Kırk Yıllık Kâni…


Dr. Murat Yürükcü

Dr. Murat Yürükcü

30 Eylül 2020, 09:47

Merhabalar dostlar.

Sizden gelenler üzerine cevap niteliğinde olsun bugün yazımız.

Geçen haftalardaki yazılarımız değişim üzerineydi.

Hangi konularda değişim?

Kendi gelişimimiz üzerine. Daha iyi günler üzerine.

 İyi bir aile olma ve kaliteli insanlar yetiştirme yani pedagoji üzerine.

İnsanın doğru bildiği ve yıllardır gördüğü, yaşadığı, yaptığı her şey ona göre en doğrusudur. Ama bildiğimiz, yaşadığımız, yaptığımız her şey gerçekten de doğru mudur?

Ben her şeyin en iyisini bilirim diyorsan kendin bilirsin dostum.

Yapacak bir şey yok senin için.

Zaten senin ihtiyacın yok ki neden senin için bir de oturup yazalım.

Tıpkı Şair Kâni gibi. Bakalım öyküsüne. Buyurun efendim.

Kânî 1712 doğumlu Tokatlı bir şairdir.

Mizahî ve nüktedan kişiliğe sahiptir. Bir ara Trabzon’dan İstanbul’a gelirken devrin tanınmış sadrazamlarından Hekimoğlu Ali Paşa’nın yolu Tokat’a düşmüş ve Kânî de “fırsat bu fırsattır” diyerek yazmış olduğu bir kasideyi Paşaya takdim etmiştir.

 Hekimoğlu Ali Paşa şiirden anlayan biri olduğu için bu gencin sahip olduğu yeteneği fark etmiş ve onu beraberinde İstanbul’a götürmüştür.

İstanbul’da çeşitli memuriyetlerde vazife alan Kânî, eskilerin tabiriyle serâzâd (kendi hâlinde takılan ve pek söz dinlemeye gelmeyen) biri olduğu için Silistire’ye gitmiştir. Ulah beylerinin ve bazı voyvodaların yanında bulundu. Ve bir ara Bükreş’te iken gönlünü Hrıstiyan bir güzele kaptırdı…

Girit’teki Ortodoks Hrıstiyan kadınlar giyim kuşamlarıyla dikkat çekmektedirler.

Gel zaman git zaman Kâni’nin başında kavak yelleri esedursun artık bu durum tahammül edilemez bir hâle dönüşmüştür. Ne yapıp edip Hrıstiyan güzele içini açmalı ve ardından sadede gelmeliydi.

Şairimiz bu güzel ve genç kıza evlenme teklifi yapmaya karar verdi, bir fırsatını buldu ve mevzuya girdi…

Hrıstiyan güzel, böyle bir teklifi öteden beri bekliyor ve aslında kabul etmeye hazırlanıyordu. Fakat bir şarta bağlı idi…

O da, kendisi gibi Kâni’nin de Hrıstiyan olmasıydı…

Sonunda Kâni teklifini yaptı ve ardından hiç beklemediği bir cevapla karşılaştı…

Kız dedi,

 “Peki kabul ederim ama o zaman sen de Müslümanlığı bırakıp, Hrıstiyan olursun!

 Bu şartın imkansızlığını bilen şairimiz, biraz da mizahla karışık işte o meşhur sözüyle karşılıkta bulundu:

 “Kırk yıllık Kâni, olur mu Yani…”*

Şair Kâni’den ne istenmiş? Dinini değiştirmesi.

 Kolay mı dostlar? Değil.

Ancak kendimizi geliştirme, anne babalık vasıflarımızı iyileştirme bir insan için bu kadar zorlayıcı olmamalı.

Ne yani ben de şair Kâni gibi mi diyeyim. Yazmayayım öyleyse.

Yok öyle demeyeceksek biraz zahmet etmeli dostlar.

 Bilirsiniz zahmetsiz rahmet olmaz denir.

Neyse ben öğrenmek, anlamak isteyenler için devam edeyim.

Dostlar, değişmek zordur. Eğer bir konuda bilginiz yoksa duyguları koyarsınız bilginin yerine.

Ne demek istiyorum?

 Bir konuda derinlemesine doğru bilgiye sahipseniz duygusal düşünmezsiniz ya da duygusal tepkiler vermezseniz.

Mesela araç kullanıyorsunuz ama aracın motorundan hiç anlamıyorsunuz. Bu durumda motorun durumunu duygularınızla açıklarsınız. Oysa o işin ustası öyle mi bakar. Şu mekanizma bozulmuş der ve tamirini yapıp işi bitirir.

Demek ki bir konuda doğru bilgimiz yoksa bu boşluğu duygularımız alıyor.

Bunun şansı yok diyoruz. Ben şanssızım diyoruz mesela.

Neyse mevcut zihin ve yaşam anlamında, mevcut konforunuzu bozmadan hiç kimse hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini bilmeli.

Ne dersiniz?

Zahmete devam mı yoksa…

Kırk yıllık Kâni, olur mu Yani…

Kaynak:*https://tarihvemedeniyet.org/2012/12/kirk-yillik-kani-olur-mu-yani.html

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.