AYNA AYNA SÖYLE BANA



Hayat,ayna gibidir.Karşısına özenerek,hazırlanarak geçtiyseniz,akis aynı güzellikte olur.Saçınızı,eşarbınızı,üzerenizi düzeltmekten başka,gülümseyiş    inizin yansımasına bakın özellikle. Ne kadar samimi,ne kadar derinden geliyor?Sadece dudağınızda bir kavis mi gülümseme?Yoksa kalbimizin saraylarından bir yansıma mı?

“Özendim,hazırlandım,kalbimi eğitmek için hep çabalıyorum,tek derdim insan-ı kâmil olmak ama yine de hayatın yansımaları böyle değil!” diyorsanız,buna imtihan diyoruz işte. Önemli olan sizin kulluk gücünüzü kullanıp kullanmadığınız.

Kayınvalide hanım,gelininden saygı,hizmet bekliyor. Aynı zamanda da evlât gibi görmeyi reddediyor.

Gelin hanım,kabullenilmek,sevgi görmek istiyor. Aynı zamanda “çok seviyorum ” dediği adamın ailesini yok sayıyor.

Çocuğum en başarılı,en gözde öğrenci olsun isteyen anne,yavrusunun önce insan kıymeti bilecek değerleri öğrenmesi gerektiğini unutuyor.

Çalışanlarımızdan yüksek verim beklerken,iş yerine aidiyet hissetmelerini sağlayacak küçük nüansları atlıyoruz.

Dostlarımızdan vefa beklerken,kötü günlerinde omuzlarındaki el,yüreklerindeki inşirah ferahlığı sebebi oluyor muyuz?

Mevsimi gelince binbir emekle saksıya,bahçeye tohumlar eker beklersiniz rengârenk çiçekleri. Önce ekeriz,can suyunu veririz,ilgileniriz. Sonra çiçekler açar.

“Çölde susuz bıraktığınız insanlardan,size gül bahçesi sunmasını bekliyorsunuz”(alıntı)

Beklemek için önce emek vermeli.

Peki ya gül bahçesi sunduğumuz insanların,bir yudum suyu esirgemesi?Belki de imtihanın en zorlarından…

Rasulullah (S.A.V) “din nedir?” diye soran bedevîye “din;güzel ahlâktır” buyurmuştur. Öyleyse herşeyin en temeline güzel ahlâk koyarak başlamalı.

Yaz dönemi ile düğün,nişan,söz merasimleri hız kazandı. (Pandemi süreci kısmen sekteye uğratmış olsa da!Ancak bu dönemde gördük ki,o şatafatlı kına geceleri olmadan da evlenilebiliniyor.Israf edilen şeyleri farketmiş olduk!)Peki yuva kurulurken en çok neler soruluyor?

-Nerede çalışıyorsun?

-Maaşın ne kadar?

-Evin var mı?

-Araban var mı?

İyi de aranılan mutluluk için bu sorular mı gerekli öncelikle?Din,müslümanın hayat tarzıydı hani? Din;güzel ahlâktı.Öncelikli olarak sorulan hangi soru bu güzelliğe kapı aralıyor?Toplumun yapı taşıdır aile diyoruz demesine,ama temeli ahlâkla harmanlamak yerine maddi çıkarlara dayıyoruz.

Susuz bırakılmış olmasına rağmen,gül bahçesi olmayı başaranları da görmüşsünüzdür illâki!Onlar karşılık beklemeden yapar iyiliği,tebessümünü eksik etmez,kırıldığı yerden bir tomurcuk daha verir.Çünkü onun tek amacı; Allah rızasıdır.Yaptığı herşeyde sadece “Rabbim razı olur mu?” hassasiyeti vardır.Ve durum böyle olunca da beklentisizce güzel olmanın,güzellik saçmanın derdindedir.

Kendi gücünün tesir ettiği her şeyde en iyisi için çabalar. Örneğin; insan cinsiyetini tercih edemez. Yaratılışla birlikte gelen bir özelliktir çünkü. Annesini,babasını,evlâdını tercih edemez.Evlât hediye,ebeveyn nimettir insana.İnsanın kontrol alanı dışında sahip oldukları ikram edilmiş hediyedir ve kıymet bilmelidir. Ancak eşini,arkadaşını,komşusunu seçebilir. Sunulan fırsatlar arasında seçim yapabilir.Iş ki seçimleri sadece Allsh rızasına uygun olsun.

Bu demek değildir ki,Allah rızası için iyiliğe,güzelliğe niyet edince kendimizi boşverelim.Can da bize emanet bir nimettir,onun hakkını da korumalı. Öyleyse ne yapalım?

Sizi çölde susuz bırakan insanlara gül bahçesi olmayı tercih etmekte sizin tercihinize kalmıştır. Taş atana gül at deriz ya,tam da bunu yapmış olursunuz.

İhtiyacınız varken size sırtını döneni ya da görmezden geleni,hayatınızda yakıştığı yere koymayı öğrenirsiniz tecrübe kazandıkça. Bir de herkes ortadan kaybolduğunda gelip canınıza can katanlar vardır.Işte onları da gönül sarayınıza misafir edersiniz.

İnsan , sarraf misali ince bir işçilikle tanır karşısındakini. Kimden nasıl tepki alacağını ya da ne bekleyeceğini öğrendikçe kırılma riskini ortadan kaldırır.

Çölde susuz kaldıysanız,sizi görmezden gelenlere gülizar olmak zorunda değilsiniz. Bununla birlikte tüm susuzluğunuza rağmen,başkaları susuz kalmasın diye çabalıyor ve güller açıyorsanız sizin bu dünya ile sınırlı kalmayacak kadar güzel birikimleriniz var demektir.

Hayat “kim ne der?” endişesiyle geçirilemeyecek kadar kıymetli ve kısa…Birileri sizi eleştirsin ya da sizinle ilgili eksik bulsun istemiyorsanız; Allah ve Rasulü’nün çizdiği yolda yürüyün.Derdiniz “elâlem ne der değil EL-ÂLİM ne der?” olursun ki; ortaya örnek bir Müslüman çıksın. Böyle olduğunda siz birşey yapmasanız dahi,duruşunuz insanlara ışık olur.

Nesillerimizle birlikte güzelliklere vesile olabilmek duası ile kıymetli okuyucular!(Amin)

Baki hürmetler…