Kıbrıs Barış Harekatının 47. Yılı ve KKTC’de Gazetecilik Anılarım


İsmail Kahraman

İsmail Kahraman

21 Temmuz 2021, 11:12

20 Temmuz  2021 günü Kıbrıs Barış Harekatının 47. yıl dönümü dolayısı İle  Cumhurbaşkanına  Sayın Erdoğan’ın Adaya yaptığı gezi, dünya gündeminde  büyük  yankı yaptı. 

Kıbrıs Barış Harekatının 47. yıl dönümü anısına gazeteci  ve belgeselci  olarak geniş bir yazı kaleme alarak Gebze Gazetesi ve Gazete Gebze’de, Belgeselcinin Not Defteri köşesinde kamuoyu ile paylaşmak istiyorum.

Yıl 1974… 14 yaşında, çocuk denecek çağdayız. Kıbrıs Barış Harekatı’nı Giresun Espiye’de eğitim gördüğümüz yurdun toplantı salonunda radyodan ilk kez dinlemiştim. Kıbrıs Barış Harekatı’nı dinlerken duyduğum heyecanı hiç unutamıyorum. Daha sonra Türkiye’de eğitim gören Kıbrıslı Türk öğrencilerin, 1964 yılında Rum zulümleri üzerine eğitimini yarıda bırakıp Kuzey Kıbrıs’a geri dönüşünü ve Erenköy’deki destansı mücadelesini anlatan romanı okurken gözyaşlarımı tutamamıştım.

20 yıl sonra 1994 yılında bundan 27 yıl önce İlk kez KKTC’ye gitmek nasip oldu. Gebze ile Lefkoşa Değirmenlik Belediyesi’nin kardeş şehir olmasına vesile oldum, araştırma yapıp yazılar yazdım.

Daha sonra merhum Erbakan ve Denktaş dahil bir çok kişi ile Kıbrıs Barış Harekatı üzerine http://www.devrialem.tv Devri Alem Belgesel TV programı olarak söyleşi yapıp belgesel çekerek Tarih ve Kültür Araştırmaları Merkezi http://www.iktav.com olarak bir çok TV kanalında yayınlatarak sahabeler ve şehitler diyarı Kıbrıs’a vefa borcumuzu ödemeye çalıştım

KKTC’DE KÜLTÜR VE İNANÇ TURİZMİ

Kıbrısa bir çok kez gidip belgesel çekimi yaptım.  3 ve 5 Mayıs 2019 tarihlerinde gittiğim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inde kültür ve medeniyet tarihimize karşı sorumluluk duygusu taşıyan bir gazeteci ve belgeselci olarak araştırmalar yaptım. KKTC diyanet işleri başkanlığının organize ettiği Güney Kıbrıs tarafına geçerek hala  sultan belgesel çekimi de gerçekleştirdim

Sahabeler ve şehitler diyarı Kıbrıs başlığı altında yazdığım yazımın tam metnini sizlerle paylaşıyorum 

.....

Sahabeler ve Şehitler Diyarı Kıbrıs

Kıbrıs’ta İslam Medeniyeti ve manevi tarihimizdeki yerini araştırıyoruz. Başta kumar olmak üzere gayrimeşru şeylerle anılan Kıbrıs’a tarih, kültür ve inanç turunu sevenler bile gitmeye utanıp çekiniyor. Güney Kıbrıs’ın tüm kesiminde yasak olmasına rağmen, Kuzey Kıbrıs'ın kumarla anılması çok üzücü. Peygamberimizin İstanbul’dan sonra fethini müjdelediği Kıbrıs, İslam’ın Kızıl Elmasıdır. Başta Peygamberimizin halası ve 1500’ü şehit Sahabe-i Kiram olmak üzere binlerce tabiin şehit mezarının bulunduğu Kıbrıs’ta 400 yıl boyunca İslam hüküm sürmüş, ardından Hıristiyanlar Kıbrıs'a hâkim olmuşlar…

Osmanlılar döneminde 1571 yılında on binlerce şehit verilerek alınan Kıbrıs, 1878 yılında İngilizlere kiralanmış, Rumların Türklere baskı yapması üzerine 1974’de Türkiye Cumhuriyeti Devleti adaya barış harekâtı düzenlemiş, 500’e yakın Mehmetçik şehit olmuştur.

Osmanlılar döneminde Kıbrıs'a 2000’den fazla vakıf kurularak, karşılıksız insanlığın hizmetine eserler yapılmış… Kültür ve medeniyet tarihimizde bu kadar önemli olan Kıbrıs’ın kumar ve gayrimeşru şeylerle anılması karşısında Devr-i Âlem Belgesel TV programı olarak harekete geçip Kıbrıs’taki tarih kültür ve inanç turizmini gelişmesi ve kamuoyu oluşturmak için başta Hala Sultan olmak üzere sahabeler ve şehitler diyarı Kıbrıs’ta belgesel çekimlerimize devam ediyoruz.

Kıbrıs’ın Manevi Bekçisi: Hala Sultan

Güney Kıbrıs Rum Kesimi Larnaka’da Hala Sultan türbesinde belgesel çekerek, tarihe not düşüp zamana noterlik yaptık. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organizasyonu ile Birleşmiş Milletler diplomatlarının gözetiminde, Rum polislerinin kontrolünde KKTC’li Türkler ile birlikte Kıbrıs’ın manevi fatihi Hala Sultan Türbesini ziyarete gitmek için Türkiye’den KKTC’ye gitmek için yola çıkıyoruz.

Larnaka’da Hala Sultan Dergâh ve Cami İmam Hatibi Şakir Hoca, KKTC Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Bey’in özel çabası ile 4 yıldır Hala Sultan’a ziyaret organizasyonuna devam ediyor. Birleşmiş Milletler de görevli İsveç büyükelçisinin özel çalışması ile Rum yönetiminden izin alınıp her yıl 3 farklı organizasyonla toplam üç bin kişinin peygamberimizin halasının Larnaka’daki türbesini ziyaret etmesi sağlanıyor.

Hala Sultan Kimdir?

Hz. Hala Sultan yani Ümmü Haram (r.a.) Peygamber efendimizin süt halası…

İlk deniz seferine katılan, şehitlik özlemiyle yanan bir hanım sahâbî…

Hala Sultan adıyla meşhur, şecaat sâhibi kahraman bir İslâm kadını…

Kıbrıs’ın manevî bekçisi…

Medine’de doğdu. Hazrec kabîlesinin Benî Neccar koluna mensuptur.  Medine’nin ilk Müslüman hanımlarından idi. İslâm’dan önce Amr İbni Kays ile evlendi. Kays ve Abdullah adında iki oğlu oldu. İslâm güneşi Medine’ye yayılmaya başlayınca kocasının da Müslüman olmasını istedi. Her vesileyle kocasını İslâm’a davet etti. Fakat kocası Müslüman olmayı kabul etmedi. Çaresiz kalan Ümmü Haram (r.a.) müşrik kocasından ayrılmak zorunda kaldı. İffetiyle, vakarıyla inancını daha diri yaşamayı arzu etti. Bir müddet sonra Ensar’ın ileri gelenlerinden meşhur sahâbî Ubâde İbni Sâmit (r.a.) ile evlendi.

İki Cihan Güneşi Efendimiz, zaman zaman süt halası bulunan Ümmü Haram (r.a.)’ın evini ziyaret ederdi. Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimiz bu evde biraz sohbet ettikten sonra uykuya daldı. Bir müddet sonra gülümseyerek uyandı. Efendimizin tebessüm ederek kalkışına hayret eden Ümmü Haram, “Ya Rasûlallah! Anam-babam sana fedâ olsun. Niçin gülüyorsunuz?” diye sordu. Efendimiz de, “Ey Ümmü Haram! Ümmetimden bir kısmının gemilere binip kâfirlerle savaşmaya gittiğini gördüm.” buyurdu. İleride olacak deniz savaşlarına işaret etti.

Ümmü Haram, şehâdet özlemiyle yanmaktaydı. Bu beşâreti duyunca heyecanlandı. O sefere katılacaklar arasında bulunmayı arzu etti, “Ya Resûlallah! Duâ etseniz de ben de onlardan biri olsam” diye ricada bulundu. İki Cihan Güneşi Efendimiz de onun istediğine, “Ya Rabbi! Bunu da onlardan eyle” diye duâ ederek karşılık verdi. Sonra yeniden istirahat etmek üzere sağ yanına doğru uzandı.

Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra donanma Kıbrıs’a ulaştı. Önce oradaki insanları Müslüman olmaya davet ettiler. Kabul etmeyince cizye vermelerini teklif ettiler. Rumlar buna da yanaşmayınca şiddetli çarpışmalar başlamış oldu. Kısa zamanda Rum donanması mağlup edildi. İslâm ordusu bir çıkarma hareketiyle iç kısımlara daldı. Savaş karada devam etmeye başladı. Daha fazla direnemeyen, Rumlar cizye vermeyi kabul ederek barış teklifinde bulundu.

O, ihtiyar mücâhide hala askerlerle beraber Kıbrıs içlerine doğru dalıp gitti. Larnaka yakınlarına vardıklarında bindiği atın ayaklarının sürçmesinden dolayı düştü ve oracıkta ruhunu teslim etti. Böylece çok özlediği şehâdet mertebesine kavuşmuş oldu.

Kıbrıs, Hicretin 28. yılında fethedildi. Ümmü Haram da bu fethin bir sembolü oldu. Larnaka şehrinin Tuz gölü kıyısında bulunan kabrine 1570 senesinde bir türbe yapıldı. “Hala Sultan” adıyla yüzyıllardır oradan feyiz ve bereket saçmaktadır.

Kuzey Kıbrıs’tan Rum Yönetimindeki Güney Kıbrıs’a Nasıl Geçtik?

Kıbrıs’a ilk kez 1994 yılında Türk Metal Sendikası’nın daveti ile gitmiştim. Daha sonra Türkiye Gazeteciler Federasyonu ile iki kez daha gittim. Dördüncü kez Kıbrıs’tayım… Kaderin cilvesi 24 yıl sonra yine Mülkiyeti Türk Metal Sendikası’na ait olan Girne’deki büyük Anadolu Otel’de kaldık. Girne de kaldığım otelin hemen karşısında Kıbrıs tarihinde önemli yeri olan Nurettin Ersin Paşa adına yapılan muhteşem caminin önünden otobüslerle Güney Kıbrıs’a Gitmek üzere yola çıkıyoruz…

Lefkoşa Metehan Sınır kapısından güvenlik kontrolünden geçerek Birleşmiş Milletler adına görev yapan İsveç büyükelçiliği yetkililerinin kontrolünde Kıbrıs Diyanet İşleri Başkanlığı’nın organizasyonu ile Rum Kesimine geçiyoruz. Araçtan inmek kesinlikle yasak! Otobüsümüzün plakasında yer alan T harfinin üzeri kapattırılıyor. Yoğun güvenlik önlemi içinde Larnaka’da Hala Sultan Türbesine gidiyoruz…

Biz geçerken Yollar Motorize Rum Polisi tarafından trafiğe kapatılıyor. Araçlarımızın durması kesinlikle yasak! Lefkoşa’nın büyük bölümü Rum tarafında kalmış, Rum tarafı sakin, caddelerde fazla insan yok. Yüksek binalar yok. Araçlar fazla yeni değil. Her halinden Rum kesiminin ekonomik sıkıntı yaşadığı görülüyor. Kuzey Kıbrıs Türk tarafına göre Rum Tarafı daha verimsiz çorak bir bölge. Arazi tarıma elverişli değil. Rüzgâr santralleri var…

Bir saatlik yolculukla Akdeniz sahilinde Tuz gölü kenarında bulunan Hala Sultan türbesine ev sahipliği yapan Larnaka’ya geliyoruz… Tuz gölü kenarında Palmiye Ağaçları altında Elif misali minaresi ve Osmanlı-Türk Mimarisi ile bir tabloyu andıran, bugün minaresinin birisi yıkılmış Hala Sultan tekkesi ve Külliyesi bizleri karşılayarak göz ve gönül ziyafeti sunuyor. Bizler gibi Kuzey Kıbrıs’ın birçok yerinden Yaklaşık 1000 Türkiye Türkü ile Hala Sultan’ı ziyaret edip birlikte öğle namazı kılınacak, Kur’an hatimleri ve Mevlit okunacak…

Hala Sultan Türbesi’ndeyiz

Hala Sultan Külliyesi ve Tekkesi’nde görevli Şakir Alemdar Hoca bizleri karşılıyor. Külliye içinde resmî kıyafetli Rum polisleri var. Ziyarete gelenler Hala Sultan Türbesi ve Dergâhı’nda muhteşem manzara oluşturmuş. Hiç vakit kaybetmeden kamera ve fotoğraf makinamla Külliye çevresinde belgesel çekimlerime başlıyorum. Rum polisinin gözü üzerimde. Şakir hoca ile söyleşi yaparken, onlarda bizim görüntümüzü cep telefonu ile çekmelerine hiç aldırış etmiyorum. Hala Sultan Dergâh ve Türbesini ziyarete gelen kalabalık coşku içerisinde. Camiden geçerek türbeye giriyoruz. Türbenin dışardan da girişi var. Türbe üstünde 15 tonluk yekpare taş altında Hala Sultan meftun birçok rivayet anlatılıyor.

Kıbrıs Neden Önemli?

Kıbrıs adasına hâkim olanlar Akdeniz’e sahip olur. Tarih boyu Kıbrıs dünya gündeminde olmuş, uğruna savaşlar yapılmış, mücadeleler verilmiş. Bugün bile birçok ülke Kıbrıs adası çevresinde doğalgaz arıyor. Akdeniz’de Sicilya ve Sardunya adalarından sonra üçüncü büyük ada olan Kıbrıs, İslam Medeniyeti ve Hıristiyan Dünyası arasında gerginlik konusu olması, Kıbrıs’ın Kutsal Bölgelere giden Haç Yolları üzerinde olmasından kaynaklanmakta. Yıllarca Kıbrıs’a hâkim olan Katolikler, şövalyelerle sadece Hac vazifesi için kutsal topraklara giden Müslümanlara zulüm yapmamış, aynı zamanda Kudüs’e giden Ortodoks Hıristiyan mezhebine mensup kendi dindaşlarını bile soymuşlardı. 1571 yılında Osmanlı Katolik Hristiyanların zulmünden kurtulmak için, Osmanlı’nın adayı fethetmesine yardımcı olmuştu.

Kıbrıs Adası 1571 yılında Osmanlı Devleti tarafından fethedildi. Ada’ya Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden Türk nüfusu iskân edildi. Osmanlı Devleti’nin adaletli yönetimi sayesinde Kıbrıs’taki Türk ve Rumlar uzun yıllar barış içinde yaşadılar. Ada 12 Temmuz 1878 yılında geçici olarak İngilizlerin eline geçti. İngiltere Kıbrıs’ı 5 Kasım 1914 tarihinde tek taraflı olarak ilhak etti. Osmanlı Devleti 1. Dünya Savaşı’ndan mağlup ayrıldığı için Kıbrıs konusunda bir şey yapamadı. Bundan Yunanistan’a bağlanmak için çeşitli faaliyetler içine girdiler. Buradaki Rumları Yunanlılar da sürekli kışkırtıyordu. Halkı kışkırtmak için Rum Kilisesi ve Papazları öncülük ediyorlardı.

15 Ocak 1950 tarihinde yine bir din adamı olan Başpiskopos Makarios, kilise de, Rumlara bir halk oylaması yaptırdı. Rumlar halk oylamasına dayanarak Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması gerektiğini söylediler. Bunun üzerine Yunanistan 1952 yılında Birleşmiş Milletlere başvurarak Rumlara kendi kendini yönetme hakkının verilmesini istedi. Birleşmiş Milletlerdeki Türk delegesi aynı hakkın Türklere de verilmesini talep etti.

Yunanistan 1954 yılında İngiltere’den adanın kendilerine bağlanmasını istedi. İngiltere bu isteği kabul etmedi. Rumlar istediklerini gerçekleştiremeyince meseleyi silah yoluyla çözmek için EOKA adlı bir terör örgütüne başvurdu. Bu örgüt Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak maksadıyla Türklere karşı sindirme faaliyetine girişti. EOKA 1955- 1958 yıları arasında yüzlerce Türk’ü katletmiş 33 köyü de yakıp yıkmıştır. Birçok Türk de yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmıştır.

Rumların bu saldırılarından sonra Ada’daki Türkler de teşkilatlanmışlar ve 1 Ağustos 1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT)nı kurmuşlardır.

Kıbrıs Türk’ü 11 Şubat 1959’da Zürih ve 19 Şubat 1959’da da Londra Anlaşmalarıyla Bağımsız bir Kıbrıs Cumhuriyeti için Rumlarla eşit statüde haklar elde etmiştir. Bu yapılan anlaşmalar sonucu Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. (16 Ağustos 1960) Bu devlet Kıbrıs Türk ve Rum halkının eşit statülü, kurucu ortak olarak kurduğu bir cumhuriyet olmuştur. Ancak Cumhurbaşkanı Makarios Anayasada Rumlar lehine bazı değişiklikler yapmak istemiştir.Makarios’un amacı adadaki Türkleri bir azınlık statüsü ile Rum yönetimine bağlamaktı. Makarios’un istemlerinin gerçekleşmemesi üzerine EOKA’cılar tekrar harekete geçerek adadaki Türkleri katletmeye başladılar. Bu katliamda birçok Türk, Rumlar tarafından öldürüldü.103 Türk köyü de yıkıldı. 30 bin Türk yaşadıkları yerleri terk ederek göçmek zorunda kaldı. Türkiye Cumhuriyeti savaş uçaklarının, 25 Aralık 1963 günü Lefkoşa üzerinden ihtar uçuşları yapması sonucu Makarios korkuya kapılarak ateşkes kararı aldı.

Rumların katliamları üzerine BM, 27 Mart 1964 Ada’ya Barış Gücü gönderdi. Barış gücüne rağmen Rum saldırıların durmaması üzerine Türkiye Garanti Antlaşması gereği olarak 20 Temmuz 1974 de Kıbrıs’a askeri müdahalede bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri kısa sürede adanın kuzey kısmına hâkim oldu.

13 Şubat 1975 günü bağımsız “Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD)” kuruldu. Ancak bu devletin tanınmaması için Rum ve Yunanlılar B.M başvurmuşlardır. BM 13 Mayıs 1938 tarihinde KTFD aleyhinde bir karar alınca Türk tarafı üniter bir devlet kurmaya karar vermiştir. Yeni devlet yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 15 Kasım 1983 günü bağımsızlığını ilan etmiştir. Rauf Denktaş da Cumhurbaşkanlığına seçilmiştir. 15 Kasım 1983 yılında bağımsızlığını ilan eden KKTC, Türkiye’nin 60 km güneyinde bulunan Kıbrıs Adası üzerinde kurulmuştur. Yüzölçümü 3.377 km olan ada yüzölçümünün %35 KKTC’ye aittir.

Tarihi Larnaka Şehrindeyiz

Peygamberimizin Halasının türbesinin bulunduğu Larnaka, her bakımdan stratejik öneme sahip. Rum Kesiminde çok önemli yerler var. İngilizler, Akdeniz ve Ortadoğu’yu Kıbrıs’taki askeri üslerinden kontrol ediyor. Birinci Dünya Harbi’ne kadar Larnaka açıklarından geçen Osmanlı gemileri, Hala Sultan türbesine saygı için top atışları ile Hala Sultan’ı selamlıyordu.

Bugün Kıbrıs Barışına katkı sunması için İsveç Büyükelçiliği’nin öncülüğünde Hala Sultan Türbesi’nin yılda üç kez de olsa ziyarete açılması, Kıbrıs Türkleri arasında büyük sevinç yaşatmıştı. KKTC Diyanet İşleri Başkanı Talip Bey, “Türklerin Hala Sultan’ı ziyareti karşılığında, Kıbrıs’taki Rumların Türk tarafında bulunan Karpaz’daki Kiliseyi ziyaret etmelerine izin veriliyor.” dedi. Hala Sultan Dergâh ve camisi İmam Hatibi Şakir Alemdar, bizlere Hala Sultan külliyesini gezdirerek, Cuma günleri Camide namaz kılındığını, cemaate yemek ikram ettiklerini açıkladı.

Hala Sultan Türbesine Veda Vakti

Buradan ayrılırken binlerce yıllık Kıbrıs tarihini hatırlıyor, Ada’daki Türk İslam medeniyeti döneminde yaşanan güzel günleri düşünüyorum. Osmanlı Ada’da kaldığı süre içinde, 2000’den fazla vakıf kurup karşılıksız bölge halkına hizmet etmişti. Bugün Türkiye Toros dağlarından Ada’ya hayat verecek suyu getirerek aynı vakıf misyonunu sürdürürken; Yunanistan, Amerika ve İngiltere Ada’yı sömürüyor.

Larnaka’dan Kuzey Kıbrıs’a geldiğimiz yol üzerinden dönmek üzere otobüslerle yola çıkıyoruz. Sınırda hiçbir kontrol yapılmadan geçerken, gönlümüz İslam’ın Kızıl Elma’sı Larnaka’daki Hala Sultan türbesinde kalıyor…

Larnaka Şehri ve Önemli Eserleri

Asurlular, Mısır, Persler, Büyük İskender, Romalılar ve Bizanslıların eline geçen şehir, Bizans yönetimindeyken birçok kez Müslümanlar tarafından ele geçirildi. İngiliz Kralı Arslan Yürekli Richard’ın sonra da Tempelierlerin ve Lusignanların yönetimine geçti. Lusignanlar zamanında Memlükler tarafından alınarak vergiye bağlandıktan sonra 1489’da yeniden Venediklilere verildi. Şehir, Osmanlılar tarafından 3 Temmuz 1570’den alındı. Bundan sonra ticaret gemilerinin uğradığı, yabancı konsoloslukların bulunduğu önemli bir şehir oldu. 1878’de İngiliz egemenliğine girdi. Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluncaya kadar İngiltere’de kaldı. Şehirde Osmanlı döneminden kalma birçok yapı bulunmaktadır.

Hala Sultan Tekkesi, Larnaka’nın yakınındaki Tuz Gölü’nün batı kıyısında Hz. Muhammed’in halası Ümmül Haram b. Milhan Ensari’nin şehit olup düştüğü yerde yaptırıldı. Daha sonra da mezarın yanına Kıbrıs Valiliği’nde bulunan Seyyid Emin Efendi tarafından bir cami yaptırıldı.

Seyyid Ahmet Cami, Kıbrıs muhassıllarından Seyyid Ahmet Ağa tarafından yaptırılmış, 1959’da onarılmıştır. Limasol Kalesi, 1625 yılında yaptırılmıştır ve günümüzde Larnaka Müzesi olarak kullanılmaktadır. Şehirde yukarıdaki yapılardan başka Ebubekir paşa tarafından 1745 yılında yaptırılan su kemerleri, Türabi tekkesi ve Seyyid Ahmed Camii de bulunmaktadır. Larnaka bugün Kıbrıs’ın güneydoğu kıyısında bir liman şehridir.

Girne’den Karpaz’a Sahabeler ve Şehitler Diyarı Kıbrıs

Girne’den sabah erken yola çıkıp Beşparmak Dağları’ndan geçerek Kıbrıs’ta Türk-İslam tarihinin manevi tapu senetlerinin bulunduğu Lefkoşa’da Kıbrıs Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geliyoruz. Kıbrıs Evkaf İdaresi Genel Müdürü Prof. İbrahim Benter ile söyleşi yapıyoruz. Genel Müdür Benter, Devr-i Âlem kameralarına çok önemli bilgiler veriyor. Kıbrıs’ta vakıf medeniyetini yaşatmak, Vakıf mallarını korumak için çok güzel çalışmalar yapıldığını öğrenmenin mutluluğu içinde KKTC Yunus Emre Enstitüsü’ne geliyoruz. Türkiye’nin adadaki çok önemli ve başarılı kurumlarından olan Enstitü’nün Müdürü Hüseyin Şahin Bey bizlere çalışmalar hakkında bilgi veriyor. Hüseyin Beyle Lefkoşa’nın kalbinin attığı Selimiye Camisi’nin yanı başındaki mimari güzelliği ile bir tabloyu andıran enstitü binasında söyleşi yapıyor, Kıbrıs’la ilgili önemli bilgiler alıyoruz.

Lefkoşa’dan Gazimagosa’ya Gidiyoruz

Vakit kaybetmeden yola çıkıp önce Gazi Magosa’da Kıbrıs’ın fetih sembolü Lala Mustafapaşa Camisi, Namık Kemal Evi ve tarihi meydanın belgeselini çekip Kıbrıs’ın manevi mimarlarından Kutup Osman Türbesini ziyaret ediyoruz. Ardından Birinci Dünya Harbi’nde İngilizlerin eline esir düşerek Kıbrıs’ta esir tutuldukları esir kamplarında şehit olan Mehmetçiklerin mezarlarını ziyaret edip Fatiha okuyarak, Kıbrıs’ın en uç noktası Zafer burnu ve Karpaz’a gidiyoruz.

Karpaz’da Rumlar için kutsal kabul edilen Kilise ve Papaz Okulu’nun olduğu yer, aslında İslam askerlerinin Adaya çıktıkları ilk yerlerden... Koruma altındaki eşekleri ile tanınan bu yer de çok sayıda sahabe mezarının olduğu bilinmiyor.

Uzun bir yolculuk yaparak, verimli araziler, muhteşem koylar ve dünyaca ünlü altın kum plajlarından geçerek geldiğimiz Karpaz bölgesinde, Halen Rumlar’ın yaşaması dikkatimi çekiyor. Rumlar bölgeye büyük ilgi gösteriyor, Kilise ve Ruhban Okulu tamir ediliyor. Rehberimiz Ertuğrul Bey’den Kilisenin altında sahabe mezarlarının olduğu bilgisini alıyoruz. Sahabe mezarlarını Kiliseden geçerek 1950 yılına kadar ziyaret edildiğini öğreniyoruz. 1959’da Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios’un emri ile kapıların kapatılıp ziyaretin yasaklandığını öğreniyoruz. Kilisedeki papazla görüşüp çekimler yapıyoruz.

Kıbrıs’ın en uç noktası Zafer Burnunda dalgalanan Türk ve KKTC bayraklarımız Karpazlı Türkler, Koruma altındaki yaban eşekleri ve sahillerin ihtişamlı güzelliğin belgeselini çekiyoruz. Sahabe-i Kiram Mezarlarının da bulunduğu Kilise altından çıkan kutsal sudan içerek Girne’ye dönmek üzere yola çıkarken, Kuzey Kıbrıs’ın tarih kültür ve inanç turizmine önem verilerek kalkınacağına inanıyorum…

Girne’de Vakıf Eserleri

Girne, Beşparmak Dağları’nın yaklaşık 750 metre yüksekliğindeki iki uçlu sivri tepesi üzerinde, stratejik önemi olan Boğaz geçidinin üst başındaki St.Hilarion adlı kalesiyle ünlü. İslamiyet’in doğuşundan sonra Müslümanlar Kıbrıs’a akınlar düzenlemiş, Kıbrıs’a yapılan saldırılarda karaya çıkan Arap kumandanı Hz. Ömer şehit olmuş, burada altı arkadaşı ile birlikte bir mağaraya gömülmüştür.

Daha sonra 11. yüzyılda Bizanslılar, ardından da Selçuklu Türklerinin egemenliğine giren şehir, 13. Yüzyıl başında Kıbrıs Lusignanların egemenliğine geçince, şövalyeler kaleyi oldukça kuvvetlendirdi. Osmanlı İmparatorluğu’na 14. yüzyıl ikinci yarısında katılan şehrin kalesi Türklerce desteklendi. 1844’de onarımdan geçirildi.

Girne ve kazasında Osmanlı döneminde Cafer Paşa Cami, eski Türk eserlerinden birisidir. At nalı biçiminde Girne Limanı’nın arka tarafında yapılan bu iki katlı caminin güzel minaresi Girne Limanı’nı süsler. Girne Kalesi’nin girişindeki koridorun ucunda Cezayirli Sadık Paşa’nın mezarı vardır. Bundan başka kasaba da Yazıcızade mescidi anılabilir.  Girne halen KKTC yönetiminde liman şehridir.

Kıbrıs’taki Şehitler Fatiha Bekliyor

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklama da Azerbaycan dan sonra en fazla şehitlik KKTC’de bulunuyor. Yurt dışında en fazla Türk şehitliği 9 şehitlik ile Azerbaycan’da bunulurken, KKTC’de 8, Ukrayna’da 7 şehitlik bulunuyor. Biri Gazze’de olmak üzere İsrail-Filistin bölgesinde de toplam 6 şehitlik yer alıyor. Yunanistan’da 4, İngiltere, Suriye, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Romanya’da da 3’er şehitlik var.

Türk askerinin, Myanmar’da ve uzun yıllar önce uğruna can verdiği Suriye, Libya, Yemen, Israil ve Filistin gibi 21. yüzyılda hala sancıların dinmediği topraklarda da şehitlikleri bulunuyor. Türk şehitliklerinin bulunduğu diğer ülkeler şunlardır: Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Bosna Hersek, Estonya, Güney Kore, Hindistan, Irak, Iran, İtalya, Japonya, Kosova, Letonya, Macaristan, Malta, Mısır, Polonya, Rusya, Sırbistan, Suudi Arabistan, Ürdün.

Kültür medeniyet ve zaferler tarihimizde Kıbrıs’ın çok ayrı yeri ve önemi var. Kıbrıs’ın birbirinden önemli şehirlerini gezerken zaman durur tarihin derinliklerine yolculuğa çıkar Kıbrıs uğruna fedai can eden şehitleri hatırlarsınız. Kıbrıs’taki sahabeyi kiram türbeleri Osmanlı şehitlikleri ve 1974 Kıbrıs Barış̧ harekâtında şehit olan Mehmetçikler koyuna yatmakta şehitleriniz Anavatan’dan Fatiha okuyacak ziyaretçi beklemekte.

Girne Boğaz Şehitliği

Şehitlikte, 20 Temmuz-16 Ağustos 1974 tarihleri arasında gerçekleştirilen Kıbrıs Barış̧ Harekâtı’nda şehit olan subay, astsubay, erbaş̧ ve erler ile mücahitler yatmaktadır. Boğaz Şehitliği’ne 1983 yılında 300 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu ve 26 mücahit şehit defnedilmiştir. Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nca 2001 yılında şehitliğin tamamı yeniden düzenlenmiştir.

Gazimagusa Canbulat Şehitliği

1974 yılındaki 1. ve 2. Barış Harekâtı’nda Mağusa Muharebelerinde şehit olanlardan 28 şehit Canbulat Burcu yanında 1 Nisan 1968 yılında yapımına başlanan, 1 Ağustos 1968 yılında tüm zamanlarda şehit olanların anısına tamamlanan şehitler mabedinin yanındaki alana gömülmüş ve alanda yeni düzenlemelere gidilmiştir. Şehit mezarları yapılarak şu andaki görünümüne kavuşmuştur. Türk Şehitlerden 3’ünün naaşları da burada bulunmaktadır. Şehitlikte 3 çocuk, 7 kadın, 19 mücahit, 1 sivil ve 1 TSK mensubu er olmak üzere toplam 31 şehit yatmaktadır.

Gazimagusa Çifte Mazgallar Şehitliği

1964-65 yılları arasında şehit olan ve düşman tehdidi nedeniyle surlar dışarısındaki mezarlığa defnedilemeyen şehitler Çifte Mazgalda hazırlanan şehitliğe defnedilmişlerdir. Tamamı 4 şehit ve 1 çocuk mezarından oluşmaktadır. Çocuğun kimliği bilinmemektedir. 1964 yılında inşa edilmekle beraber 1998 ve 2003 yıllarında da restorasyon işlemleri tamamlanmıştır.

Girne Karaoğlanoğlu Şehitliği

1974 Kıbrıs Barış̧ Harekâtı’nda Kıbrıs’a bu bölgeden çıkarma yapan alayın komutanı Albay İbrahim Karaoğlanoğlu ile 7 subay, 5 astsubay ve 57 erbaş̧ ve ere ait mezarların bulunduğu şehitliktir. Çıkartmanın yapıldığı bu noktaya ileriki zamanlarda da Karaosmanoğlu Şehitliği adı verilmiştir. Şehitliğin yer aldığı bölgede ek olarak bir de anıt yer almaktadır.

Girne Deniz Şehitliği

1974 Kıbrıs Barış̧ Harekâtı esnasında 21 Temmuz 1974 gününde Kocatepe Gemisi’nin batmasıyla şehit olan denizci personellerin anısına dikilmiş̧ bir yapıdır. Anıtın yapımına 16 Ocak 1975 tarihinde başlanmış̧ olup 27 Haziran 1975’te tamamlanarak halkın ve turistlerin ziyaretine sunulmuştur. Anıtın ön tarafında “Kıbrıs Barış̧ Harekâtı Deniz Şehitleri Hatırasına” yazısı ve Deniz Kuvvetleri logosu yer almaktadır. Yapının arka yüzünde ise şehit olan toplam 68 subay, astsubay, erbaş̧/er ve sivil isçilerin isimleri yazılıdır. Tüm şehitlikler gibi burası da, destansı öykülerin kahramanlarına ait bir yapıdır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.