EY AŞK !


Sibel Çakcak

Sibel Çakcak

03 Nisan 2021, 11:13

Hayat sevmekle başlar aşık olmakla , sarıp sarmalamakla koskoca kainatı , ben öznesinde biz paydasıyla buluşmakla başlar her şey , çözülür karışık bulmacanın zahmetli cevabı .
Yere göğe sığmayan alfabede dile gelen üç harflik bir kelime ve bu kelimenin deryasında gizlenmiş paha biçilemez hazine .
      İsimler cisimler değişse de mevsimlerin sürüklediği dünya üzerinde değişse de insanlar , baki kalan efsunlu hece değişmez asla ; aşk , Ey aşk ! 
Ateşin koruna korkusuzca uzatırken ellerini , bütün hücrelerinle kuşanmak sırılsıklam seni .
Kurumuş dalları yemyeşil ormanlara çevirmek , kâlbin dile gelince aklın kenara çekilip sevdaya buyur demesi , maddenin gölgesinde başlayıp manânın varlığında tecelli eden mucize ; Ey aşk ! 
Mecnun’un Leyla’sı , Kerem’in Aslı’sı , Mevlana’nın Şems’i , Yunus’un Tapduk Emre’si , nihayetinde ikide bir olmanın , ah demenin eyvah demenin hakiki meyvesi .
Narını etrafın zifiri karanlığına kandil yapan mecnunun yangınına , kova kova su taşıyan biçare , nereden bilsin ki yüreği gönüllü esir almış o masum , o zarif , o narin közün gücünü . Kırmızı siyah turuncu , birbiriyle olabildiğince bütünleşen renkler bütünleşen varlık . 
Gökyüzü , yıldızlardan aydan güneşten , özgürlüğe kanat çırpan kuşlardan vazgeçebilir mi ?
Peki ya insan , onu her zorluğa her umutsuzluğa rağmen ayakta tutan şu derin gücün adı aşk değil mi ?
Ağaç kalemde dile geliyor , kalem kağıtta yerini buluyor , yazı gönüle okurken giriyor , ne dersin dostum bu aşk değil mi ?
Şehir şehir köy köy dolaşan gezgin ruhlar , lisanı anlaşılmaz ülkeler kıtalar aşan  yorgun akşamlar .
Bir varlıkla başlayıp bin varlıkta yol alan , keşfettikçe yüreklerdeki sesi  hakiki aşk deryasına dalan , kainata baktığında kusursuz tablo seyrinde nasıl da delice atıyor kâlbin . Gönül kıblesine yönünü çevirince her tozlanmış çehre , nasıl da aydınlanıyor aşkın tecellisiyle . 
Şiirler şarkılar türküler , bazen bir melodi bazen iki satırlık cümle bazen de sayısız renklerin dili , tercüman oluyor lisanın en güzeline .
Sarmaşık , o şıklığıyla nasıl da inceden kavrıyor taştan duvarı , ayazdan fırtınadan nasıl da koruyor sahibini , tıpkı yakan kavurucu sıcakta tüm hücrelerinle serinlemek gibi bir his .
      Ey aşk ! kimine masmavi derya kimine uzaktan bakan sırlı manâ , ne mısralar yazıldı ne ağıtlar döküldü senin yoluna , ışık oldun ses oldun renk oldun , her zerrede okyanus her okyanusta zerre , çözenin ağırlığı yüreğinde , çözemeyenin dersen vay haline .
Yanmak aşk oduyla yanmak yürekte çetin dava , yanmak pişmeye doğru evrilen gönüllü dua , yanmak mecnun urbasıyla dolaşmak öz benliğinde evvela .
Ey aşk ! deliliğin dahiliği dahiliğin deliliği , sana uzanmış tinde can , yak gitsin o vakit gündüzler terazisinde dertlenmiş geceyi , bükük boynuyla sarkan !.. 
Sibel Çakcak
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hülya Ekmekci - 2 hafta önce
"yak gitsin o vakit gündüzler terazisinde dertlenmiş geceyi , bükük boynuyla sarkan !.." Ne kadar güzel bitirmişsiniz bu güzel yazıyı. Aşkla doymayı arzular her gönül. Ama kimi fani gönlünü duyar, aşkı sunar kana kana. Kimi fani de gönlünün yerini dahi bulamaz. Bu yazı her faniye sorgulanır aşkı. Tebrik ederim.