Çocukluk Çağı Lösemisinde Tedavi Başarısı Yüzde 90’ı Geçti
Çocukluk çağı lösemisinin bazı türlerinde tedavi başarı oranı yüzde 90'ı aşarak umut verici bir dönüm noktasına ulaşıldığı açıklandı.
Antalya’da düzenlenen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi’nde, çocukluk çağı lösemisi tedavisindeki yüksek başarı oranları müjdesi verilirken, hematolojide yapay zekâ kullanımının potansiyeli ve riskleri masaya yatırıldı. Türk Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, çocukluk çağı lösemisinin bazı türlerinde tedavi başarısının yüzde 85-90’ın üzerine çıktığını açıkladı. Dernek ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap ise yapay zekânın hekimin yerini tutmayacağı uyarısında bulundu.
Türk Hematoloji Derneği tarafından 3-7 Kasım tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Belek turizm merkezinde gerçekleştirilen 52. Ulusal Hematoloji Kongresi, bin 200’ü aşkın katılımcıyı bir araya getirdi. 34 oturumun düzenlendiği kongrede, bilimsel değerlendirmeler sonucunda 346 bildiri kabul edildi. Kongre sonunda düzenlenen basın toplantısında Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, İkinci Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu ve Araştırma Sekreteri Prof. Dr. A. Emre Eşkazan, hematolojik hastalıkların tanı ve tedavisindeki son gelişmeleri değerlendirdi.
Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası vesilesiyle yaptığı açıklamada, tanı yöntemleri ve yeni tedavi seçenekleri sayesinde çocukluk çağı lösemilerinde önemli başarılara imza atıldığını vurguladı. Ünüvar, “Özellikle teşhise ait yöntemlerdeki gelişmeler, güncel tedavi seçeneklerindeki yenilikler ve bilim dalları arasındaki yoğun iş birliği sayesinde lösemili çocuklarımızın büyük bir bölümünü başarıyla tedavi edebiliyoruz. Örneğin, lenfoblastik löseminin özellikle B hücreli tiplerinde yüzde 85-90’ın üzerinde tedavi başarısı elde edilebiliyor” dedi. Türkiye’deki merkezlerin, gelişmiş ülkelerin önemli sağlık kuruluşlarındaki başarı düzeylerine ulaştığını belirten Ünüvar, lösemi tedavisinin uzun ve zorlu bir süreç olduğuna, ancak yalnızca hastalığı yenmenin yeterli olmadığına, çocukların sağlıklı bir geleceğe sahip olmalarının ve tedavinin uzun dönem etkilerinin takip edilmesinin önemine dikkat çekti.
YAPAY ZEKÂ HEMATOLOJİDE: POTANSİYEL VE UYARILAR
Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Özgür Mehtap, yapay zekânın hematolojik hastalıkların tanı, tedavi ve takibindeki kullanımına yönelik çalışmaların devam ettiğini aktardı. Dernek bünyesinde geçen yıl kurulan Yapay Zekâ Bilimsel Alt Komitesi’nin hastalıkların tanısına yardımcı modeller üzerinde çalıştığını ve 4 bildirinin Amerikan Hematoloji Derneği kongresinde kabul edildiğini belirten Mehtap, “Yapay zekâ hastalıkların tanı, tedavi ve takibinde giderek daha fazla kullanılacak gibi görünüyor. Ancak bu, hekim olmadan yapay zekânın her şeyi yapabileceği anlamına gelmiyor. Hastalık dinamik bir süreç. Sabah gördüğümüz bir hastanın durumu bir iki saat içerisinde değişebiliyor. Dolayısıyla bu sistemler henüz yüzde 100 kullanılabilir durumda değil. Yapay zekâ bile yanılabiliyor. Bu programlarda dikkat etmek gerekiyor” uyarısında bulundu.
TÜRKİYE’DE 4 BİN 215 KÖK HÜCRE NAKLİ GERÇEKLEŞTİ
Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, hematolojideki hücresel tedavi yöntemlerine değinerek, Türkiye’de 2025 yılında bin 681’i allojenik, 2 bin 534’ü otolog olmak üzere toplam 4 bin 215 kök hücre nakli gerçekleştirildiğini açıkladı. Hematopoetik kök hücre naklinin hastanın kendi hücreleriyle veya uygun bir vericiden alınan hücrelerle yapılabildiğini anlatan Ateşoğlu, allojenik naklin akut lösemi, dirençli lenfoma, aplastik anemi ve bazı genetik hastalıkların tedavisinde kullanıldığını belirtti. Nakil için uygun verici bulunmasının kritik önem taşıdığını vurgulayan Ateşoğlu, “Bağışçı olan kişilerin, özellikle kök hücrelerin toplanacağı son aşamaya gelindiğinde kararlarından vazgeçmemeleri son derece önemli. Çünkü bu süreçte vericinin vazgeçmesi, nakil bekleyen hasta açısından ciddi sonuçlar doğurabiliyor” dedi.
CAR-T TEDAVİSİNDE UMUT VEREN GELİŞMELER
Kanser tedavisinde çığır açan yöntemlerden CAR-T hücre tedavisine de değinen Prof. Dr. Elif Birtaş Ateşoğlu, Türkiye’de bazı merkezlerde çalışmaların başladığını ancak yöntemin henüz rutin uygulamada olmadığını belirtti. Hastanın kendi bağışıklık sistemi hücrelerinin kanserle savaşacak şekilde yeniden düzenlenerek kullanıldığı bu tedavinin, kemoterapiye yanıt vermeyen hastalarda önemli bir seçenek olduğunu ve Türkiye’deki kullanımının ve erişilebilirliğinin artmasının hedeflendiğini ifade etti.
KANSIZLIĞIN NEDENİ BELİRLENMEDEN DEMİR TAKVİYESİ KULLANMAYIN
Türk Hematoloji Derneği Araştırma Sekreteri Prof. Dr. A. Emre Eşkazan, halk arasında kansızlık olarak bilinen aneminin farklı hastalıkların belirtisi olabileceğine dikkat çekti. Aneminin en yaygın nedeninin demir eksikliği olmakla birlikte, vitamin B12, folat eksikliği, böbrek hastalıkları, iltihabi durumlar ve kemik iliği yetmezliğinin de rol oynayabileceğini söyledi. Eşkazan, “Öncelikle aneminin nedeninin araştırılması ve doğru tanı konulduktan sonra tedavi edilmesi gerekiyor. Çünkü kansızlığın altında yatan nedenin erken teşhis edilmesi, hastalığın ilerlemesini ve hastanın durumunun kötüleşmesini önleyebiliyor” uyarısında bulunarak, daha önce görülmeyen veya giderek artan halsizlik, yorgunluk ve bitkinlik şikâyetlerinde aile hekimine ya da bir sağlık kuruluşuna başvurulmasını tavsiye etti.
HEMATOLOJİK HASTALIKLARDA GELECEĞE UMUTLA BAKIŞ
Prof. Dr. Özgür Mehtap, önümüzdeki 10 yıl içinde hedefe yönelik ilaçlar ve hücresel tedavilerle sağ kalımı ciddi derecede artıracak yeni ilaçların sayısının artacağını öngördü. Yapay zekânın ilaç geliştirme süreçlerinde de kullanılmaya başlandığını ekledi. Prof. Dr. Ayşegül Ünüvar ise süt çocukluğu lösemisinde geçmişte yüzde 40-50 olan tedavi başarı oranlarının, geliştirilen hedefe yönelik bir tedaviyle yüzde 90’ın üzerine çıktığını vurgulayarak, hekimlerin ulusal tedavi protokollerini dünya genelindeki gelişmelere göre güncellediğini belirtti. Ünüvar, “Belki de ileride, yani çok yakın zamanda kanser tedavilerinin yerini bu hedefli tedaviler alacak. Bu zaman sağlam organlara kanser ilaçlarının muhtemel yan etkileri de ya çok aza inecek ya hiç olmayacak şeklinde gerçekten umutluyuz. Kanser tedavilerinde çok hızlı gelişmeler var” ifadeleriyle gelecek adına iyimser bir tablo çizdi.
Kaynak: Özgür Kocaeli Gazetesi