Gidişin Böylesi …


Arzu Yaman

Arzu Yaman

30 Temmuz 2020, 10:54

İnsanın yaşam yolculuğunun bir sonu var. Bu dünyaya vazifeli geldik, bir gurbetçi gibi yaşıyor ya da yaşadık ve asıl güzergahımıza gitmek için yol alıyoruz hep birlikte. Neden geldiğimizin şuuruna vararak yaşamayı dileriz. Neticede herkesin eşitlendiği yer, bir avuç toprak. Lakin nasıl yaşadığımız kadar, bu hayata nasıl veda ettiğimiz de önemli olsa gerek.

Büyüklerden duyduğumuz olmuştur; “Allah ölümün de hayırlısını versin.” Evet versin diyelim tekrar. Çünkü son zamanlarda yaşananlar bizim bu cümleyi tekrar dillendirmemize neden olmuştur. Ardı ardına gelen kadın cinayetleri haberleri yüreğimizi kavurmakta. Herkes diken üstünde yaşamakta ve güven dediğimiz insan hukukunun vazgeçilmezi olan his tamamen rafa kalkmakta. Neler oluyor böyle ?

Kalkıp bir katil ile empati kurup, nasıl öldürdü, taşıdı veya şunu bunu yaptı gibi zihin egzersizlerinden ziyade, bu insanları kimler yetiştirdi, sorunun temel nedenleri nelerdir diye toplumca kafa yorulmalı değil mi ! Bu insanlara şekil veren ellerden biri bir kadın elidir nihayetinde. Bazı durumlar erken dönemde görmezden mi geliniyor acaba, psikolojik ya da nörolojik olarak hiç mi bir bulgu yoktur öncesinde ? Öyle sahneler var ki çocukluk döneminde, gelecekte olabilecek bazı şeylerin habercisi. Görebilene… Yakınlarımıza karşı kör mü oluyoruz yoksa ! Eğitim hayatı durumun neresinde ? Bu alanın uzmanlarının söyleyecek sözleri olmalı !

Bütün olan bitenden sonra nasıl hiçbir şey olmamış gibi devam eder hayat ! İnsan yeniden nasıl itimat eder, paylaşır ya da emek verir. Cinayet haberlerine tepki veren bir kesim var ki, mağduru da eleştirir bir tutum içinde. Gerçekten üzücü.. Böyle bir olay neticesinde hayatını cinayete kurban veren bir kadında mazeret aramak, insanlığın sorgulanması gereken noktası. Nasıl bir sebep, bir insanın canına kıymaya gerekçe olabilir ve bir insan ki (-aslında insan demek bile ne kadar doğru bilemiyorum) can alma hakkını kendinde görebiliyor ?

Bir ismi konuşurken, acısına yanarken, bir bakıyoruz başka bir olay gerçekleşmiş. Daha ne kadar ve nereye kadar… Yasalar bu meseleyi çözümleme noktasında yeterli midir ? Sosyal medyada oluşturulmaya çalışılan farkındalık önemli elbet, fakat toplumsal hafızamız da bir o kadar zayıf maalesef. Gündem bir anda renklenebiliyor.

Her ne kadar kadın cinayeti özelinde konuşuyor olsak da bu meseleyi, herhangi bir canlının hayatına zulmetmek ya da son vermek olarak düşünülmeli. Tabiata kastetmek, onun bir parçası olan hayvanların canına kıymak … Kadın cinayetleriyle birlikte, hayvanlara eziyeti ve öldürmeyi de görüyoruz. Hatta insana gücü yetmeyen bazı kişilerin, hayvanlar üzerinde egosunu tatmin etmesi azımsanmayacak kadar çok. Mesele “Cana kıymak”

Hayata her istediğimizi elde etmek için gelmedik. Bazı yoksunluklar ile yol alacağız ve bazen çoğalacak bazen ise azalacağız. Her yoksunluk bir takım şeyler öğreteceği gibi bazı çoğalmalar da zenginleştirecek bizleri. Hayatın mayası böyle. Bazen veda edecek, bazen ise “hoş geldin” deyip buyur edeceğiz. Ve her daim şunun bilincinde olsa insan, ah o insan ! Kimse kimsenin sahibi değil bu hayatta. Herkes, diğerinin hayatında misafirdir ve o misafir en güzel şekliyle ağarlanmalı…

******

İnananlar için Kurban Bayramı mübarek olsun inşallah. Mesafeli bayramlaşmamız bu bayram da devam edecek. Dileriz hassasiyet devam etsin.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.