Küçük Uyardı: Emekle Geçim Zorlaşıyor, Yalnızca %6 Örgütlü


Vedat Küçük, 32 milyon çalışanın sadece 2 milyonunun örgütlü olduğu Türkiye'de emekle geçimin zorlaştığını belirterek, insanca bir yaşam için aylık en az 75-80 bin TL gerektiğini savundu.


Küçük Uyardı: Emekle Geçim Zorlaşıyor, Yalnızca %6 Örgütlü

GEBZE’DEN HABERLER – “Özgür’ce Anlat” köşemizin bu haftaki konuğu Genel-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Vedat Küçük oldu. Gebze ve Kocaeli bölgesindeki işçilerin karşılaştığı zorlukları ve sendikal örgütlenmenin önemini vurgulayan Küçük, Türkiye genelinde 32 milyon çalışanın yalnızca 2 milyonunun örgütlü olduğunu belirtti. Başkan Küçük, insanca bir yaşam için aylık en az 75-80 bin TL maaşın gerektiğini savundu.

TÜRKİYE’DE 32 MİLYON ÇALIŞANIN SADECE 2 MİLYONU ÖRGÜTLÜ

Genel-İş Sendikası Kocaeli Şube Başkanı Vedat Küçük, işçilerin yaşadığı sorunlar ile ilgili yaptığı değerlendirmede, “Sadece Kocaeli’de değil, Türkiye’de çalışma hayatı her geçen gün zorlaşıyor. Bugün Türkiye genelinde çalışan sayısı 32 milyonun üzerinde fakat bunun sadece 2 milyonu örgütlü işçilerden oluşuyor. Bunların da hepsi ne yazık ki iş yerlerinde özgürce toplu sözleşme yapabilme hakkına sahip değil. Kocaeli’ye baktığımızda, iller arasında sanayinin ve üretimin en fazla olduğu bölgelerden biri olmasına rağmen aynı durum ilimiz için de geçerli. Şu anda Kocaeli’de örgütümüze üye yaklaşık 2 bin 500 işçi arkadaşımız bulunuyor. Bence çalışma hayatının önündeki en büyük engellerden biri, emeğiyle geçinen insanların özgürce örgütlenebilme hakkını tam olarak kullanamaması. Özellikle özel sektörde bu oran çok daha aşağılara iniyor.” ifadelerini kullandı.

SENDİKAL ÖRGÜTLENME HAKKI VE İŞÇİNİN ANAYASASI

Sendikalı işçi sayısının az olmasının önemli nedenlerinden birinin özellikle özel sektörde işverenlerin örgütlenmeye karşı yaklaşımı olduğunu belirten Vedat Küçük, “Biz örgütlü toplumdan korkan bir yapıya dönüştük. Bir iş yerinde çalışan insanların bir araya gelerek kendi iş kolundaki bir sendikada örgütlenmesi anayasal bir hak ama bu hakkı kullanmaya kalktıklarında işten çıkarmalarla karşılaşıyorlar. İşçilerin örgütlenmesinin önüne engeller konuluyor. Örgütsüz bir toplumu yönetmek daha kolaydır. Bence toplumun en temel sorunlarından biri de haklarımızı savunma konusunda hep birlikte zayıflamış olmamızdır. Örneğin BEKAŞ’ta ocak ayında yaptığımız toplu iş sözleşmesini bir ay sonra genel merkezimizin matbaasında bastırdık. Yaklaşık 1800 işçi arkadaşımıza toplu iş sözleşmesi kitapçığını dağıttık. Bütün iş yerlerimizde bunu yapıyoruz. Çünkü o kitap işçinin anayasasıdır. Orada sorumlulukları ve alacağı bütün haklar yazıyor.” dedi.

AÇLIK VE YOKSULLUK SINIRI: ASGARİ ÜCRET YETERSİZ

Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını vurgulayan Küçük, güncel ekonomik tabloyu şu sözlerle özetledi: “Asgari ücret de şu anda açlık sınırının en az 9-10 bin lira altında. En son verilere göre işsizlik yüzde 30’lara dayanmış durumda. Böyle olunca insanlar açlık sınırının altındaki ücretlerle bile çalışmak zorunda kalıyor. Çünkü herkes evini geçindirmek zorunda. Bugün bırakın dört kişilik bir aileyi, sadece iki kişinin bile tek asgari ücretle geçinme imkânı olmadığını hepimiz yaşıyor ve görüyoruz. Türkiye’de insanın emeğiyle geçinmesi gerçekten çok zor. Yaklaşık 1,5 milyon işçi toplu iş sözleşmesi yapabilme hakkına sahip. Bu işçiler, asgari ücretin ve açlık sınırının biraz üzerinde ücretlerle, elde ettikleri sosyal haklarla diğerlerine göre daha iyi koşullarda yaşayabiliyor. Ancak bugün yoksulluk sınırı bile 130 bin liraya dayanmış durumda. Bu ücretlere ancak bürokraside belli bir noktaya gelmiş kişiler veya doktorlar gibi nitelikli iş gücüne sahip çalışanlar ulaşabiliyor.”

GELİR VE VERGİ ADALETSİZLİĞİ: EN TEMEL SORUN

Vedat Küçük, hayat pahalılığının yanı sıra gelir ve vergi adaletsizliğinin de Türkiye’nin en temel sorunlarından biri olduğunu ifade etti. “Türkiye’de hayat pahalılığının yanında en temel sorunlardan biri gelir adaletsizliği. Aynı zamanda vergideki adaletsizlik de çok yüksek boyutta. Son dört yıldır bu adaletsizlik daha da zirveye çıkmış durumda. Biz DİSK ve DİSK’e bağlı sendikalar olarak her yılsonuna doğru Türkiye genelinde gelirde ve vergide adalet sağlanması için basın açıklamaları yapıyoruz. Emeğiyle geçinen insanların sorunlarının kamuoyunda daha fazla konuşulmasını sağlamaya çalışıyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki iktidar ve muhalefet partilerine de gerekli bilgileri sunuyoruz. DİSK’e bağlı sendikalar olarak bu sorunların yazılı ve görsel basın aracılığıyla kamuoyuna duyurulması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.

BİR AYI GEÇİRMEK MÜMKÜN DEĞİL: AYLIK 75-80 BİN TL GEREKLİ

Küçük, insanca bir yaşam için alınması gereken maaş miktarıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Açlık sınırı 38 bin liraysa en az 40 bin liranın üzerinde ücret alan bir insan da sadece aç kalmayacak demektir ama ben bu rakamların da gerçekçi olduğuna inanmıyorum. Kocaeli’ye baktığımızda da oturulamayacak durumdaki evlerde bile 20-25 bin liranın altında kira yok. Aldığı ücret 60 bin lira bile olsa neredeyse yarısını kiraya vermiş olacak. Geriye kalan 30 bin lirayla elektrik, su, doğal gaz faturalarını ödeyecek. Çocuğu varsa, ilkokula bile gitse günlük harcamalarını karşılayacak. Üstelik ülkemizde son beş yıldır gıda enflasyonu zirve yapmış durumda. Bugün normal bir marketten alışveriş yapmaya kalktığınızda, faturalarınızı ödedikten sonra kalan parayla bir ayı geçirmeniz mümkün değil.” diyerek asgari ücretin çok altında kaldığını belirtti.

Küçük, insanca yaşamak için gerekli ücretin her geçen gün değiştiğini vurgulayarak, “Ülke artık üretim konusunda da zayıflamaya başladı. Yeni üretim alanları açılmıyor. İşsizlik de bu yüzden büyüyor. Üniversitelerden çok sayıda gencimiz mezun oluyor fakat iş bulmakta zorlanıyor. Kendi mesleklerini bile yapamıyorlar. Birçok mühendis ne yazık ki marketlerde kasiyerlik yapıyor. İnsanca yaşamak için gerekli ücret her geçen gün değişiyor. Bir ülkede gerçek enflasyon gizlenip TÜİK verilerine göre enflasyon belirlendiğinde ücretle yaşayan herkes mağdur oluyor. Bugün açlık sınırı 38-40 bin liraya gelmişse insanların bunun neredeyse iki katı ücret alması gerekiyor ki günlük ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilsinler. Yani aylık 75-80 bin TL gerekli.” ifadelerini kullandı.

EMEĞİNLE GEÇİNME İMKANI KALMADI

Ekonomik krizin etkilerine değinen Vedat Küçük, “Türkiye’de 2015 yılından beri ekonomik kriz yaşanıyor fakat son 5-6 yıldır kriz zirveye çıkmış durumda. Emeğiyle geçinen insanların, emeklilerin, küçük esnafın ve küçük ölçekli tarımla geçinen kesimlerin artık geçinebilme imkânı kalmadı. Türkiye’nin bütçesi büyük ölçüde çalışanlardan, kamu emekçilerinden, küçük esnaftan alınan vergilerle ve cezalardan oluşturuluyor. Devlet de özelleştirmeler nedeniyle birçok sektörden çekildiği için ekonomiyi kontrol edecek ve geliştirecek araçlarını kaybetti. Ekonomide oyun kurma gücü azaldı. Üretmeyen, dışa bağımlı ve birçok ürünü ithalatla karşılayan bir ülkede fiyat politikasını da kontrol edemezsiniz. Bu politikalar devam ettiği sürece toplumun büyük kesimini oluşturan emekçilerin daha fazla mağdur olacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

SENDİKA OLARAK DAHA İYİ SÖZLEŞMELER YAPIYORUZ

Sendikalı iş yerlerinde yapılan toplu iş sözleşmelerinin avantajlarına değinen Küçük, “Kendi örgütlü olduğumuz iş yerlerinde yaptığımız toplu iş sözleşmeleriyle içinde bulunduğumuz sürece göre daha iyi durumdayız. Biz özellikle ikramiyeler, yemek ücretleri, bayram paraları ve diğer sosyal haklar konusunda birçok yere göre daha iyi sözleşmeler yapıyoruz.” ifadelerini kullandı. Belediyelerdeki taşeron sistemden şirketleşmeye geçiş ve bunun toplu iş sözleşmelerine etkisini de aktaran Küçük, “Belediyelerde 2018 yılına kadar taşeron çalışma sistemi vardı. 2018’den sonra belediye şirketlerine geçildi. 2020 yılından sonra daha rahat toplu iş sözleşmesi yapmaya başladık. İlk toplu iş sözleşmelerimizi yaptığımızda birinci gruptaki işçilerin giydirilmemiş aylık maaşı, asgari ücretin bir kat üzerinde bile değildi. Yaklaşık yarım kat üzerindeydi. Ancak o dönemde alım gücü daha yüksek olduğu için insanlar geçinebiliyordu. Ekonomik kriz bu kadar yoğunlaşmamıştı. Asgari ücretle kira ödeyip geçinmek mümkündü. Şu anda 28 bin lira olan asgari ücretin iki katı düzeyinde giydirilmiş maaşımız var.” dedi.

86 MİLYONUN 80 MİLYONU MAĞDUR

Türkiye’deki mevcut ekonomik durumdan yalnızca belirli bir kesimin fayda sağladığını savunan Vedat Küçük, “Biz örgütlü olduğumuz iş yerlerinde üyelerimizin bu ekonomik krizden daha az etkilenmesi için çalışıyoruz. Elbette özellikle kirada oturan arkadaşlarımız daha fazla zorlanıyor. Biz de bu zorlukları en aza indirmeye, haklarını korumaya çalışıyoruz. Şu anda bu ülkede sadece rantiyeciler mutlu. Ben onların tırnak içinde ‘beleş para’ kazandığını söylüyorum. Onlar çok rahat. Bunun dışında 86 milyonluk nüfusun 80 milyonunun mağdur olduğunu iddia ediyorum. Müreffeh yaşayan yaklaşık 6 milyonluk bir kesim var. Şu anda sadece onlar mutlu.” şeklinde konuştu.

SENDİKA TEMSİLCİLERİ SEÇİMLE BELİRLENİYOR

Sendika temsilcilerinin belirlenme usulleri hakkında bilgi veren Küçük, “Şu ana kadar görev yapan temsilci arkadaşlarımızın hepsi seçimle geldiler. Görevlerine de aynı şekilde devam ediyorlar. Bugüne kadar herhangi bir iş yerinden, herhangi bir müdürlükten bana ‘Biz bu temsilcilerden memnun değiliz, seçim istiyoruz’ şeklinde bir talep gelmedi. Örneğin iki ay önce Dilovası’nda toplu iş sözleşmesi öncesinde sandık kurduk. Seçim günü belirledik. Aday olmak isteyenlerin belli bir tarihe kadar başvurmasını istedik. Üç temsilci seçilecekti. Toplam üç kişi aday oldu ve üçü de seçildi. İzmit’te de mevcut iş yeri temsilcilerimiz görevlerine devam ediyor. Ben şu ana kadar kimse için ‘Bu kişiyi ben atadım’ diye bir yazı yazmadım. İş yerlerinde seçilen arkadaşlarımızla devam ediyoruz. Çünkü onları işçi arkadaşları seçti.” ifadelerini kullandı.

ÜYELER İÇİN 46 FİRMA İLE ANLAŞMA

Genel-İş Sendikası’nın üyeleri için sağladığı avantajlara da değinen Vedat Küçük, “Tamamlayıcı sağlık sigortasıyla ilgili de birkaç sigorta şirketiyle üyelerimize yönelik indirim anlaşmaları yaptık. Anlaşmalı kurumlarımızın listelerini iş yerlerine de asıyoruz. Birçok hastaneyle anlaşmamız var. Kadın kuaföründen çiçekçiye kadar farklı sektörlerde anlaşmalarımız bulunuyor. Güzellik merkezleri bile gelip anlaşma talep ediyor. Onlarla da anlaşma yapıyoruz. Çünkü sonuçta oraya bir üyemiz bile gitse indirimden faydalanacak. Bunun dışında diş poliklinikleri, fizik tedavi merkezleri, psikologlar var, okullar, ehliyet kursları gibi anlaşma yaptığımız birçok firma var. Ben 2011 yılında başkan olduğumda hiç anlaşmalı kurum yoktu. Şimdi ise 46 firma ile anlaşmamız var ve hala yeni anlaşmalar yapıyoruz.” sözleriyle açıklamalarını tamamladı.