İSG EĞİTİMLERİ MASAYA YATIRILDI
Türkiye’de çalışma hayatının en büyük sorunlarından biri olan iş kazaları, milyonlarca çalışana verilen İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) eğitimlerine rağmen hız kesmeden devam ediyor. 6331 sayılı İSG Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2012 yılından bu yana sistemin genişlemesine karşın artan can kayıpları, “İSG eğitimleri gerçekten hayat kurtarıyor mu?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
SGK VERİLERİ ACI TABLOYU ORTAYA KOYDU
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları, iş kazalarındaki dramatik artışı gözler önüne seriyor. 6331 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2012 yılında 74 bin 871 iş kazası meydana gelirken, bu kazalarda 744 çalışan hayatını kaybetti. Aradan geçen yıllarda İSG mevzuatı genişleyip iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri sistemin birer parçası haline gelse de, 2023 yılında kaza sayısı 589 bini aştı, can kaybı ise 1.972’ye ulaştı. 2024 yılı verileri ise 1.897 çalışanın iş kazaları sonucu yaşamını yitirdiğini gösteriyor.
EĞİTİMLER BÜROKRATİK BİR FORMALİTEYE Mİ DÖNÜŞTÜ?
6331 sayılı Kanun’un hazırlık sürecinde Sağlık Bakanlığı’nı temsilen üst düzey görevler üstlenen Halk Sağlığı ve İş Sağlığı Uzmanı Dr. M. Tahir Soydal, sahadaki uygulamalara yönelik çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Mevzuata göre tehlike sınıflarına ayrılan işyerlerinde belirli periyotlarla verilmesi zorunlu olan İSG eğitimlerinin, yoğun üretim baskısı altında çoğu zaman hızla tamamlanan birer formaliteye dönüştüğü belirtildi. Eğitimlerin sınıf ortamındaki birkaç saatlik sunumlar ve atılan imzalardan ibaret kalmasının, çalışanlarda kalıcı bir davranış değişikliği yaratmadığı vurgulandı.
“GÜVENLİK KÜLTÜRÜ BELGELERLE DEĞİL, DAVRANIŞLARLA OLUŞUR”
Pek çok işyerinde güvenliğin kendisinin değil, “güvenliymiş gibi görünecek belgelerin” üretildiğine dikkat çekilirken, kağıt üzerinde eksiksiz görünen süreçlerin sahada karşılık bulmadığı ifade edildi. Bir sistemin başarısının verilen eğitim saatleriyle değil, önlenen kazalar ve kurtarılan hayatlarla ölçülebileceği belirtilerek, İSG eğitimlerinin yalnızca mevzuata uyum sağlamak için değil, gerçek bir güvenlik kültürü oluşturmak amacıyla yeniden tasarlanması gerektiğinin altı çizildi.
Haber Merkezi