İnsan Kalabilmek …


Arzu Yaman

Arzu Yaman

03 Eylül 2020, 09:26

İnsan olmak zor. Yaşama gelirken daha, bir mücadeleyle başlıyor hikaye. Ete kemiğe bürünen süreç, herkesin yolculuğunu aynı kalemle fakat farklı içeriklerle karalıyor. Kalemi kendisinin tuttuğunu zannedenler ise, bu dünyada en çok yanılanlar..

İnsan olmak zor evet, ama daha zor olanı insan kalmak. Tertemiz geldiğimiz bu aleme, ellerimiz kirlenmeden veda edebilecek miyiz ? Ak geldiğimiz halden geriye griye dönmüş hayatlar kalmakta. Buruk bir tecrübe..

Kendini muhafaza etmeye çalışıyorsun adeta. Çatışmamak, gerilmemek, sahip olduğun değerleri ve seviyeni korumak adına çetin bir mücadelenin eşiğindesin. Şeytan bir şeyler söylerken, vicdanın bambaşka şeyler söyler. Ah o gel gitler yok mudur ahh ! İnsanı an’ından alıp uzaklara taşır.

İnsan kalmak istiyorum, evet. Allah’ın kuluna bahşettiği güzellikleri layıkıyla taşımak ve bu görevi yapmış olmanın huzuru ile nefes almak… Alınan bu nefesler güzelleştirecek dünyayı işte, bu şuurla verilen nefesler kim bilir daha başka hangi hayatları güzelleştirecek !

Formül basit. İyi olduğun kadar iyilik göreceksin. Belki bazı çakıl taşları takılacak ayaklarına ama onlar da nazar boncuğu olacak senin için. İnadına, güzele talip olacaksın.

Bugünlerde çokça görmek mümkün artık. Ahlaksızlıkla, seviyesizlikle dağlı bir kabadayılıkla etrafta terör estirenler var. Narsisimin dahi sınırlarını zorlayan bu canlılar, görünüşte insan fakat gerçekte bambaşka bir şey. Hayvan değil, bitki değil, ne desem bilemedim ! Dünyanın merkezine kendini koyup etrafında turlayan bu cinsler, kendi yaratılış gayelerinden ise bihaberdir elbet. Kötü olmanın ne kadar kolay olduğu, meziyetin iyi olmakta gizli olduğu gerçeği uğramamıştır kapılarına. Kapıları sadece hoyratlığa açılırken, toplum nezdinde belki bir makam mevki dahi işgal etmekte, zalim cüssesiyle. Varın siz düşünün, eğer yöneten konumda ise astlarına neler olur !

İnsan sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla yaşadığı toplum ile uyum içinde yaşamak durumundadır. Vakti zamanında köylerden kentlere göçen insanların kendilerine ait bir takım kültürel değerleri muhafaza etmesi olağan bir durum fakat sosyalleşmenin getirisi olan medeni seviyeyi de ıskalamamak gerekir. Bu seviyeyi de tek taraflı korumak güç olsa gerek. Zira siz edebinizden, ahlakınızdan ve kültürel seviyenizden ödün vermek istemezken (-ki isteseniz de yapamazsınız), karşı taraf bunu korkaklık olarak tanımlayıp daha da palazlanabiliyor.  

Neticede toplum, kendi süzgecinden geçirip böylelerini eleyecektir. Fakat siz o kadar sabırlı olabilecek misiniz ya da o sabrı gösterirken nasıl bir sinir harbi geçireceksiniz Allah bilir. Elemenin yansıması ise bu cinslerin bir araya gelerek gettolaşması ve kendi anlayışlarını dayatan bir yaşam sürmeleri. Nasıl bir yaşam bu derseniz? Kendileri dışında hiç kimseyi önemsemeyen, kendi içinde terör mantığının hüküm sürdüğü bir yapı.

Böyle bir mahallenin komşu mahallesinde oturan (-ki sözde en nezih semt) ve kesişme noktalarının olduğu bu yerde inatla insan kalmak istiyor ve direniyorum. Eminim adli makamların meşgul olduğu daha mühim meseleler vardır !

******

Bi’Mola vermek isteyenler için, Mehmet Rauf’dan “ Eylül ” kitabı okumaya değer.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Esra - 4 hafta önce
Ağzınıza sağlık başarılar