HAMASET Mİ AŞK MI ?


Yüksel Pekdemir

Yüksel Pekdemir

05 Temmuz 2019, 09:52

Kıymetli okurlarım,

Dilimize Arapçadan girmiş bir kelime var. Hamaset...

Yiğitlik, kahramanlık, cesaret anlamlarına geliyor. Bu nedenle bir şiir kahramanlık, cesaret ve yiğitlik anlatıyorsa  ona hamaset şiiri de deniyor. Ancak hamaset kelimesi bazen demogoji analmına da gelir ki bu da Fransızca bir sözcüktür. Anlamı ise abartılı veya gerçek dışı sözlerdir. Kimi zaman demogoji yapma , hamaset yapma gibi dilimizde sıkça kullanılır.

Bugün size Bayrak şiirini ve onun öyküsünü anlatacağım. Dolayısıyla Bayrak şairi Arif Nihat Asya’dan bahsedeceğim. Önce kısaca Arif Nihat’tan bahsedeyim sonra şiirini ve şiirinin hikayesini anlatayım.

Arif Nihat Asya,  şair ve düşünce insanı kimliğiyle  de tanınan edebiyat öğretmeni.  Edebiyat öğretmeni kimliğini aşarak bir edebiyatçıdır aslında... Edebiyatçı dememdeki kasıt sanatçı olmasındandır.  Küçük yaşlarda babasını sonra annesini kaybetmiş, dedesi ve halasının himayesinde büyümüş, biraz daha büyüdükten sonra devletin himayesinde yatılı mekteplerde okumuştur.  Edebiyatımızda kendine has bir yol tutturmuş, şiirin hemen hemen bütün biçimlerini denemiş ve değişik biçimlerde şiirler de yazmıştır. Birçok şiiri bilinmekle beraber BAYRAK şiiri hemen hemen herkes tarafından bilinir ve sevilir.  Sevilir demişken kimilerince eleştiri konusu da olmuştur ki bu genellikle hamaset  (demogoji) sayılmasınsan ya da ırkçılık gibi görünmesindendir. Mensubu bulunduğumuz milletin bayrağını gözümüz gibi sevmenin neden ırkçılık olacağını da anlamış değilim. Kimi milli bayramlarımızda bu şiiri okuttuğumuzda eleştirilere de maruz kaldığımız olmuştur.  BİR BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR adlı şiiri de yine çeşitli eleştirilere maruz kalmıştır.  Son dönemlerde benim de çeşitli vesilelerle eskiden beri okuduğum  DUA şiiri Cumhurbaşkanımız tarafından da seslendirilince bu şiir de meşhur oldu. Gerçekten de güzel bir dua..  Bu şiiri ben kitabıma da aldım.

Bizi sen sevgisiz, susuz,havasız;

Ve vatansız bırakma Allah’ım!”

Gerçekten şiirlerinde milli ve dini duyarlılıklar dikkat çekiicidir. Çünkü o, milli olanı – yerli olanı ve millete ait olanı severdi. Muhafazakar ve milliyetçi bir çizgide yaşar ve bunu da şiirlerine aksettirir. İşte bayrak şiiri de öyle...

              BAYRAK

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,

Işık ışık, dalga dalga bayrağım!

Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selâmlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...

Gölgende bana da, bana da yer ver.

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:

Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık;

Dağlardan çöllere düştüğümüz gün

Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;

Barışın güvercini, savaşın kartalı

Yüksek yerlerde açan çiçeğim.

Senin altında doğdum.

Senin altında öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:

Yer yüzünde yer beğen!

Nereye dikilmek istersen,

Söyle, seni oraya dikeyim!

                                   Arif Nihat Asya

Bu güzel şiirin de bir hikayesi var. Yavuz Bülent Bakiler  şöyle anlatıyor:

“Adana’da 5 Ocak kutlamaları için Milli Eğitim Müdürlüğü bayrak konulu bir şiirin öğrenciler tarafından okunmasını ister. Lise müdürü bu işle ilgili Arif Nihat Asya’yı görevlendirir. O da öğrencilerinden birkaçına bu vazifeyi verir. Bir iki gün araştırma yapan öğrenciler “bulamadık” diyerek hocanın yanına gelirler. Kendi kendine bu şiiri yazmaya karar verir. Akşam el ayak ortalıktan çekilince, petrol lambasının yorgun ışığı altında, bayrağımıza sarınarak kalemi eline alır. Şafak sökerken, Bayrak şiiri hazırdır. O gece, şiiri nasıl yazdıysa, öylece kalır. Yani üzerinde ikinci bir defa oynamaz..

Sabahleyin liseye gidince öğrencilerinden birini çağırır, şiiri okutturur. Bakar ki güzel okuyor. 5 Ocak kutlamalarında ilk defa Adana’da Saat Kulesinin yanındaki törende okunur. O günün akşamı, Halkevinde 5 Ocak kutlamaları vardır. Yine öğrencisi oraya da katılır. Davetliler arasından bir kişi öğrenciye tanır ve sorar:

-Bugün, 5 Ocak merasiminde o Bayrak şiirini sen okudun değil mi?

-Evet efendim.

-Kimin o şiir?

-Vallahi bilmiyorum efendim.

-Yahu nasıl bilmezsin? İnsan okuduğu şiirin şairini bilmez mi?

-Bilmiyorum efendim! Şiiri bana Arif Hocam verdi. Sonra “sana bu şiir kimin? derlerse, kimin olduğunu söyleme” dedi.

O zaman mesele anlaşılır. “Tamam bu şiir Arif Hocanındır!” derler.

İşte o gün, bu gündür, Bayrak şiiri, Bayrağımızın kendisi gibi hepimizin oldu. Bu şiir ona “Bayrak şairi” denilmesine yol açtı ki, bu sıfat, şair için altından dökülmüş bir İstiklâl Madalyası kadar kıymetlidir. Bayrak şiiri bizim gönül haykırışımızın destanıdır. Bağımsızlığımızın en içten anlatımıdır, her Türk bu şiirin mestanıdır.”

Arif Nihat şiirni 5 Ocak 1940’ta yazmış, bir nefeste yazmış.. . Ne tesadüftür ki 5 Ocak 1975’te vefat etti.  Bu iki tarih şairimizin iki önemli zaman dilimi. Allah rahmet etsin. Şiirin hikayesini yine değerli bir şairin kaleminden okuduk... Bir ara Yavuz Bülent Bakiler’den de söz edeceğim.

Şimdi gelelim hamaset mi aşk mı , sorusuna... Evet hamaset kelimesinin birinci anlamına göre hamaset ama hamaset kelimesinin ikinci anlamı(demogoji) bu şiir için geçerli değil.  Olsa olsa bu bir aşk olur.. Yani bayrak aşkı... Yani özgürlük aşkı... Yani vatan aşkı... Gelinlik, bir aşk sonucu giyilir. Şehitlik de bir aşk sonucu ulaşılan mertebedir. Allah aşkı için vuruşup düşenler ancak şehit olur...  Öyleyse bayrak bağımsızlıksa, özgürlükse - ki özgür olamayanlar  kimi dini vecibeleri de yerine getirmekten sorumlu değillerdir- bu yolda aşk derecesinde bağlılık ve sadâkat da önemlidir. İşte Arif Nihat Asya da bu değerlere aşk derecesinde tutkuyla bağlı bir kişiliktir.

 Biraz ben de hamaset yapayım.. Savaşçı ve özgürlükçü bir milletiz. Çok eskiden beridir, bayrağımız nereye dikilmek isteniyorsa oraya dikmişiz.  Mete Han’la  yer yüzüne, Kürşat’la Çin seddine, Alparslan’la Malazgirt’e, Ertuğrul Gazi’yle  Anadolu’ya, Fatih’le İstanbul’a, Atatürk’le Anadolu büyüklüğünde  Türk milletinin yüreğine... Lüzum olursa yeniden yeniden her yere...

Bayrağımızla kalın, sağlıcakla kalın, hoşça kalın.  Gazete Gebze’de kalın...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Asım AYDIN - 4 ay önce
Kaleminize, yüreğinizd sağlık Üstadım. Tebrik eder; milli ve manevi duygularımızı diri tutacak nitelikteki yazılarınızın devamını özellikle rica ederim. Saygılar!...
Avatar
Onur Genç - 3 ay önce
Elinize sağlık sayın Hocam.