ZAMAN 03.02’DE DURDU, MANŞETLER YIKIMI YAZDI 17 AĞUSTOS’UN YÜZYILLIK ACISI

17 Ağustos 1999 gecesi saat 03.02’de 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi ile sarsılan Kocaeli ve Gebze bölgesi, felaketin yıl dönümünde kaybettiklerini rahmetle anarken, dönemin gazete manşetleri o karanlık gecenin ve sonrasındaki çaresizliğin tarihe düşülen en acı tanıkları olarak öne çıkıyor.
Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve 45 saniye süren 7,4 büyüklüğündeki deprem, Kocaeli, Sakarya, Yalova, İstanbul ve Gebze dâhil olmak üzere tüm Marmara Bölgesi’nde büyük yıkıma yol açtı. Resmi verilere göre 18 bin 373 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 48 binden fazla kişinin yaralandığı felakette, yüz binlerce insan evsiz kaldı. Bölgenin sanayi ve ulaşım merkezi konumundaki Gebze ve çevresi de iletişim ağlarının kopması, altyapının felç olması ve otoyollardaki kırılmalar nedeniyle zorlu günlerden geçti.
ZAMANIN DURDUĞU AN
17 Ağustos sabahına uyandığında Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük sanayi ve insani yıkımlarından biriyle karşı karşıya kaldı. O dönem basımı tamamlanan veya yıldırım baskıyla bayilere ulaştırılmaya çalışılan gazeteler, felaketin ilk boyutunu sayfalarına taşıdı. Sabah ve Milliyet gazeteleri ilk günlerde “DEPREM” ve “HALK SAHİPSİZ” başlıklarıyla çıkarken, enkaz altından yükselen çığlıklar basının da ortak dili haline geldi. İletişim altyapısının tamamen çökmesi sebebiyle haberleşmenin kesildiği Gebze ve Kocaeli genelinde, bölge halkı ve gazete muhabirleri arama kurtarma çalışmalarına ilk elden destek vermek zorunda kaldı.
MANŞETLERDE YÜKSELEN İSYAN
Afetin ertesi günü olan 18 Ağustos 1999’da ulusal ve yerel basın organları logolarını siyaha bürüyerek yayına girdi. Hürriyet Gazetesi, malzeme çalan müteahhitlere ve denetimsiz yapılara dikkat çekmek için “KATİLLER” manşetiyle çıktı. Radikal Gazetesi “ÇÖKTÜK”, Cumhuriyet Gazetesi ise “ACIMIZ BÜYÜK” diyerek faturanın ne kadar ağır olduğunu duyurdu.
Gölcük Donanma Komutanlığı’ndaki yıkım, TÜPRAŞ rafinerisinde günlerce süren ve Gebze’den de dumanları izlenen dev yangın, gazete manşetlerinde “İkinci Deprem Riski” başlıklarıyla yer buldu. Sadece Kocaeli ve Sakarya’da binlerce bina iskambil kağıdı gibi yıkılırken, denetimsiz yapılaşmanın bedeli on binlerce canla ödendi.
SANAYİ VE BÖLGE ULAŞIMI KİLİTLENDİ
Marmara Depremi sadece konutları değil, Türkiye ekonomisinin kalbi sayılan Kocaeli-Gebze sanayi aksını da doğrudan etkiledi. Dönemin haber arşivlerinde; D-100 kara yolu ile TEM otoyolunda meydana gelen yarılmalar ve tren hatlarının zarar görmesi nedeniyle ulaşımın durduğu yer aldı. Gebze bölgesinde kurulan geçici toplanma alanları ve çadır kentler, haftalarca evlerine giremeyen vatandaşlara ev sahipliği yaptı. Gazetelerin bölgeye dair haberlerinde öne çıkan en kritik unsur, Gebze’nin kriz anında üstlendiği lojistik ve insani yardım köprüsü rolü oldu.
HUKUKİ SÜREÇ VE GEÇMEYEN YARALAR
Depremin ardından açılan binlerce dava, arşiv manşetlerinde “Ceza Değil Zaman Aşımı” başlıklarıyla kendine yer buldu. Kocaeli ve çevresinde yürütülen yargılamalarda müteahhitler ve sorumlular hakkında açılan davaların birçoğu zaman aşımı veya ceza ertelemeleriyle sonuçlandı. Dönemin basın yayın organları, yargı sürecindeki bu aksaklıkları ve mağduriyetleri manşetlerine taşıyarak toplumsal vicdanın sesi olmaya çalıştı.
DİRENÇLİ ŞEHİRLER VE AFET BİLİNCİ
Aradan geçen yıllara rağmen 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, Kocaeli ve Gebze için sadece bir anma günü değil, aynı zamanda kentsel dönüşüm ve yapı güvenliği konusundaki en büyük ders olarak tazeliğini koruyor. O günün gazete manşetlerinde yer alan “Unutmayacağız, Unutturmayacağız” ifadeleri, bugün Gebze ve tüm Kocaeli genelinde sürdürülen riskli yapı stoku incelemeleri, kentsel dönüşüm projeleri ve deprem toplanma alanlarının hayati önemini bir kez daha hatırlatıyor.
Yunus Kahraman