Baki kalan gök kubbede hoş bir sadaimiş



Ölüm haberleri insanı üzer acıdır gözlerimizden yaş gelir içinizi acıtır ve sızlatır. Öncelikle Ozan Arif, Necati Özfatura ve Mehmet Gider’i Rahmetle anıyorum. Ölüm insanı en sevdiklerinden ayırır,  geri dönüşü olmayan bir vedadır,  ebedi hayata  sonsuz geleceğe yolculuktur.

Ölüm insana en büyük ders ve ibrettir.  Ölüm her şeyin  fani olduğunu gösterir,  onun İçin  Allah Resulü  “Ölmeden önce ölün”  buyurarak ölümden ders ve ibret almamızı istemişti.  Bu hafta üç ölüm Haberi ile sarsıldım. Üçünü de yakından  tanıyan gazeteci ve Belgeselci olarak görüşüp konuşmuş birisi olarak, beni derinden etkiledi, üzüldüm.   Milli değere sahip kültür ve sanat adamı kolay yetişmiyor,  yetiştirmek içinde hiç bir çaba harcanmıyor. 

Devri Alem Belgesel TV programlarının her gün yayınlandığı  TGRT  Belgesel TV’ye Zaman zaman  gidip gelirken, kendisini ziyaret ettiğim  Türkiye  Gazetesi Yazarı Mustafa  Necati Özfatura,  ünlü halk ozanı şair ve eğitimci Ozan Arif ve uzun yıllar kendisi ile  genel Merkezi Ankara’da olan Anadolu Basın Birliği de birlikte çalıştığımız Pendikli Gazeteci Mehmet Gider in ölüm haberleri peş peşe geldi.  Gerçekten dünya fani. Kendilerini yakından tanıdığım üç değerli kültür  Adamı ve yazarımıza gazeteci ve belgeselci olarak yüce Allah’dan rahmet diliyorum. 

BAKİ KALAN GÖK KUBBEDE HOŞ BİR SADA

Türk dünyasının değerli Ozanı, Türk İslam ülküsünün sembol ismi, hemşehrisi olmaktan gurur duyduğumuz Ozan Arif’e Allahtan gani gani rahmet diliyorum Makam ve Mekanıı cenneti ala olsun.

Ozan Arif  Doğu Karadeniz bölgesini ebedi Türk Yurdu Yapan Oğuz  Türklerinin Çepni boyundan önemli bir şair  eğitimci ve yazardı  

Ünlü Türk dil bilimci Kaşgarlı Mahmut’un  nerde bir düşman görse saldırır anlamına  gelen Çepni Türkleri  Trabzon’un Fatih tarafından fethinden 160 yıl  önce  Giresun  ordu ve Trabzon’da  Bayramlı ve Hacıemiroğulları beyliğini  kurmuşlar  Fatih’in  Trabzon Pontus devletinin fethine yardım etmişlerdi

Kültür bakanlığı tarafından hazırlanan Çepni Türkleri Belgeseli

https://youtu.be/jz0GjFEUkCU

 İslam medeniyeti ve Türk destanlarından ilham alan bu bölgede bir çok şair ve ozan yetişmişti  Çepni bölgesinde çocuklar destan okuyarak  büyüyordu  Ozan Arif’de bu ortamda  Giresun’un  Alucra ilçesinde 1949 yılında dünyaya  gelmişti  12 Eylül askeri darbesinden sonra  Avrupa’ya gitmek zorunda kalmış  Avrupa’da yaşayan Türklerin milli ve manevi değerlerle yetişmesine  Türk İslam Kültürünü korumasına  inanç ve geleneklerini yaşatmasına  sazı ve sözü  ile destek olmuş katkı sunmuştu. Oğuz Türklerinin Çepni boyuna mensup Türk dünyasının büyük ozan ve şairi Ozan Arif’i rahmet minnet ve Şükran’la anıyoruz  ruhu şad makamı cennet olsun

OZAN ARİF’E NEDEN ARA  GÜLER KADAR ÖNEM VERİLMEDİ

Türk dünyasını yetiştirdiği  Oğuz Türklerinin Çepni boyundan Giresun Alucralı önemli halk Ozanı  olan Ozan Arif’e  yine Giresun Şebinkarahisarlı  olan ünlü Fotoğraf sanatçısı Ara Güler kadar önem verilmemesi hem üzücü  bende çok düşündürücü.  Ara Güler için başta devlet televizyonları ve özel medya kuruluşları özel programlar yaparken, Ozan Arif’in  yok sayılması vicdanları sızlattı.

Sazı ve sözü ile ebediyen yaşayacak Türk  İslam kültürüne büyük hizmeti olan. Oğuz Türklerinin Çepni boyunun medarı iftiharı Ozan Arife karşı yapılan bu vefasızlığı kamuoyunun yüksek vicdanlarına havale ediyoruz

OZAN ARİF DEN GURBET  ŞİİRİ

Gurbette ölürsem mezar taşıma,

Ne gün gördü nede güldü yazsınlar,

Uğrayan olursa okur başıma,

Bu dünyayı zindan bildi yazsınlar,

Sürgün oldu vatanından yurdundan,

Ayrılmadı sevdiğinin ardından,

Ülkü adlı bir güzelin derdinden,

Sarardı soldu kurudu yazsınlar,

OZAN ARİF SUSTURULMAK İSTENENLERİN SESİYDİ

Muhsin İlyas Subaşı’nın  kaleminden  Çepni Türklerinden  Giresunlu Halk Ozanı büyük şair  Ozan Arif yazısını sizlerle paylaşıyorum:  

1949’da Giresun’un Alucra ilçesine bağlı Yükselen köyünde doğan Rahmetli Arif Şirin, hayata öğretmen olarak başladı. Çeşitli okullarda çalıştıktan sonra, 1980 ihtilalinde yurt dışına çıkmak zorunda bırakıldı. Almanya’ya gitti. Oradan Türk insanının diline dönüştü.

Duruşu ve söyleyişiyle, haklının sesi olmaya özen gösterdi. Ozan Arif belli bir kesime değil, ülkemiz insanına tercüman olma hüviyetini kazandı.

Ozan Arif’in şiirleri Mehmet Emin Yurdakul’un bir asır önce yazdığı yukarıdaki mısraların adeta yeni versiyonuydu. Çünkü o haykıran bir şairdi. Mazlumun yanındaydı. Onunla aynı çağın insanlarıydık. Bizler, gerçek bir kâbus dönemini binbir acılarla yaşayarak bugünlere geldik. Ozan Arif, haksızlıklara isyan eden ruhuyla susmadığı için buna bedeli yurdundan yuvasından uzaklaştırılarak ödedi.

Şimdi işgal ettikleri noktalarda insanımıza keyfiyet gömleği biçen talihsiz insanlar, hemen herkese bir gerekçe bularak dışlamaya çalışmak gibi bir hukuksuzluğun içindeler. Yarım asır öncesinin o imanlı direnci olmasaydı, bugünkü huzur ortamı gerçekleşebilir miydi?