Kozmetikte gözümüzü Çin’e diktik
T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından İhracat Ana Planı ile belirlenen hedef ülkelerde ihracat payımızın artırılması hedefiyle gerçekleştirilen “Pazar Araştırmaları” kapsamında, İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) ev sahipliğinde düzenlenen “Çin Halk Cumhuriyeti Kozmetik Sektörü Pazar Araştırması Raporu Sunum Programı”nda Çin’deki kozmetik sektörü fırsatları ihracatçılarla paylaşıldı.
İKMİB ev sahipliğinde, T.C Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur ve İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister’in katılımıyla gerçekleştirilen “Çin Halk Cumhuriyeti Kozmetik Sektörü Pazar Araştırması Raporu Sunum Programı” İKMİB’in youtube hesabından canlı olarak yayınlandı.
ÇİN KOZMETİKTE DÜNYANIN 2.BÜYÜK PAZARI
Çin kozmetik sektörüne ilişkin pazar araştırma sonuçlarının paylaşıldığı etkinlikte, ihracatçı firmalara Çin pazarına elektronik ticaret ile giriş konusunda da bilgiler verildi. Sunumda, Çin kozmetik pazarının mevcut yapısı ve pazara ilişkin öngörüler, pazara giriş yöntemleri, pazara girişte tarife ve tarife dışı düzenlemeler, kozmetik mevzuatı ayrıntılı olarak ele alındı. 2019 yılı itibarıyla küresel değeri 500 milyar dolara ulaşmış olan kozmetik sektöründe Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) Pazar Araştırması çalışmasında hedef ülke ve sektörlere yönelik yapılan çalışmada Çin kozmetik pazarı, 2019 yılında 64 milyar dolar hacmi ile ABD’den sonra dünyanın ikinci büyük kozmetik pazarı durumunda. Dünyanın en büyük kozmetik ürünleri ithalatçısı olan Çin’in 2019 yılı itibarıyla kozmetik ürünleri ithalatı 17 milyar dolar seviyesinde olurken, kozmetik ürünleri ithalatında son 10 yıldır sürekli artış gözükmekte.
KOZMETİK SEKTÖRÜNDE 9 AYDA 968 MİLYON DOLARLIK İHRACAT
Kozmetik sektörüne ilişkin ihracat bilgilerini paylaşan İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister , “Kimya alt sektörlerimizde uçucu yağlar, kozmetikler ve sabun başlığı altında ihracatımız Eylül 2020’de 133 milyon 477 bin dolar olarak gerçekleşti. Yine bu sektörde Ocak-Eylül 2020 itibariyle toplam ihracatımız ise 968 milyon 429 bin dolara ulaştı. 2020 yılı ilk dokuz aylık kozmetik ihracatı verilerine göre ilk sırada “sabun” yer alırken, ikinci sırada “tıraş vücut deodorantları- tuvalet müstahzarları” ve üçüncü sırada ise “renkli kozmetikler” yer aldı. Pandemi döneminde (Nisan-Mayıs-Haziran) kozmetik sektörümüzde geçen yıl aynı döneme kıyasla sabun haricinde tüm sektörlerde gerileme oldu. Bu dönemde yurt içindeki ihtiyaçların karşılanması gerektiğinden bazı kozmetik ürünleri ihracatı ön izne bağlanmıştı. Dolayısıyla bu durum ihracatın kısmi düşmesine sebep oldu. Ancak tekrar ihracattaki ön iznin kaldırılmasıyla Haziran ayı itibariyle kozmetik sektörü ihracatımız artış göstermeye başladı. Bizi korkutan kış aylarında salgının ikinci vaka artışını sergileme ihtimali, inşallah bu gerçekleşmez diye umuyoruz. Bu yıl Temmuz-Ağustos dönemindeki verilere baktığımızda kozmetik sektörünün hızla yükselişe geçeceğini öngörüyoruz” dedi.
YÜZDE 10-15 BANDINDA İHRACAT ARTIŞI HEDEFLİYORUZ
Köklü ve geleneksel üretimin olduğu sabun sektöründe uzun yılların birikimi ve bilinirliğinin rekabet avantajı oluşturduğuna dikkat çeken Pelister, “Dünya sabun üretimi konusunda ülkemiz önemli bir yere sahip. Renkli kozmetikler ile saç bakım ürünleri sektörleri de ihracatımızda önemli yer tutuyor. Yine önemli bir üretim kapasitesine sahip olan aerosol sektörü güçlü olduğumuz alanlardan biridir. Kozmetik sektörümüzün ciddi üretim potansiyeli, gelecek adına umut veriyor. Özelikle sektöre hammadde sağlayan esans konusundaki ilerlemeler, üretimde sektöre pozitif yansıyacaktır. Sektörde yüzde 10-15 bandında istikrarlı bir ihracat artışı hedefliyoruz. İhracat vizyonu olarak, çevre ülkelerden oluşan ana pazarların yanı sıra Uzak Doğu, Çin, Latin Amerika ülkelerini de hedef alarak çeşitlendirmeye çalışıyor ve bunu önemsiyoruz. Çin’i tanıyan ve Şanghay’da Çin İthalat Fuarı’nı düzenlemiş İKMİB olarak Çin’e ayrıca önem veriyoruz. Son yıllarda Çin’de kalite rekabeti fiyat rekabetinin önünde seyrediyor. Bu durum kozmetik sektörümüz için avantajlı olabilir. Sektörümüzün dünya piyasalarında rahatlıkla kalite rekabeti yapabilecek kadar iyi durumda olduğunu belirtmek isterim” ifadelerini kullandı.
YENİ DÜZEN DİJİTAL YAŞAM ODAKLI HALE GELİYOR
Global tüketici davranışlarında geleneğin değiştiğine, bunun da yeşil ekonomiyi yükselttiğine vurgu yapan Pelister, “Buna bağlı olarak da doğa dostu kozmetik ürünlerinin daha ileriye taşınması ve bu yönde üretimlere ağırlık vermemiz gerektiğine inanıyorum. Ülkelerin genetik yapıları dolayısıyla daha niş ürün ve ülke odaklı üretime de ihtiyacımız var. Dünyadaki yeni düzen daha dijital yaşam odaklı hale geliyor. ABD ve AB merkez bankaları dijital dolar ve dijital euroyu gündemlerine aldılar bile. Bu durum kendi ödeme sistemini de barındıracak şekilde yeni bir dijital ticaret ve dijital ihracat platformu oluşturma gerekliliğini ortaya koyuyor. Çin özelinde dijital ticaretin son 5 yılda iki katından fazla artmış olması da dijital ticari geleceğin bir kanıtı olarak görülebilir. Yeni dijital gerçeklik ve dijital gelecek ekonomik pozisyonları, sosyal pozisyonları da etkiliyor. Dolayısıyla kozmetik sektörümüzün alıcılara bir ‘yaşam biçimi’ sunacak şekilde yeni pazarlama stratejilerinin de oluşturulması gerekliliğini ortaya koyuyor. Kısacası yeni bir dünya yeni bir ekonomi ve yeni bir sosyal yaşam önümüzde. Bu üçlüyü iyi kurgulamak ve oyun kurucusu olmak gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada da bakanlığımızla birlikte gelecek dünyayı birlikte oluşturmak için her türlü birlikteliğe ve beraber çalışma modellerine açık olduğumuzu bildirmek istiyorum. Yeni dünya düzeninde Çin’den başlayan Yol ve Kuşak Projesi ile ilgili olarak gerek lojistik merkezleri gerekse ekonomik döngüde yeni bir kurguya ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Çin özelinde yılbaşı itibariyle hayvansal deneylerin son bulması ile batı şartlarında deneylerin başlanması Türk kozmetik sektörümüze daha fazla ihracat yapma imkanı sağlayacaktır diye düşünüyoruz” değerlendirmesini yaptı.
