ve öğrenci başarı analizlerinin dijital sistemler üzerinden yürütülmesinin hedeflenmesini eleştirdi. Bu yaklaşımın öğretmenlerin pedagojik kararları üzerindeki olası olumsuz etkilerinin kapsamlı bir şekilde tartışılması gerektiği ifade edildi. Açıklamada, “Eğitimde niteliği artırmanın yolu, öğretmenin mesleki kararlarını merkezî sistemlere bağlamak mıdır?” sorusu yöneltilirken, öğrencilerin gelişiminin yalnızca sayısal verilerle ölçülemeyeceğine dikkat çekildi.

Sendikalar, her sınıfın, okulun ve öğrencinin farklı koşullara sahip olduğunu belirterek, öğretmenlerin öğrencilerini tanımasının, öğrenme güçlüklerini belirlemesinin ve uygun eğitim yöntemlerini geliştirmesinin eğitim sürecinin temel unsurları arasında yer aldığını kaydetti. Ortak ölçütler oluşturulmasının öğretmenlerin mesleki deneyimini ve karar verme yetkisini geri plana itmemesi gerektiği savunuldu.

STANDARTLAŞMA ADI ALTINDA MERKEZİYETÇİLİK UYARISI

Basın açıklamasında OYSS’ye yönelik eleştirilerin önemli başlıklarından birini, eğitimde standartlaşma ile merkeziyetçilik arasındaki fark oluşturdu. Ortak bilimsel ölçütlerin belirlenmesinin öğretmenlerin pedagojik kararlarının merkezîleştirilmesini gerektirmediği ifade edilen açıklamada, eğitim politikalarının okulların koşulları ve öğrencilerin bireysel farklılıkları gözetilerek hazırlanması gerektiği belirtildi. Öğretmenlerin yalnızca dijital sistemlerdeki işlemleri yerine getiren uygulayıcılara dönüştürülmesine karşı çıkılan açıklamada, öğretmenin sınıf içindeki gözlemlerinin, mesleki bilgisinin ve deneyiminin eğitim politikalarının oluşturulmasında dikkate alınması çağrısı yapıldı. Açıklamada şu ifadeler öne çıktı: “Öğretmen robot, öğrenci veri, okul fabrika değildir!”

FIRSAT EŞİTLİĞİ YALNIZCA ORTAK SINAVLARLA SAĞLANAMAZ

Eğitimde fırsat eşitliği konusunun da ele alındığı açıklamada, okullar arasındaki fiziki ve teknolojik imkân farklılıklarına, kalabalık sınıflara, öğretmen açığına, yoksulluğa ve dijital erişim sorunlarına dikkat çekildi. Aynı sınavın uygulanmasının bütün öğrencilerin eşit koşullarda eğitim gördüğü anlamına gelmediği belirtilerek, eğitimde eşitliğin sağlanabilmesi için okulların ihtiyaçlarının karşılanması ve her öğrencinin nitelikli eğitime erişiminin güvence altına alınması gerektiği ifade edildi. Sendikalar, Millî Eğitim Bakanlığının önceliğinin yalnızca sınav sonuçlarını analiz etmek değil, öğrenciler arasındaki başarı farklılıklarına yol açan koşulları da ortadan kaldırmak olması gerektiğini dile getirdi. Açıklamada, “Fırsat eşitliği, herkesi aynı sınava sokmaktan ibaret değildir; her çocuğa nitelikli eğitim olanağı sunmaktır!” denildi.

ÖĞRETMENLERİN İŞ YÜKÜ VE İNSAN ODAKLI YAKLAŞIM VURGUSU

OYSS’nin öğretmenlerin çalışma koşulları üzerindeki olası etkilerinin de değerlendirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, sınav planlaması, puanlama, veri girişi ve öğrenci başarı analizleri gibi süreçlerin öğretmenlere ek iş yükü getirmemesi gerektiği kaydedildi. Öğretmenlerin zaman ve emeğinin bürokratik işlemler yerine öğrencilerin öğrenme ve gelişim süreçlerine ayrılması gerektiği vurgulandı. Öğrencilerin gelişiminin yalnızca sınav sonuçlarıyla ölçülemeyeceği ifade edilen açıklamada; öğretmen gözlemleri, bireysel farklılıklar, sosyal ilişkiler ve öğrencilerin bilişsel ve duygusal gelişimlerinin de değerlendirme sürecinin parçası olması gerektiği belirtildi. Eğitimin temel amacının çocukları sınav sonuçlarına indirgemek değil, eleştirel düşünme becerilerini geliştirmek ve çok yönlü gelişimlerini desteklemek olduğu ifade edildi.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞINA ACİL ÇAĞRI

Üç eğitim sendikasının ortak açıklamasında Millî Eğitim Bakanlığına, OYSS uygulamasını öğretmenlerin, eğitim sendikalarının, alan zümrelerinin ve ilgili meslek örgütlerinin katılımıyla yeniden değerlendirme çağrısı yapıldı. Ayrıca öğretmenlerin mesleki özerkliğinin korunması, uygulamanın eğitim emekçilerinin iş yükü üzerindeki etkilerinin incelenmesi, okullar arasındaki imkân farklılıklarının giderilmesi ve eğitim politikalarının şeffaf, bilimsel ve katılımcı bir anlayışla oluşturulması istendi. Açıklamada, eğitim politikalarının başarısının yalnızca teknik sistemler ve sayısal göstergeler üzerinden değil, öğrencilerin öğrenme süreçlerinde yarattığı gelişim üzerinden değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

“EŞİT, ÖZGÜR, BİLİMSEL VE DEMOKRATİK EĞİTİM İÇİN MÜCADELEYE DEVAM”

Gebze Kent Meydanı’nda yapılan ortak basın açıklaması, öğretmenlerin mesleki haklarının ve öğrencilerin nitelikli eğitim hakkının korunması çağrısıyla sona erdi. Eğitim-İş, Eğitim Sen ve Hürriyetçi Eğitim Sen, eğitimde niteliğin artırılmasının dayatmalarla değil; eşitlik, bilimsel yaklaşım, katılımcılık ve kamusal sorumluluk ilkeleriyle mümkün olduğunu belirterek mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.

Basın açıklamasının ana mesajı ise şu oldu: “Mesleki özerkliğimize dokunmayın! Eğitimi yamamaya, öğretmeni teknisyenleştirmeye, öğrenciyi veriye indirgemeye hayır! Eşit, özgür, bilimsel ve demokratik eğitim için mücadeleye devam!”