Türkiye’nin bölgede gücü artacak
Demir İpekyolu olarak da adlandırılan Bakü-Tiflis-Kars (BTK) Hattı’nın işletmeye açılması için gün sayılıyor. 30 Ekim 2017 tarihinde gerçekleşecek hat açılışıyla Avrupa-Asya arasında yıllık yük kapasitesi 16.5 milyon ton ve yolcu kapasitesi 3 milyon olan bir önemli bir ulaştırma eksenine sahip olacağız
Okan Üniversitesi Uluslararası Lojistik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güngör Evren demiryolu bağlantısını şu sözlerle değerlendirdi:
OKAN’DAN DEĞERLENDİRME
Öncelikle belirtmek gerekir ki, böyle bir geçişin uzun mesafeli kitle taşımacılık özelliği demiryolunun kullanılmasını zorunlu kılmaktadır. Coğrafi konumumuzun özellikle Asya-Avrupa arasında demiryolu transit geçişinde rol oynayabilmesinin önünde bazı sorunları vardı. Bunlar hattın sürekliliğini ortadan kaldıran fiziksel engeller ve siyasal sorunlardır.
Ülkemiz üzerinden Avrupa-Asya geçişi için İran ve Kafkasya üzerinden olmak üzere iki seçenek söz konusudur. İran üzerinden geçişin en önemli engeli Van Gölü’dür. Van Gölü feribotlarla geçildiği için bu seçenek Avrupa-Asya geçişinin gereklerini yerine getirmekten uzak bulunmaktadır. Kafkasya üzerinden bağlantı seçeneğinin ise Kafkasya’ya geçişte sorunu vardı. Çünkü demiryolumuz Kafkasya’ya Ermenistan’dan geçmekteydi. Oysa Ermenistan kapısı, bilindiği gibi, 1993’ten beri kapalıdır. Bu nedenle bu geçişin de geçerliliği bulunmamaktadır.
ÖNEMLİ BİR ULAŞIM NOKTASI
Yeni hatla birlikte artık Avrupa-Asya arasında yıllık yük kapasitesi 16.5 milyon ton ve yolcu kapasitesi 3 milyon olan bir önemli bir ulaştırma eksenine sahip olacağız. Bu amaçla ülkemizde bu eksen üzerinde bulunan hatların da gözden geçirilmesi ve kapsamlı bir planlama ile gerekli diğer düzenlemelerin yapılması zorunludur. Konunun, iyi yönetilmesi gereken, siyasal boyutunun da bulunduğu unutulmamalıdır.
EKONOMİK GÜÇ KAZANACAĞIZ
Bu hat sayesinde ülkemiz önemli bir ekonomik güç kazanacaktır. Transit geçişler, özellikle demiryolu ile gerçekleştirildiğinde, gerçekten büyük kazanımlar sağlamaktadır. Hele de uzun mesafeli geçişler söz konusuysa, bu fırsatın önemi iyice artmaktadır. Avrupa-Asya arasındaki yılda 75 milyar dolarlık taşımacılıktan payımızı arttırmamızın katkısını küçümsemek olanaksızdır. Geçtiği bölgelerin ekonomisine ve sosyal yaşamına da olumlu etkileri olacağı kuşkusuzdur. Daha önemlisi ülkemizin lojistik üs olması açısından da küçümsenmeyecek bir destek sağlayacaktır. Böyle bir projenin, olanaklarından en büyük ölçüde yararlanılabilmesi için, tüm yönleriyle en iyi şekilde değerlendirilmesi ve yönetilmesi gerekmektedir.