“Dünyayı güzellik kurtaracak”

Gebze’de yaşayan bir anne o. Adı Nebahat Çetinkaya. Eşi ölünce üç oğluyla yalnız kalmış. “Evlat olunca Dünyayı alırsın karşına” diyor. Nebahat Anne kadının gücünü, mücadelesini ve emeğini en güzel şekilde anlatıyor. Zor şartlarda yetiştirdiği çocukları bugün güzel okulları bitirip, meslek sahibi olmuşlar. Nebahat hanım bugün  evlatlarıyla beraber dimdik ayakta yaşamına devam ediyor.  

“Dünyayı güzellik kurtaracak”
08 Mart 2018 Perşembe 07:30

Nebahat Çetinkaya kimdir? Bize, biraz kendinizden bahseder misiniz?

1962 yılında Artvin’in Şavşat İlçesi’ne bağlı Yağlı Köyünde doğdum. Annemin babamın hayvanları vardı, kendimi bildim bileli evlenene kadar onların içinde yetiştim. Ev işlerinde anneme yardım ettim. O zamanlar kız evladın okuması, alışılmış bir şey değildi , yokluk vardı hep…  İlkokulu bitirebildim.  1982 yılında evlendim. Eşim, fabrikaya başladı. Ben de küçük oğlum Emrah’ı büyütmeye. Gurbet de evimiz oldu işte.  İkinci evladım Önder geldi, Peşine son olarak Ender. Eşim olduğunca onlarla ilgilenmeye başladı.

 “Gurbet evimiz oldu” dediniz sonraki süreçler nasıl gelişti?

Eşim vardiyalı olarak fabrikada çalışıyordu. Çok şükür Allah’a durumumuz iyiydi. Bütün köy ,Gebze’ye göç etti.  Hem Gebze herkesin gurbeti hem de evi olmuştu. Komşuluk da çok iyiydi. Kapımız onlara , onların kapıları bizlere hep açıktı. Bu arada 1993 senesinde eşimin annesi bizimle kalmaya başladı. Olduk altı kişi. Çok şükür rızkımız hiç kesilmedi. Güzel vakitlerimiz oldu. Eşimin sağlık sorunları ortaya çıkmaya başladı, eşimi kaybedene kadar süre gelen vakitlerin başlangıcı olmuştu.

Bu zorluklarla nasıl başa çıkabildiğinizi dinlemek isteriz.

Başa gelen Allah’tan.  Anlatayım.  Eşim üç kez kalp krizi geçirdi. Peşine gece vardiyasında iken sol elini, bileğine kadar makineye kaptırdı ve parmaklarını kaybetti 26 kez narkoz yedi ameliyata girdi. En son ise 2012 yılında işteyken geçirdiği kalp krizi sonucu hakka yürüdü. Çok zor zamanlarımızdı. Bu vakitlerimiz hep hastanelerde geçti. Ender ve Önder ilk okuldaydılar. Emrah liseden mezun olmuştu Kocaeli Üniversitesine yerleşti. O da orada okumaya başladı. Önder, Anibal Anadolu Lisesini kazanmıştı. Ender ilkokuldaydı.  Bu vakitlerde içim hep sızlardı. Allah’ım evlatlarıma zihin açıklığı ver, onları babasız bırakma diye dualar ederdim.  Evlat için dünyayı alırsın karşına. 26 altı ameliyat parmakla sayınca yoruluyorsun, biz hep duayla, sedyede eşimi beklerdik. Acı çekerdi , inlerdi üzülürdük ama yine aramıza döndü derdik.  Eşimin ameliyat vakti gelirdi, kardeşim çıkar gelirdi. Bütün akrabalarımız yanımızda olurdu. Yalnız hissetmedik hiç. Hiç tanımadığımız aile dostlarımız dahi olmuştu. Onlar da çocuklarım için çok uğraştılar. Eve döndüğümüzde, eşim istirahatte olurdu .En güzel ilaçtı ona. Bir arada olmak.   2011 senesine geldiğimizde çalışabilecek kadar iyiydi. Ailesi için gözü kara bir adamdı benim kocam. Çalışmaya başladı.  Toparlandık epeyce. Evimiz oldu, burası işte. Ama beyime bir sene oturmak nasip olmadı. 2012 senesinde kalp krizi sonucu Hakk’a yürüdü.

Peki bu süreçten sonra neler yaşadınız? Çocuklarınızdan bahsedebilir misiniz?

Eşim rahmetli olunca, Devletimiz tarafından eğitimleri devam eden çocuklarımın da faydalanacağı aylık bağlandı. Evimiz vardı çok şükür. Emrah, bir fabrikada İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı olarak çalışıyor. Evlendi bir çocuğu var. Şimdi Marmara Üniversitesinde Yüksek Lisans yapıyor.  Aynı zamanda Gebze’de tiyatro grupları var sahne alıyorlar. Ender Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 5. Sınıfında. İnşallah tamamlayacak. Önder ise Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü bitirdi. Askerlik görevini tamamladı geldi.  Şimdi bakınca buralara nasıl geldik diye düşünüyorum. Babasız kalmak zor elbette. Ama çocuklarım daha çok dayanışma gösterdi. Ben zaten hastayım. Bana hiç yük bırakmadılar. Kendi eksiklerini kendileri kapattı.  Bu zorlu süreçleri hep kendi içlerinde yönettiler. Dayanışmayla birbirlerinin yanında olarak başardılar.  Durumumuzdan bahsetmiştik. O vakitlerde herkes evladının yanında olmak isterdi ama biz hastane köşelerindeydik. Onlar da bu zor zamanların farkındaydılar. Ona göre hareket etmişler demek ki diyorum şimdi içimden.  Birlikte hareket ederek, sevgiyle güzellikle aşılmayacak engel yoktur. Onu gösterdiler.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için bir şeyler söylemek ister misiniz?

Benim doğduğum zamanın kadınları göçten yurt edinmekten bunları pek bilemedik belki ama hiç mücadeleden, gayretimizden ödün vermedik.  Zor zamanlarımızda dik durmayı da bildik.  Artık çocuklarımız da iş hayatına dahil oldu. Bizlerden daha okumuş, bilmiş,  anlamış bir nesil. Bayrak onlar da artık. Fakat ben evlatlarımı yetiştirirken saygıdan , sevgiden , muhabbetten ayrılmamalarını tembihlerdim. Bu babalarının da vasiyetiydi onlara. Ben şimdi herkesin annesi sayılırım. Hepsine ayrıcalıklı olarak Kadınlara nasihatim  inandıklarının peşinden gitsinler. Ama kimseyi incitmeden, üzmeden. Sevgiden , saygıdan , merhametten uzaklaşmasınlar. Dünyayı güzellik kurtaracak unutmasınlar.

Haber : Refik Sıla GÜVENÇ


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.