Bağlılık mı, bağımlılık mı?

Merhaba dostlar birlik ve beraberlik içinde güzel bir seçimi dada geri de bıraktık.
Toplum olarak verdiğimiz kararın tüm ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyor ülkemin güzel insanlarını tekrar tebrik ediyorum.
Bu hafta sizlerle biraz bağımlılık konusunu konuşmak istedim.
Günümüzde bazı annelerden duyarız, kızım ya da oğlum bana çok bağlı beni çok seviyor cümlelerini. Anneler bir de bu durumu gururla söylerler. Sevgi tabi ki farklı bir şey, her çocuk anne ve babasını sever.
Anne burada sürekli kendisiyle olmak isteyen bir çocuk yetistirdiğini düşünür. Yanlış giden birşeylerin olduğunun farkında bile değildir.
Bağlı olan kendisidir aslında. Daha doğrusu bağımlı…Bu iki taraf içinde doğru orantılıdır. Bağımlı anneler, bağımlı çocuklar yetiştirirler diyebiliriz.
Asıl mesele ise baglılık ve bağımlılık kavramlarının birbirinden ayrıstırılması ve bu konuda daha dikkatli davranılması.
Çocuk normalde 2-3 yaşına kadar anneye bağımlıdır. Bu doğal bir süreçtir ki bu dönemde öz bakım ve duygusal ihtiyacı karşılanmazsa çocukta özgüven eksikliği ortaya çıkar. Bu anlamda çocuk her ağladıgında ihtiyacı karşılanmalı, sevgi ihtiyacı kesinlikle göz ardı edilmemelidir.
Bu dönemin akabinde çocuğu yapabileceği işlerde selbest bırakmak yüreklendirmek gerekir.
Gelişim dönemlerine göre takip edip, özgür bırakmak ve basardığında da taktir etmek, kendine güveni, yeteneklerini üst seviyeye çıkarma ve duygularını ifade etmede yavrularımıza büyük katkı sağlayacaktır.
Bunun aksi olarak, kimse her ihtiyacını anne ya da babadan karşılamak isteyen, kendi hakkında karar dahi karar veremeyen gençler yetiştirmek istemez.
Fakat ‘benim kızım, oğlum çok usludur bir yere gittiğimizde benim yanımdan hiç ayrılmaz, oturduğu yerden hiç kalkmaz diyen anneler vardır. Bu durum süreklilik arz ediyorsa bu çocuk anneye bağlı değil, bağımlıdır.
Bu tarz çocuklar anneleri olmadan ufacık birşeyi başaramayacaklarını düşünürler.
4-5 yaşlarına geldikleri halde yemeğini kendisi yiyemez, elbiselerini kendi giyinemez, doğal olarak da tembel bir kişilik geliştirirler.
Aslında biz buna öğretilmiş beceriksizlik diyoruz.
İlk okul 3. Sınıfa giden bir öğrenciye öğretmeni ‘neden kitabın çantanda değil’ diye sorduğunda verdiği cevap manidardır. ‘Annem kitabı çantama koymayı unutmuş.’
Öğretilmiş beceriksizlik konusu işlenirken bir anne gözyaşlarını tutamıyor sebebi ise, Kızına ‘artık bazı şeyleri benim yardımım olmadan yapabilecek kadar büyüdün. Okula tek başına gidebilir, ödevlerini benim yardımım olmadan da yapabilirsin, karışmayacağım,’ sözlerine karşılık kızının ağlamaya başlaması ve ‘neden artık beni sevmiyor musun.’ şeklinde karşılık vermesi.
Yine aynı annenin hiç bir durumda elini bırakmadığı üç yaşındaki oğlunun, merdivenleri tek başına çıkabilmesi ve sonunda da zafer kazanmış bir edayla ellerini havaya kaldırarak ‘neden ağlıyorsun anne bak çıkabildim, düşmedim.’ diyerek verdiği karşılık…
Anlayacağınız kendi bağımlılıklarımızdan kurtulmalıyız öncelikle.
Gelişim deneyimleyerek olur, yoksa sürekli birilerinin gölgesi altında değil. Sevgi karşımızdakinin özgürlüğünü yaşamasına izin vermek, her istediğimizde değil, bize gerçekten ihtiyacı olduğunda yardımına koşmaktır.
Tıpkı biz büyükler gibi;
Özgür ve bağlı bir birliktelik…
Geliştiren, köreltmeyen bir birliktelik…
Sevgi dolu, güvenli bir birliktelik…
Tıpkı fırtınada sığınılacak bir liman gibi…
Kalın sağlıcakla dostlar.
Bakî muhabbetle…