Demir Çelik Sektörünün “40 yıllık delikanlı” sı!
Gebze’de 40 yıl önce girmiş olduğu metal sektöründe halen yoluna devam eden Ahmet Demir, 40 yıl önce kurmuş olduğu Dervişler Metal’in yanına Zetaş Metal’i de ekleyerek sektörde köklü bir yer edindi.
Aynı zamanda cemiyetçiliği de iş hayatıyla beraber sürdüren Demir, 1996 yılında katılım gösterdiği ve iki dönem başkanlık yaptığı MÜSİAD’la da kültürel ve sosyal etkinlikleri sürdürmekte. Uzun yıllardır faaliyet gösterdiği Gebze İstasyon mahallesinde ticari hayatını sürdüren Ahmet Demir’in hedefleri arasında daha büyük bir depolama alanı ve kendi merkez binasını inşa etmek var. Demir’le Dervişler Metal’i, Zetaş Metal’i ve sektörün sorunları ile ilgili bir söyleşi yaptık.
Sayın Demir, firmanızı ve ticari hayatınıza nasıl başladığınızı kısaca anlatırmısınız? Ne zamandan beri bu işi yapıyorsunuz?
1974 senesinde Gebze’ye yerleştik. 40 seneye yakın da bu sektörde hizmet vermekteyim. Önce Dervişler Metal olarak burada İstasyon caddesinde imalatla başladım. Ardından imalatla birlikte satışa da başladım. Ardından Zetaş Metal firmamızı da devreye aldık. Demir ve metal olarak başladık, halen bu şekilde devam ediyoruz. Bir çok firmanın bu tür ihtiyaçlarının tedarikini sağlıyoruz. Çelik hasır ve inşaat demiri başta olmak üzere, kutu Profiller, galvaniz ve doğalgaz boruları, sanayi boruları, siyah-dkp-galvaniz saclar, köşebent,lama,kare,te,npu,npı, sandviç panel, atermit ürünleri, trapez sacı, ferforje ürünleri, fittings mamülleri, boya ve tiner, elektrot ve Karbosan ürünleri satıyoruz. Çelik konstrüksiyon imalatçılarına ve inşaatçılara yönelik tüm malzemeleri temin edebiliyoruz. Bir çok üretici firmanın da bayiliğini yapmaktayız. Depolarımız var ama ana yönetimi buradan yapıyoruz. Ağır malzemelerimizi depolarımızda kullanıyoruz.
Geriye baktığınızda 40 yıl sonra Zetaş veya Dervişler metal olarak hedeflediğiniz yerde misiniz?
Tam olarak ulaştık diyemeyiz başarılıyız ama inşallah daha güzel hedeflere ulaşacağız. Bizim sektörde bir çok üretici firma var, bu da rekabeti beraberinde getiriyor. Bizim amacımız kimseyle rekabet etmek değil. Kaliteli malzeme satmak, sattığının arkasında durmak ve istenen malzemeleri zamanında teslim etmek bunun sonucunda insanları memnun etmek.
Bunca zaman her türlü sıkıntılara ve yaşanan acı olaylara rağmen ayakta kaldınız. Firma olarak neyinizle öne çıktınız?
Dürüst çalıştık. Sözümüzü tuttuk, ne dediysek onu yaptık. Müşterilerle ilişkimiz her zaman iyiydi. Müşteri memnuniyetini ön planda tuttuk. Ne söz verdiysek dediğimiz süre zarfında gerçekleştirdik. Bizde temelden çatıya kadar malzeme var. Çatı malzemeleri, izolasyon ve çatı kaplama malzemeleri de satıyoruz. Boya, perforje de var elimizde. Kısacası demirle alakalı her şeyi satıyoruz. 50’ye yakın bayiden malzeme temin ediyoruz. Bir çok üretici firmadan malzeme alıyoruz. Hatay’dan, İzmir’den mal aldığımız yerler var.
Günlük borsanın döndüğü bir sektördesiniz. Ketal fiyatları sürekli değişken. Sizce bu piyasalar ne durumda?
Biz uzun yıllardır bu işin içindeyiz. Sektörde herkes şikayetçi; Para yok iş yok diyorlar. Aslında öyle değil. Piyasalar çalışmak isteyen, iş yapmak isteyenler için gayet uygun. Çalışan, ticaret yapmak isteyen için iş de var para da var. Biz iş yetiştiremiyoruz. Bazı sektörler tıkanmış olabilir ama bizim sektörde böyle bir şey yok.
Uzun yıllar bu kentte SİAD Başkanlığı yaptınız, bir çok STK’da görev aldınız. Sizce bir iş adamının cemiyetlerde olması gerekiyor mu? Bu görevlerin ne gibi faydaları oluyor?
Ben1996 yılında Gebze’de MÜSİAD’da başkanlık yaptım, siyasi partilerde görev aldım. O dönem çok değerli iş adamlarımız Mehmet Penbegüllü, Ömer Faruk Başaran, Ahmet Doğan Güzel gibi isimlerle MÜSİAD’ı kurduk. 20-25 kişiydik o dönemlerde. O dönem Gebze’de bugünkü gibi fazlaca SİAD’da yoktu. Birkaç STK dışında, köy dernekleri dışında fazla bir yer yoktu. Biz Müsiad’ı Gebze’ye getirdik. Diğerleri bizden sonra Gebze’ye geldiler. sonrası Müsiad başkanlığı yaptım o gün bugündür Müsiad’da ve cemiyetin içindeyim. Bundan sonra da görev almaya devam edeceğim. BU tür görevler yaşadığınız kente katkı sunuyor. Onların sıkıntılarını, ticaret hayatındaki aksaklıkları gündeme taşımak için bir araç oluyor. Meslek erbabı insanları ve üyeleri bir ticari konsersuyum altında buluşturabiliyorsunuz. Fuarlar, meslek seminerleri ve tanıtımlarla iş hacminiz ve iş ufkunuz genişleyebiliyor.
O günkü şartlarla şimdileri kıyaslarsınız neler değişti? Şu anda bu tür STK’larda görev alan genç işadamlarımıza neler söylemek istersiniz?
Sivil toplum kuruluşlarının bizim gibi sanayinin yoğun olduğu yerlerde her zaman olması gerekir. Biz Türkiye’nin ve Gebze’nin çok zor döneminde, en zor şartlarda Müsiad’day görev yapmaya çalıştık. Şimdi şartlar daha kolay diyebilirim. Bizim zamanımızda teknoloji bu denli yoktu, bu kadar gelişmemişti. O dönemler nüfus farklıydı, şimdi daha farklı. O yıllarda bu kadar organize sanayii bölgesi yoktu. Dolayısıyla iş hacmi de oldukça kısıtlıydı. STK’lar ve SİAD’larda da görev yapmak o dönemlerde zordu. STK’larda görev yapan ve yapmak isteyen genç işadamlarımıza buradan şu tavsiyelerde bulunabilirim; Şimdiki yöneticiler çok şanslı. Ekonomi ve sanayi oldukça ileri seviyede. Devletimiz önemli ölçüde KOBİ’lerimizi destekliyor. Firmalarımız kendilerini bir Avrupa firmasından, bir uzak doğu firmasından aşağı görmüyor. Öz güvenleri yüksek. Hükümetimiz sürekli destekliyor. Çalışan, iş yapan ve ürettiğini satmak isteyenler için bu ülkede her şey var. O yüzden işleri ile birlikte STK’larda da olsunlar. Hem çalışıp ülke ekonomisini kalkındırsınlar, hem de SİAD ‘lar ve STK’lar da ülke için bulundukları bölge için projeler üretsinler. Şu an bakıldığında bir SİAD kalabalığı var gibi. Bence de bu kadar sayı fazla. Daha nitelikli ve sonuca giden, hedef kitleyi harekete geçirecek kuruluşlar altında birleşilmeli, tabela ya da etiket olsun diye SİAD’lar ortaya çıkmamalı. Bulunduğu kent, bu kentin ekonomi ve ticari gelişimi ve kültürel ve sosyal yapılanması için bir şeyler üretmeli, projeleri hayata geçirmeli. Ülke olarak çelik sektöründe iyi bir durumdayız. İhracatımız sürekli artıyor. Sektörde ABD ve Çin’e rağmen iyi bir durumdayız. Türkiye eski Türkiye değil. Kabuğunu kıran, Dünya ile yarışan bir ülke. Savunma sanayinde gelişiyoruz. Bilim ve Teknoloji de gelişiyoruz. Biz bu tür ağır sanayi malzeme üretiminde iyi olabiliriz ama bu bize yetmez. Tonajı arttırmak yeterli değildir. Katma değeri yüksek ürünlere yönelmek gerekir. Rahmetli Başbakanlarımızdan, hocamız Prof.Dr. Necmettin Erbakan’ın o dönemlerde söylediği , Cumhurbaşkanımızın Başbakanımızın söylediği gibi “bizim teknoloji üretmemiz lazım” . Eminim 20-30 yıl sonra Dünyanın süper güçlerinden biri olacağız”


