ESKİHİSAR, BİR DRAMIN ÖYKÜSÜ VE AKÇAYIR


Yüksel Pekdemir

Yüksel Pekdemir

06 Aralık 2019, 09:25

 Kıymetli okurlarım,

Bugün size Gebze’mizin kıymetli şair öğretmenlerinden  Yüksel Akçayır hocamızın bir şiirini paylaşacağım sizlerle.  Yüksel Bey, şiirinin hikayesini de  kendisi anlatıyor.  Dikkat çeken bir hikaye... Bir dramın şiire bürünmüş hali. Şiir de yorum da kendine ait.. Buyrun okuyunuz efendim.

Sanırım yetmişli yıllardı. Eski Hisar -Topçular arabalı vapurlarının seferlerine yeni başladığı zamanlar. İlk defa Gebz'ye gelmiştim. Eski Hisar sahilindeki meşhur Sakız Ağacının altına oturduğum anda  sekiz on yaşlarında bir roman kızı çiçek alın diye yanımıza yanaştı. Çiçek almak istediğimizden değil ama yinede çeneye tutuştuk.

Ne zamandan beri çiçek sattığını sordum. "yeni" dedi. Sonrada ezberden şiir okur gibi hiç nefes almadan anlatmaya başladı:

-Annem satıyordu çiçeği. Babam ayyaş hep içer. Annem hafta sonunda çiçek satar, hafta içinde de bohçecilik yapar. Hem yiyeceğimizi kazanır, hem de babamın içki parasını. Aksi halde babam hepimizi sopayla döğerdi.

Bir gün annem sırtında bohçeyle merdivenden düştü ayağı kırıldı,yatağa bağlandı. Evin geçimi ablama kaldı. Ablam ondört yaşındaydı. Babam sabahtan çiçekleri sayar ablama teslim eder, akşam gelincede paraları isterdi. Çiçekleri bitirmeden geldiği her akşam sopa yerdi.

Biz bilmiyorduk ama ablam bizim gençlerden birine aşık olmuş. Çiçekten erken gelince akşam üstü buluşurlarmış. Çiçekleri bitirmeden geldiği zaman babam çok fena sopalıyor, geç kalınca da sevgilisi kızıyor terk etmekle tehdit ediyormuş.

Bir gün sevgilisi son defa ihtar vermiş:

-Eğer yarın da böyle geç kalırsan bir daha beni hiç mi hiç arama, demiş. O gün babamda ayni tehdidi yapmış. Çiçekleri bitirmeden gelirse kemiklerini kıracağını söylemiş.

Zavallı ablam, koşmuş kaçmış ama son üç çiçeği satamamış. Çıkmış şoo gemilerin birinin tepesine, bir tüp hapın hepsini içmiş. Kimse fark etmemiş. Ertesi sabah görmüşler: Ablam ölmüş.

Bunları anlatırken kirpiklerinde kıristal bir damla titriyordu:

-Biliyor musunuz? dedi. Bir müslüman çıkıpta o üç çiçeği alsaydı bu gün ablam yaşıyor olcaktı. Ama kimin umurundaki "Çingenenin üç çiçeği  kalmıştı".

Aradan on yıllar geçti. Bir daha o kızı hiç görmedim. Bu gün hatırlayınca keşke diyorum o küçük roman kızının sepetindeki bütün çiçekleri alsam da ablasının mezarına götürüp dizsem ve üç çiçek için canına kıyan o çingene kızdan insan olarak payıma düşen özürü dileseydim.

Defalarca Eskihisar’daki çiçekçi romanlardan bu kızı sordum ama ne bu olayı hatırlayanına ne de o kızları tanıyanına rastlayamadım. Ben bir insan ve şair olarak o kızdan özür amacıyla bu küçük şiiri karaladım. Işıklar içinde uyusun...

ÇİNGENENİN ÜÇ ÇİÇEĞİ KALMIŞTI

Kolunda sepeti, içinde çiçek,

Yüreği bağrını deldi delecek,

  Erken bitirip de erken dönecek,

  Esmer bir genç yüreğini çalmıştı,

Çingenenin üç çiçeği kalmıştı.

 Düzeltti sepeti, çıktı meydana,

 Önce keskin keskin baktı etrafa,

 Sonra can havliyle koştu bir yana,

En toy iki genci hedef almıştı,

Çingenenein üç çiçeği kalmıştı.

Oturttu bir taşa, falına baktı,

Dudağından ballar şerbetler aktı,

Ara sıra çiçek lafı da çıktı,

 Lakin gençler hayallere dalmıştı,

Çingenenein üç çiçeği kalmıştı.

Gün tükeniyordu, vakit çok dardı,

O akşam üzeri buluşacaklardı,

"Çiçek alın abi"diye yalvardı,

Elleri titriyor gözü dalmıştı,

Çingenenein üç çiçeği kalmıştı.

Bir ara boşluğa kaydı bakışı,

Kesildi hayatın normal akışı,

Bozuldu görüntü, sarsıldı başı,

 Yolunda gitmeyen bir şey olmuştu,

Çingenenein üç çiçeği kalmıştı.

Çekildi ayaklar, kesildi sesler,

Yıldız döşemeye başladı gökler,

"Olmadı be, dedi yine bu sefer",

Yorgun ayakları yola salmıştı,

Çingenenein üç çiçeği kalmıştı.

Kayboldu şehirin gürültüsünde,

Erken saatlerde gün ertesinde,

Şehir Vapuru'nun güvertesinde,

Polis bir genç kızı ölü bulmuştu,

Sepetinde üç çiçeği kalmıştı...

                 Yüksel AKÇAYIR         

      11 haziran2016( Eskihisar-Gebze)  

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.