KENDİ ROLÜNÜ OYNUYOR MUSUN?


Özlem Kartal Pazvant

Özlem Kartal Pazvant

15 Haziran 2021, 09:41

 Herkes kendi rolünü oynuyor hayatta. Bazen gerçeğini, kimi zaman oynamak zorunda kaldığı rolleri. Bir kadın olarak eşiz, anneyiz, evladız, belki öğretmen, doktor ya da bir fabrika çalışanı. Bununla birlikte insanız ve arkasında durduğumuz inanç ve doğrularla yaşıyoruz. Dışarıdan bakınca ne çok görevimiz var ve her rolün kendine has yapısı ve olmazsa olmazları.  Anne, eş ve evlat rolleri üzerinde kıyısından köşesinden hasbihal yapmak istedim sizlerle.

 En çok tanık olduğum anneleşen eşler ve çocuklaşan anneler. Farkında olmadan içine düştüğümüz, sonrasında çözüm aradığımız fakat problemin bizde olduğunu göremediğimiz, başkalarını suçladığımız durumlar.

 Olması gereken yerde farklı rolleri takınmak, asıl rolümüzü ihmal etmemizi hatta zaman içinde unutmamıza neden oluyor. Dışarıdan eş ya da anne olarak görünsek de gerçekte yaşanan farklı. Eşimizin algı ve beklentisiyle onun gözünde bir anneye dönüşebiliyoruz. Annelik rolünden sonra rolden bir türlü çıkamamak ve eşe koca bebek muamelesi yapmak.  Aynı şekilde hanımına evin temizlik robotu ve aşçısı muamelesi yapanlar. Kendi elleriyle eşlerini çocuğa çeviren ya da patron muamelesi yapanlar  az değil.

 Anne şefkati ile kişinin eşine karşı hissettiği duygu birbirinden farklıdır. Peygamber efendimiz (s.a.v. ) Hz. Aişe (R.A) annemizin yeni evliyken sorduğu “beni nasıl seviyorsun” sorusuna “kördüğüm gibi” daha sonraki “kördüğüm nasıl” sorusuna ise “ilk günkü gibi” cevabı muhteşem. İlk günkü heyecan ve aşkı anne- çocuk ilişkisine çevirmemek gerekir. Sevgili rolünü bırakanlar bir müddet sonra karşılarında eski muhatabını bulamıyor maalesef. Geriye yalnızlaşan ve mutsuzlaşan aileler kalıyor. Evlat sevgisi, anne baba sevgisi, eş sevgisi, iş sevgisi, Allah ve Peygamber sevgisi hepsinin kendi içindeki yapısı farklı. Birinin yerine diğerini koymak;  bizi, sevdiklerimizi hatta inançlarımızı zora sokuyor.

 “Şeker tadında empatik hikayeler” kitabımda bir hikaye var. “Kendini prenses zanneden kız”. Bu hikayeyi yaşanmış bir olaydan yola çıkarak yazdım. “Benim gibi bir prensese nasıl olur da sıraya gir der “ cümlesi bir çocuğun ağzından çıkan,  bir öğretmene söylenmiş, kurgu olmayan gerçek bir cümle.

  Sürekli yüceltilen bir evlat ve evladın karşısında küçülen bir annenin küçük kızına yaşattığı ufak görünen fakat bana göre trajik bir durum. Kendimizi rahatlatmak adına her istediğini yaptığımız, kendimizi de sadece hizmet eden bir karakter durumuna düşürerek, psikolojisi bozulmasın düşüncesiyle yavrumuzu pamuklara sarıp, bizim anneliğimizi, yavrularımızın ise evlatlığını elinden alan yanlışlar topluluğu…

  Sonrasında bu çocuk neden hep daha fazlasını istiyor, neden sözümü dinlemiyor şeklindeki şikayetlerimiz. Merak etmeyin yeri geldiğinde kural koyup hayır diyebilmek sizi kötü bir anne yapmaz, uzun vadede çocuğunuzun size olan güvenini ve saygısını pekiştirir sadece.

  Anlayacağınız eş olalım, anne-baba olalım, evlat olalım. Sahte rollerin gerçek rollerimizi çalmasına izin vermeyelim. Gerçek rolünü oynayabilenlerden olmamız duasıyla….

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.