Haddini bil (mek)…


Arzu Yaman

Arzu Yaman

05 Ağustos 2019, 09:36

Modern çağın modern insanları (!) kendi keşif yolculuğunda pek çok yönteme başvuruyor. Bu durumdan yola çıkarak da gerek yazılı ve gerekse görsel basında (artık sosyal medya da buna eklendi) pek çok kişi kendine aktör olarak yer bulmuş ve çeşitli yöntemler geliştirmiştir. Bu yöntemlerin hepsinin çıkış noktası aynı olmakla birlikte hepsi üç aşağı beş yukarı aynıdır.

Hatırlayanlar bilir, özellikle 2000’li yılların başlangıcı ile birlikte bir kişisel gelişim furyası patlamıştı. Üniversitelerde başta olmak üzere kişisel gelişimle ilgili pek çok kişilik baş göstermiş ve bu isimler bir tür sahne showu eşliğinde yöntemlerini gençlere duyurmaktalardı. Daha sonraları ise kurumsal büyük firmalar da bu kişiliklerle çalışma yürütmüş ve çalışanlarına çeşitli eğitimler aldırmışlardır. Amaç çalışanlardan en yüksek düzeyde performans sağlamak ve verimliliği arttırmaktı.

Hatta bu eğitimlerin bire bir olanları da vardı. Bir haftada İngilizce bilmem kaç kelime öğreten mi dersiniz yoksa şakır şakır anlayıp konuşacağınızı ileri sürenler mi, neler neler… Karşınızdakini etkilemenin yolları, tek adam olmanın ipuçları ya da takım çalışması ruhu vs… Örnekleri çoğaltmak mümkün elbet ama amacımız bu değil tabi ki. O yüzden reklam yapmamak adına yöntemlerin isimlerini de vermedim.

Bugün yazılı ve görsel basını takip ederken dikkatimi yine bu yöntemleri dillendiren insanlar çekti. Yeni makyajlanmış haliyle ve yeni katılan temsilcilerle birlikte yine buram buram kişisel gelişim kokuyoruz. Bu tarz yayınlar olmasın mı, elbet de olsun. Lakin kaynağımız işin uzmanları olsun.Bir takım meselelere kafa yormuş, önüne her gelen kişi kitap yazıp ekrana çıkıyor ve sosyal medyadan oldukça da talep alıyor. Bilmem hangi ülkeye gitmiş, bilmem kaç sene kalmış, düşünmüş ve aslında hayat…aslında insan… diye başlayan pek çok yaklaşım ile kişisel gelişimin rüzgarı etrafını savurur olmuş. Bu işle uğraşan kimi insanlar kendilerini “guru” olarak tabir ediyor. Bana 2000’li yılların başlangıcını hatırlatan sahneler tekrar vizyonda.

Kişisel gelişim alanıyla ilgili hatırı sayılır bir okuma ve araştırma yapmış biri olarak söyleyebilirim ki, özellikle gençler üzerinde yararından çok zararı var. İnanılmaz bir egonun pompalandığı bu yöntemler zaten halihazırda bol egolu günümüz gençliğini hepten havalara uçuruyor. Bir bakıyorsunuz, bir kitap okuyan kendini hemen farklı bir yere konumlandırmış ve ayakları yerden kesilmiş. Gerçeklikten kopan gencin çevresiyle olan ilişkisi de o nispette gerçek dışı oluyor.

Halbuki “ Başaklar olgunlaştıkça boynunu eğermiş ”

Her insanın kendine has bir kişilik olduğu ve her birinin hikâyesinin de farklı damarlardan beslendiği bilindiği takdirde öyle hap gibi yöntemlerle kimseye yaşam şekli biçtiremezsiniz. O yüzden okuma yaparken, kitabı yazanın ya da dinlenen şahsın hangi uzmanlık alanından geldiğini sorgulamalı ve çapraz okuma yapmalıyız. Süzgecimizden geçirerek değerlendirmeliyiz. Aksi takdirde insan bilimleri alanlarında mürekkep yalamış, dirsek çürütmüş insanlara haksızlık etmiş oluruz.

Bugün geldiğimiz noktada bol egolu olmanın kişiyi oyun dışı yaptığını hepimiz biliyoruz. Herkes kendine münhasır biridir fakat hiç kimse çok özel değildir. Hepimiz ortalama insanlarız işte. Parçası olduğumuz hayatın vazgeçilmezi olmadığımızı iyi anlamalı ve ruhumuzu doğru kaynaklardan beslemeliyiz.

Bizim Anadolu kültürümüz, bugün adına kişisel gelişim dediğimiz şeyi yüzyıllar önce çözmüştür aslında. Kaynak belli aslında ama biz yine Avrupa dan ihraç çakma yöntemlerin peşine takılıyoruz. Büyüklerin yaşam tecrübelerini paylaştığı küçüklerin ise bu  meclislerde hizmet ederek ve dinleyerek piştiği dost meclislerine ne oldu ! Külliyelerde inzivaya çekilmiş, tekamül yolculuğunu gerçekleştiren insanların miraslarına ne oldu ?

Bugün külliye mi kaldı, dost meclisleri mi ! diyenleri duyar gibiyim. Bunlar kalmamış olsa da hala ulvi üstadların eserlerine ulaşmak mümkün. Aklımızı ve ruhumuzu beslemek isterken faydalandığımız yayınları sorgulayalım. Bir Mevlana, bir Gazali, bir Yunus, bir İbn Haldun bir Farabi, bir Hallac ı Mansur ve daha niceleri… Etkileri yüzyıllara dayanan eserler bırakmışlardır. Yeter ki biz faydalanmak isteyelim. Hatta bu eserleri başucu kitapları yapalım.

Bu eserlerin temel olarak insana verdiği en can alıcı gerçeklik ise, “ Haddini bilmektir ” Çağımızın unutulmuş hasleti…

******

Bi’ Mola, vermek isteyenler için konunun ruhuna uygun ve sarsıcı, Hallac-ı Mansur’dan “ Ene’l Hakk ” okumaya değer.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.