Büyükakın gazetemizin canlı yayın konuğu oldu!


Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın Gazete Gebze Instagram sayfamızda canlı yayın konuğumuz oldu. Gündeme dair birçok konuda sorularımızı yanıtlayan Büyükakın tüm dünyanın uğraştığı koronavirüs salgınıyla ilgili, ‘’ Türkiye’nin emsal ülkelere göre süreci çok daha iyi yürüttüğünü söyleyebiliriz.’’ dedi.


Büyükakın gazetemizin canlı yayın konuğu oldu!

Sosyal izolasyonu sağlayarak farkındalık oluşturmak adına röportajlarımızı instagram.com/gazetegebze.com.tr adresinden canlı yayın bağlantılarıyla sürdürmeye devam ediyoruz. Gazete Gebze Instagram sayfamızda gerçekleştirdiğimiz canlı yayınımızda dünkü konuğumuz Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın oldu. Koronavirüsün kentimize yansımalarını, alınan tedbirler, vatandaşların ve esnafların karşı karşıya kaldığı sorunlar ve belediyeler tarafından yapılan çalışmalarla ilgili sorularımızı yanıtlayan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın açıklamaları şu şekilde;

BELEDİYELERİN ORGANİZASYONU TAM VE YERİNDE

Başta sağlık ve emniyet teşkilatı olmak üzere yakından alakalı birimler var. Onlarla doğru temaslarımızı kurduğumuzda, yavaş yavaş süreç doğru yönetilmeye başlanmış oluyor. Valiliğimizle, İl Pandemi Kurulu toplantılarında çok doğru bir organizasyon içindeyiz. Herkesin ne yapacağı, kimin ne görev üstleneceği belli, hangi ilçede ne yapılacağı belli. İlçe düzeyinde Kaymakamlıklarımızla ilçe belediyelerimiz, il genelinde de Valilikle Büyükşehir Belediyemiz uyum içinde.

Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü 11 Mart tarihinin hemen ertesinde biz Genel Sekreter Yardımız Hasan Bey Başkanlığında tüm ilçe Belediye Başkan Yardımcılarını topladık, ilçe belediyelerinden birer yetkili istemiştik. İlçe Belediye Başkan Yardımcıları, bu koordinasyon ekibine katıldılar. Dolayısıyla belediyelerinde organizasyonu tam ve yerinde oldu.

TÜRKİYE SÜRECİ İYİ YÖNETİYOR

Sayın Cumhurbaşkanımızla, Büyükşehir Belediye Başkanları olarak bir video konferans gerçekleştirmiştik. Orada, tek tek bizlere ilimizde yapılmakta olan çalışmalar konusunda sorular yöneltti Sayın Cumhurbaşkanımız. Önce kendisi bizlere genel bir konuşma yapıp dikkat edilmesi gereken hususları, alınması gereken tedbirler konusunda bazı hususların altını çizdiler. Daha sonra tek tek söz vererek hangi ilde ne durum var, mücadele için neler yapılıyor bunları tek tek dinledi. Böylelikle orada da çok ciddi bir koordinasyon sağlandı. Biliyorsunuz her ilin farklı özellikleri var. O özellikler bağlamında da iller kendi durumlarını ilettiler. Zaman zaman çıkarılan kararnamelerde, genelgelerde, kanunlarda bunları görüyorsunuz. Orda da tam bir koordinasyon ve uyum söz konusu. Şüphesiz başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı çok yoğun bir çalışma yürütüyor bu süreç içinde. Çevre ve şehircilik Bakanlığı ve Spor Bakanlığı da öyle. Maliye Bakanlığı bütün bu kaynakların sağlanması konusunda ciddi bir seferberlik içinde. Dolayısı ile ilgili tüm kurum ve kuruluşların çok güzel bir iş birliği içinde olduğunu ve Türkiye’nin emsal ülkelere göre süreci çok daha iyi yürüttüğünü söyleyebiliriz. Buda hepimiz için gurur verici.

ESNAFLARA DESTEK

Biliyorsunuz, virüsle mücadele tedbirleri kapsamında bazı işletmelerin kapatılması söz konusu olmuştu. Mesela kafeler, restoranlar kapatıldı. Şüphesiz bu arkadaşlarımız, ciddi bir kayba uğradılar. Ancak minibüs ve otobüs işleten esnafımız, seferlerine devam etmek ve daha az yolcu taşımak durumunda kaldılar. Yani biraz şuna benziyor, lokantayı kapalı tut ama aynı şekilde yemekleri hazırla, kimseye satma demek gibi bir şey bu. Topu taşımada da seferlerine devam et ama az yolcu taşı demiş olundu. Ciddi bir mağduriyet söz konusu oldu. Tüm esnafımıza yardım etmeliyiz. Berberimize, lokantacımıza hepsine gereken desteği vermeliyiz. Onlarda yapılıyor zaten. Daha önce şoför esnafımıza gıda paketi ve hijyen paketi dağıtımı süreci başlamıştı. Berberler odamızla da yaptığımız görüşmede, berberlerimizden gıda ve hijyen paketi talebinde bulunanlara da aynı yardımları göndereceğiz. Onlardan talep topluyoruz. Bu doğrultuda, arkadaşlarımız ihtiyacı olanlara cevap veriyor. Ama minibüsçülerimiz biraz daha farklıydı onlara ilave bir destek verilmesi gerekiyordu.
Fakat bunun yasal temeli yoktu. Yani belediye olarak bizim onların yakıtlarını karşılama şansımız hukuken mümkün değildi. Biz bunu yaptığımız video konferansla, Sn. Cumhurbaşkanımıza arz ettik. Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlı bu manada belediyeler. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu konuyla ilgili gerekli yasa tasarısını hazırladı, Cumhurbaşkanımıza arz ettiler ve dün biliyorsunuz meclisten gerekli düzenleme çıktı.  Bizde hemen meclisimizi olağanüstü toplantıya çağırdık. Nasip olursa önümüzdeki hafta içinde toplantımızı yapıp, esnafımıza destek vereceğiz. Orada şöyle bir şey yaptık, gittikleri kilometre başına yakıt masraflarını hesapladık şoför esnafımızın. 7 metrenin altı ve 7 metrenin üstü büyüklükteki araçlar şeklinde bir ayrım yaptık. 7 metrenin altındaki araçlarda gittikleri Km başına 1 Lira, 7 metre üstündekilerde 1.25 Lira olacak şekilde destek vereceğimizi söyledik. Toplamına baktığımızda aşağı yukarı 16 Milyon Lira gibi bir tutara ulaşacak yapacağımız ödemeler. Bütün sıkıntılar ortadan kalkacak mı, bunlar yeterli olmayacak ama önemli bir destek olduğu da çünkü 16 trilyon lira çok büyük bir tutar. Şoför esnafımızın bu süreci daha rahat atlatması için, ve hizmetin aksamadan devam etmesi için önemli bir yardım olacağı ortada. Zaten kendileriyle görüşerek bu skalayı hazırladık, yani neye göre ödeme yapacağımızı.  Herkese aynı ödemeyi yapmak, çok mantıklı değil. Daha objektif bir kriter belirlemek gerekiyordu yani otobüs yada minibüs başına değil de gittiği kilometre başına bir ödeme yapılması doğruydu çünkü örneğin Karamürsel’den kalkıp İzmit’e gelen yada Gebze’den kalkıp İzmit’e gelen bir otobüsle, Derince’den İzmit’e gelen bir otobüs aynı yakıtı yakmıyor. Dolayısıyla yakıta göre bir destek gerekiyor diye düşünmüştük. Düzenlemeyi de buna göre hazırladık, meclise sevk ettik şimdi bir meclis kararı alıp arkadaşlarımızın ödemesi yapacağız.

YATIRIMLARIN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞUNU BİR KEZ DAHA GÖRMÜŞ OLDUK

Genç arkadaşlarımız hatırlamaz, bizim 20’li 30’lu yaşlarda olduğumuz dönemde, bundan 20-30 sene önceden bahsediyorum. Hastanelerde sıra almak için gece saat 3’te 4’te kalkıp hastanelerde kuyruğa giren insanların olduğu bir Türkiye’den bugünkü şartlara geldik. Yani aşağı yukarı otel konforu sağlayacak derece hastanelerimizin hem yatak kapasitesi hem araç gereç, ekipman kapasitesi hem de doktorlarımızın sayısı, yardımcı görevlilerimizin sayısı bakımından çok ciddi bir yatırım yapıldı. Dolayısıyla bunun karşılığını bugün alıyoruz aslında. Eskiden var olan hastalarına bakamayan, hastaların hastanelerde rehin kaldığı bir Türkiye vardı, onlar unutuldu. Ama bugün bir kez daha fark ettik ki böylesine büyük bir krizle karşı karşıya kalınca gururla bir kez daha fark ettik ki gerçekten yapılan o çalışmaların hepsi karşılığını verdi. Mesela aşağı yukarı nüfus olarak biz Almanya’yla aynı seviyedeyiz, Almanya dünyanın beşinci büyük ekonomisidir. Ama mesela Türkiye’deki solunum cihazı sayısı Almanya’dan fazladır. Yani Türkiye’nin neler yaptığını, geçmiş 20 yılda yaptığı yatırımların ne kadar önemli olduğunu bugün bir kez daha görmüş olduk. Şimdi burada pandemi dediğimiz vakada sorun şurada; hastane kapasitesinin, yatak kapasitesinin hasta sayısıyla uyum sağlayamaması. Hasta sayısının hastanedeki kapasiteyi çok çok aşması problem oluyor. İspanya’da gördük, İtalya’da gördük, İngiltere’de söylüyorlar, mesela yaşlıları zaten hastaneye bile götürmüyorlar evlerinde ölüme terk ediyorlar. Bu gerçekleri görüyoruz. Geçen Cüneyt Özdemir, internetten yayın yaparken de söylüyor, biz Amerika’daki şartlarla Türkiye’yi kıyasladığımızda, Türkiye çok çok iyi dediğimizde bize yalaka diyorlar gibi bir ifadede bulundu yaptığı yayında. Bu hakikati görmek istemeyenlere, buna gölge düşürmek isteyenlere söyleyecek sözümüz yok, açıkçası onları dert ettiğimizde yok. Ne derlerse desinler.  Güneş balçıkla sıvanmaz, hesap ortada. Türkiye’deki yatak kapasitesi ortada, hasta sayısı benzer ülkelerde kıyaslama yaptığınızda yine ortada. Mesela aynı günde, salgın başladı, geldiniz 20. güne diyelim ki. İtalya’da da başladı, 20. Gündeki vakayı Türkiye’deki vakayla kıyaslamak lazım. Türkiye’de bu kıyaslamayı mesela Amerika için yapayım ben size. Amerika’da dün bir veri açıklandı, 5 bin dendi sonra o verilerde bir değişiklik nedeniyle bunların 5 bin olduğu aslında 2 bin küsür olduğu ifade edildi. Verilere ilişkin bir düzeltme yapıldı. Amerika’nın nüfusu 380 milyondur, kabaca Türkiye’nin dört katıdır. Türkiye’de, emsal ülke olarak alırsak benzer bir şekilde günde 500 kişinin vefat etmesi lazım. Bakın Amerika salgınla bizden daha sonra tanıştı. Daha sonra tanışmasına rağmen şu an günde 500 kişi, 500 kişinin üzerinde Amerika’da vefat ediyor. Türkiye’de hala bu sayı 120’ler mertebesinde ve bu çok açık bir başarı. Şimdiye kadar alınan tedbirlerin başarısı. Ben bu başarıda emeği geçen başta Sn. Cumhurbaşkanımıza, Sağlık Bakanımıza ve ilgili tüm bakanlıklarımıza teşekkür ediyorum ama en büyük teşekkürü de sağlık çalışanlarımıza ediyorum. Sağlık çalışanlarımızın kalitesi gerçekten dünya strandartında. Dünya standartında derken bunu da belli şeylere dayandırarak söylemek istiyorum. Mesela İngiltere’den Almanya’dan, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden Türkiye’ye tedavi olmak için gelenler var. Sağlık turizmi adı altında artık bir turizm çeşidi ortaya çıktı. Türkiye’nin gerçekten hem sağlık sektöründe çalışan insan gücü hem de hastanenin kalitesi ve kapasitesi açısından çok güçlü bir ülke olduğu dünyaca da biliniyor ve kabul ediliyor. Bugüne kadar bu çalışmalarda emeği geçen herkese tek tek teşekkür ediyoruz, ama sağlık çalışanlarımızın bu süreçte en ön cephede olduğunu unutmadan onlara bir kez daha teşekkür edilmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

HİZMETLERİMİZ DEVAM EDİYOR

Biz sosyal belediyecilik anlamında çok önemli bir kapasiteye sahibiz, geçmişe de sahibiz. Bizim mesela yıllardır, ‘Gönül Kazan Projesi’ adı altında, cebinde parası olsa bile evinde parasıyla aldığı malzemeyi yemek haline getiremeyecek, pişiremeyecek olan yaşlılarımıza yıllardır hazır yemek götürüyoruz, onlar sadece ısıtsınlar ve yiyebilsinler diye. Yıllardır devam eden bu projenin kapsamı genişletilerek devam ediyor. Özellikle evlerinde kalmak durumunda kalan 65 yaş üstü vatandaşlarımızın içinde bu tür durumda olan varsa bize ulaştıkları takdirde, 153 numaralı hattımızdan yada 112 hattından bize ulaştıkları zaman biz kendilerine bu konuda yardımlarımızı ulaştırıyoruz. Aşağı yukarı orada günde 500 civarında haneye bu hizmetimizi götürüyoruz. Onun dışında evde bakım hizmetlerimiz yıllardır devam ediyor. Yatalak hastalar var, istediğiniz kadar haliniz vaktiniz yerinde olsun, saçı uzar, sakalı uzar, tırnaklarının kesilmesi gerekir, bakıma muhtaçtır.. Evlere berber göndermek dahil olmak üzere bu hizmetlerimiz yıllardır sayısı artarak devam ediyor. Ama bunun dışında maddi durumu bu kriz nedeniyle bozulan insanlar olabilir, ama maddi durumu bozuk olmasa bile gıda temininde güçlük yaşanması ihtimali söz konusu olabilir. Biz bu ihtimali de hesaba katarak, daha Türkiye’de vakalar görülmeden önce gıda paketlerinin teminiyle ilgili süreci başlattık. Biz kriz başladığında hemen 3-4 gün içinde bu paketleri teslim aldık ve 1 Nisan itibariyle gıda yardımlarını yapmaya başladık. 50 bin koli gıda paketi onun yanında da 15 bin adet hijyen paketinin teminini yaptık ve dağıtımına devam ediyoruz. Mesela Gebze bölgesini bir bütün olarak kastediyorum oradaki tüm ilçelerimizi. Dört ilçemizin toplamında şu anda 5 bin koliyi geçtik. Talepler aşağı yukarı 20 bin civarında, gün gün arkadaşlarımız dağıtmaya devam ediyorlar.

NE KADAR ÇABUK BİTİRMEK İSTİYORSAK O KADAR ÇOK İZOLE KALMALIYIZ

Virüsle baş edebilmenin en etkili yolu sosyal mesafe. Sosyal mesafedeki başarımız nedeniyle bu başarı geldi, dolayısıyla buna dikkat etmemiz gerekecek bir süre daha. Ne zaman etkinlikler hayata geçer onu verilerin gelişi biraz belirleyecek. Ama Almanya bizden önce girdi biliyorsunuz bu sürece. Ağustos gibi planlıyorlar, muhtemelen bizde daha sonra olması gerekir, böyle beklemek lazım. İnşallah daha erken biter ama yurt içi seyahatler tekrar başladığında, yurt dışı seyahatler açıldığında, AVM’ler vs. buraların trafiği arttığında vakalarda tekrar bir artış eğilimi görünebilir ki buna zaten ikinci dalga diyoruz. Yine biliyorsunuz ilkbahara girerken, sonbahara girerken mesela gribal enfeksiyonlarda artışlar olur bu mevsim geçişlerinden dolayı. Okulların açılması gibi faktörler, toplu taşımanın tekrar normale dönmesi gibi faktörler sayılarda atışa sebep olabilecektir. Onun için şöyle düşünmemiz lazım aslında biz bunu ne kadar çabuk bitirmek istiyorsak o kadar çok izole kalmalıyız, o kadar mesafeyi daha iyi korumalıyız. Eğer orada başarılı olursak çok çok daha erken bir şekilde bu virüsle mücadeleyi kazanma imkanımız olacak bunu önemle hatırlatmak lazım, unutmamak lazım.

VAKALARIN İLK GÖRÜLDÜĞÜ BÜYÜKŞEHİRLERDEN BİR TANESİYİZ

Bu istatistikleri doğru okumak lazım. Mesela bir yerde çok ölüm vakası oluyor, oraya doktorlarda gidiyor değil mi bu durumla ilgili. Şöyle bir sebep sonuç ilişkisi kursak, doktorların çok olduğu yerde ölen çoktur desek saçmalamış oluruz değil mi, hiç şüphesiz öyle olur. Dolayısıyla istatistik tek başına hiçbir anlam ifade etmez, sebep sonuç ilişkisini doğru anlamak gerekir birincisi bu. Şimdi vakalar doğal olarak hareketliliğin çok yüksek olduğu yerlerde başladı önce. İstanbul’da başladı, Kocaeli’de başladı. Biz vakaların ilk görüldüğü büyükşehirlerden bir tanesiyiz. Hareketliliğin çokta azaltılması mümkün olmayan şehirlerden bir tanesiyiz. Mesela bir liman şehriyiz, mesela bir geçiş şehriyiz. Hemen dibimizde bir Sabiha Gökçen Havaalanı var, 39 tane limanımız var, 13 tane organize sanayi bölgelerimiz var. Bunlar hareketliliğe sebep oluyor. Dış ticaret rakamlarında Türkiye’nin en önemli şehirlerinden bir tanesiyiz dolayısıyla önce burada başlaması, İstanbul’dan başlaması zaten beklenen bir şeydi. Vakaların önce başladığı yerlerde sayılar yüksek çıkacak ilk başlarda. Yine sayıca bizdeki bu özellikleri göstermeyen bazı şehirlerde, mesela Isparta’da da yüksel çıktı umre ziyaretleri nedeniyle karantinalar orada uygulandığı için. Şimdi bir süre sonra illerimiz arasındaki farklılıkta ortadan kalkacak. İlk önce mesela Çin’de Wuhan’da başladı. Wuhan’daki rakamlar diğer şehirlerdeki rakamlardan fazla çıkar önce ama bir süre sonra şehirlerin rakamları birbirlerine eşitlenir. İstanbulda çok hasta var, başka ilde az hasta var gibi bir mantık az önce bahsettiğim sebep- sonuç ilşkilerini doğru kuramamaktan kaynaklı bir mantık. Burada önce başladığı için burada daha fazla var bir, ikincisi burası hareketli bir şehir olduğu için daha az hareketli şehirlere göre burada daha fazla vaka görülecek. Başka bir unsurda şu, yaptığınız test sayısı da önemli faktörlerden bir tanesi. Kocaeli’de yapılan test sayısı fazla olduğu için daha titiz bir şekilde çalışıldığı için, buradaki sağlık çalışanlarımızı da ayrıca kutluyorum. Başından beri çok titiz çalışıyorlar o nedenle sayılarında yüksek çıkması son derece doğal. Biz Valilikte oluşturduğumuz bir koordinasyon ekibiyle bilimsel olarak bu verilerin tahminini projeksiyonunu yapıyoruz. Uzman arkadaşlarımız, istatistikçilerimiz, doktorlarımız bu konuyla ilgili çalışmalar yapıyorlar. Burada tehlike nerede olur, hasta sayımızın, onları tedavi edecek araç gereç ve doktor, yardımcı personel kapasitesiyle kıyaslanmasıyla ortaya çıkar. Yaptığımız toplantıda şunu gördük bizim böyle bir riskimiz yok. Vali Bey ve Kocaeli Üniversitesi Rektörümüz Saadettin Hülagü Bey ile değerlendirmemiz yaptık, şu anki rakamlara baktığımızda yatak kapasitemize, yoğun bakım ve solunum cihazı kapasitemize bakıp yorumlama yaptığımızda, Kocaeli’de böyle bir sıkıntı yaşamayacağız. Muhtemelen önümüzdeki hafta itibariyle, biz zirve değerlere ulaşmış olacağız ve sonra yatay bir seyir izleyeceğiz. Yani ay sonuna geldiğimizde, yatay seyir bitip aşağıya doğru iniş başlayacak. Yani Ramazan Bayramı’ndan sonra aşağıya doğru olan süreci çok net bir şekilde görürüz ve bir rahatlama olur ama bunun koşulu evde kalmaya devam etmek. Yani biz kontrolü sağladık, rahat rahat gezebiliriz dediğimizde biz tekrar bir bulaşmaya ve sayıların artmasına sebep oluruz. Şu anda sayılar, salgının kontrol altına girdiği gösteriyor. Hem Türkiye verileri böyle hem Kocaeli verileri böyle. Aldığım analizlere göre herhangi bir yoğun bakım kapasitesi ya da yatak kapasitesi açısından bir risk yok. En kötü senaryoda bile yönetilebilir vaziyette gözüküyor. Ama biz en kötü senaryonun bile kötüsüne hazırız. Bunu da vatandaşlarımız bilsin gönülleri rahat olsun. Onlardan tek beklediğimiz şey hükümetimizin, valiliğimizin, belediyemizin açıklamış olduğu beyanlara, ilanlara sıkı sıkıya uysunlar, evlerinde kalsınlar.

METRONUN YAPIMIYLA İLGİLİ BİR ENDİŞEMİZ YOK

Gebze Metrosu’nun koronavirüs nedeniyle çalışma temposu düşmüş olabilir ama Gebze Metrosu’nun Darıca’yla Gebze İstasyonu arasındaki kısmıyla, Gebze İstasyonuyla GOSB arasındaki kısmının planlaması Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapıldı. Önümüzdeki üç yıllık periyotta Gebze Merkez istasyonuyla GOSB arasındaki kısmı daha sonraki süreçte de geri kalan kısmın tamamlanmasıyla ilgili bir çalışma bir çalışma yapıldı. Metronun yapımıyla ilgili endişemiz yok. Darıca tarafında bir sıkıntı vardı, bazı istasyonların yapıldığı yer itibariyle ticari işletmelerin bazıları zarar görüyordu. Onları bir kez daha gözden geçirdik, o istasyonların yapısını, mimarisini, inşaat tekniğini vs. gözden geçirip o işletmelerin zarar görmeyeceği bir hale dönüştürdük. Esnaflarımızda çok memnun oldular, dükkanları yıkılıyordu onları da kurtardık. Darıca’da bulunan hastanemize biraz uzaktı istasyon, ihale edildiği haliyle o istasyonu da Darıca’daki hastaneye biraz daha yakınlaştıracak bir çözüm bulduk. O kısım revize edildi. O nedenle Darıca kısmı biraz gecikti. Bizim için Gebze’deki önemli bir diğer yatırımda organize sanayi bölgelerine geçiş yapılan kısım. Özellikle Balküpü Kavşağı’nın olduğu kısımda iki tane otoban geçiş köprüsü var. Karayolları Genel Müdürlüğü o geçiş köprülerinin ihalesini yaptı, yani duble olacak orası. Halihazırda bir gidiş bir geliş şeklince, duble olacak şekilde ihalesi yapıldı. 40 trilyonluk bir ihale o. Bizde Büyükşehir Belediyesi olarak, o iki köprünün doğusunda ve batısında birer üst geçit daha ve altta kavşak düzenlemelerini içeren, bağlantı yollarını yeniden yapan bir planlama daha yaptık. Bu planlama 80 milyon değerinde. Yani 40 milyon lira Karayolları yapıp, 80 milyon lira Belediyemiz yapıp toplam 120 milyon lirayla organize sanayi bölgelerinin olduğu o bölgedeki trafiğin kolaylaşması ve yan yollardaki hareketin rahatlıkla sağlanması için projemizi hazırladık. İhalemizi yapıp sahaya giriyoruz. Diğer bir projede, Anibal battı çıktısının olduğu yerde Tatlıkuyu köprüsünün altında yan yola katılımlarla ilgili o bölgeden ciddi şikayetler geliyordu. Battı çıktıyı Karayolları yapmıştı, Karayolları ile görüştük yaz aylarında oranın son düzenlemelerinin yapılması için çalışmalar yapılacaktı. Korona virüs nedeniyle orada biraz gecikme olur ama zannediyorum bayramdan sonra çalışmalara başlanacaktır. Anibal Kavşağı’nın üstündeki trafik yoğunluğunu düzenlemek için trafiğin dolaşımıyla ilgili bir çalışma yapıyoruz. Bölgenin tamamında, trafik dolaşımıyla ilgili bir çalışma yapıyoruz, oda bitmek üzere bunlar bittiğinde Gebze’nin trafiği rahatlayacak. Tabi girişteki hal binasının oradan taşınması ve başka bir yere alınması da önemli olacak. Zinnur Bey’le birlikte yeni bir yerin bulunması çalışmalarını sürdürüyoruz. Hal esnafımıza uygun bir yerde gerekli inşaatı yapıp hali de oradan kaldıracağız. Oto galericilerin uygun bir yere taşınmasıyla ilgili bir projeyi yine Zinnur Bey’le yürütüyoruz. Mezbahanın yeniden yapılması ve bir hayvan satış noktasının yapılmasını da önemsiyoruz. Özellikle Gebze’nin köyler ve civar köyler için bu çok elzem bir proje. Gebze açısından önemli şeylerden bir tanesi Askeri Kışla’nın olduğu bölgede yapılacak olan Millet Bahçesi. Geçtiğimiz günlerde Çevre Bakanımızla görüşmeye gittik. Millet Bahçesi’nin yapımını Çevre Bakanlığı’nın ortak proje olarak bizimle yapması konusunda mutabakata vardık. Bu koronavürüsle ilgili süreç tamamlandıktan sonra orada da ihaleye çıkılacaktır. Darıca’daki Millet Bahçesi’yle ilgili çalışmalara Büyükşehir Belediyesi  olarak biz hızla devam ediyoruz. Sahil düzenlemesinin bir kısmını bitirdik. Darıca tarafından Millet Bahçesi’ne girişin olduğu yerden Eskihisar’a kadar olan kısmı tamamladık. Oradaki düzenlemelerimiz de hızlı bir şekilde yürütüyoruz. Gebze’nin çok önemli bir meselesi de Hünkar Çayırı, Fatih’in otağını kurduğu yer. Hünkar Çayırı’yla ilgili orada bir açık hava müzesi olarak görebileceğimiz, Panaroma 1453’ü andıran ama aynı zamanda Fatih’in otağını kurduğu o yeri o zamanın koşulları ile canlandıran, genç nesillerimizin o zamanın şartlarını görebildiği, çevre illerdeki vatandaşlarımızın gelip görmek isteyebileceği bir alan oluşturacağız.

SEVDİKLERİNİZ İÇİN EVDE KALMANIZ GEREKİYOR

Bu süreci başarıyla yönetmemizin püf noktası evde kalmamız, birbirimizle sosyal mesafemizi koruduğumuzda, bunu doğru yönettiğimizde, temas etme konusuna özen gösterdiğimizde, kişisel hijyenimize hassasiyetle riayet ettiğimizde önümüzdeki süreci atlatacağız. Önemli olan hastalanmamak. Dikkat etmemiz lazım, hasta sayımızın artmaması lazım. Özellikle gençlerimiz bu hastalığı herhangi bir belirti göstermeden atlatıyor ama evdeki büyükleri için birer bulaştırıcı kaynak oluyorlar. Bunu asla unutmayın. Bizim bu süreci başarılı bir şekilde yürütmemizin nedeni 65 yaş üzeri vatandaşlarımızı evde tutmamız. Sevdikleriniz için evde kalmanız gerekiyor.