Alt yapıya MR gerekiyor!
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin iştiraki olan Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü ( İSU) başlı başına bir kurum gibi. Barajları, kanalları, su depolara, çalışan sayısı, şubeleşme oluşumu, istihdamı ve makine parkuru ile devasa bir şirket gibi. Geçtiğimiz aylarda yaptığı genel kurulda 2019 tahmini bütçesinde, gelir bütçesi 920 milyon 974 bin 937 TL, gider bütçesi ise 1 Milyar, 89 milyon 777 bin 937 TL olarak öngörmüş bir kurum. Geçtiğimiz yıla bakıldığında, 2018 yılında 974 milyon civarı gelire karşılık kurum 993 milyon TL gider kaydetmiş. Yani 50 milyon TL üzerinde bir gelir, 7 milyon TL kadar da gider öngörmekteler.
Bu rakamlara kafam takılmadı değil;
2018’de gelirler artmışken yatırım ya da harcama oranı düşük kalmış, 2019 için düşünülen bütçede de giderler sadece 7 milyon kadar yükseltilmiş. Hani bu kentin alt yapısı yeniden elden geçirilecekti? Hani Gebze’de artık patlaya patlaya yamalı bohçaya dönen isale hatları yeniden ihale edilecekti? Burada bir sapma var ama, yakın zamanda bunu hep birlikte yaşayıp göreceğiz.
İSU ‘nun, bu yılın başlarında gerçekleştirdiği 1.Genel Kurulda açıklamış olduğu rakamlar ortada. İSU’nun gelirine bir şey dediğimiz yok ama geliri oranında yatırım yaptığı tartışılır. Bir başka deyişle, Gebze’ye beklenilen ya da gereken yatırımı yaptığı tartışılır. Özellikle Gebze bölgesinde son bir ayda patlayan içme su hattı boruları, çöken alt yapı bu giderlerin boşa harcandığı izlenimini vermiyor değil.
Geçtiğimiz gün İSU Gebze Şube Müdürü sevgili dostum Burak Kızılöz’le bir telefon görüşmesi yaptım. Kendisi bu arızalar başladığından bu yana her şeyini bu sorunlara verdiğini, normal hayatı bile kalmadığını aktardı. Arıza kadar arıza sonrası olacakları da kestiremediklerini söyleyen genç şube müdürü, İnönü mahallesinde son yaşanan su patlağının aynı hat üzerinde olmadığını söyledi. Burak Kızılöz, alt yapının çok eski olduğunu, sık sık arıza vermesinden dolayı da onarım yerine hattı yeniden inşa edeceklerini bunun için de projenin hazırlandığını, önümüzdeki günlerde de ihale edileceğini söyledi. Yeni hattın Gaziler dağındaki içme suyu ana deposundan Gebze Belediyesi önüne kadar farklı bir hattan geçeceği, eski hattın da boş bırakılacağı, ileriki zamanlarda bu hattın yağmur suyu naklinde kullanılacağını söyledi.Bu haber, ard arda su patlağı ile sarsılan, evlerini sular altında kalan vatandaşları nasıl etkiler bilemem ama, ben de aldığım bu bilgiye buradan aktarmış oldum. İlk yaşanan su patlağı olayında suların veriliş saatini yayınlayarak tepkileri üst seviyeye çıkartan İSU yetkilileri, son yaşanan arızada en azından bu yanlışlarını devam ettirmediler. Bu tür hat üzerindeki patlamalarda arıza giderildikten sonra da yeni arızaların çıkması muhtemel. Dolayısıyla kesin bir saat vermek bu mesleğin kimyasına uymaz zaten. Nitekim görüldü ki, suların veriliş saatinin üzerinden 12 saat geçtikten sonra şehre ancak su verilebildi. İSU bu konuda o denli dikkatliydi ki, son yaşanan boru patlama olayında herhangi bir saat vermediler.
Şunu unutmamak gerekiyor;
İSU’nun içme suyu kaynakları, Arıtma tesisleri, içme suyu analiz laboratuvarları ya da Scada sistemi İnönü mahallesinde su patlaması sonrası evi veya işyerleri sular altında kalan vatandaşı hiç mi hiç ilgilendirmez. Ard arda yaşanan bu aksaklıklar sonrasında, “ Ne yapalım bu borular bizim zamanımızda döşenmedi” gibi savunmaların da bir hükmü yok.
İSU, bir an önce 6-7 yıl önce ‘Toprağın Altına 350 milyon gömdük” diye yere göğü inleten o başkan ve yöneticilerin gömdüğü bu yapının MR’ını çekmeli, nerede eksikler var, nerede yanlışlar yapılmış bunları tespit etmeli…
Zaman teknoloji zamanı, inovasyon ve Ar-Ge zamanı. O zamanlar yoktu ama şimdi imkanlar çok daha geniş. Geçtiğimiz günlerde bu olayı haber yaptığımızda TÜBİTAK’ta görevli bir okurumuz aradı; Belirli koşullar altında şebeke hattına bırakılan kablosuz bir kapsül suyun akış hızı ile hareket ederek hattın görüntüsünü aldığını, gittiği mesafeyi ölçtüğü, su kaçağını noktasal olarak tespit ettiğini, hattın basıncını ve sıcaklığını ölçtüğünü. 50 km’ye kadar mesafede de tespit yapabildiğini, tüm bu işlemlerden sonra toplanan veriler raporlanarak sistemde depolanabildiğini aktardı. Okurumuz, DSİ başta olmak üzere ASKİ, KASKİ ve İlbank’ta bu sistemin kullanıldığını ifade etti. Bu metotla arızalar su baskını ve patlama olmadan önceden tespit edilebilir.
2000’li yıllarda o dönemin teknolojisi ile imal edilen asbest içerikle malzemelerden imal edilen PVC veya U-PVC malzemelerden yapılma boruların, yüksek basınca dayanmadığı ortada. Bu hatların yeniden inşası için kolları bir an önce sıvamalı. 21.Yüzyılda artık Akıllı Belediyeciliğin konuşulup uygulandığı bir dünyada, patlayan boru, kaçan su gibi mazeretlere yer almamalı. Gerekirse üniversitelerden, bilim heyetlerinden yardım alınmalı ama mutlaka bu sorun çözülmeli.
Öyle yerin altına milyonlar gömerek değil…
Akılla, mantıkla, bilimsel yöntemlerle…