BALIKESİR KEPSUT İLÇESİ BEKTAŞLAR VE TEKKE KÖYÜNDE BELGESEL TADINDA CANLI YAYINLI KÜLTÜR YOLCULUĞU
Simav Çayı’nın İzinde: Kepsut’tan Bektaşlar Köyü’ne Devri alem belgesel tv programı ile Bir Kültür ve Medeniyet Yolculuğu
https://www.facebook.com/share/vcwWrkY/?mibextid=wwXIfr
Simav Çayı’nın kaynağına doğru yolculuğumuz Kepsut’ta devam ediyor. Kepsut Ovası’na hayat veren, bereketini taşıdığı topraklara su veren Simav Çayı, yalnızca bir akarsu değil; aynı zamanda bu coğrafyanın tarihine, kültürüne ve insan hikâyelerine tanıklık eden canlı bir tarih kitabı gibidir.
Bu kez rotamız, Kepsut yakınlarındaki iki önemli yerleşim yerine; Tekkeköy ve Bektaşlar köylerine çevriliyor. Amacımız, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan kültür ve medeniyet zincirinin izlerini sürmek, Horasan erenlerinin bu topraklardaki hatıralarını araştırmak ve özellikle İmam Birgivî Hazretleri’nin ailesinin geçmişiyle bağlantılı olduğu ifade edilen Bektaşlar köyünü yerinde görmek.
Tekkeköy’de Bir Türbe, Bir Çınar ve Simav Çayı
Bektaşlar’a ulaşmadan önce Tekkeköy’den geçiyoruz. Burada, Horasan erenlerinden önemli bir şahsiyetin türbesinin bulunduğu anlatılan bölgeye uğruyoruz.
Türbe, ırmağın hemen kenarında, asırlık ağaçların gölgesindeki büyük bir mezarlığın içerisinde bulunuyor. Sessizliği, doğası ve tarihî atmosferiyle ziyaretçilerini adeta geçmişe götürüyor.
Türbe ziyaretimizin ardından Simav Çayı’nın kıyısında köylülerle sohbet ediyoruz. Bölgenin geçmişi, köylerin bugünkü durumu ve çayın taşıdığı hayat hakkında bilgiler alıyoruz.
Fakat burada bizi üzen bir manzara da var.
Nazlı nazlı akan Simav Çayı, geçmişte olduğu gibi bugün de bölgeye hayat veriyor; ancak artık kirlilik tehdidiyle karşı karşıya. Köprünün altından coşkuyla akan suya bakarken, bu doğal güzelliğin korunması gerektiğini bir kez daha düşünüyoruz.
Çünkü Simav Çayı yalnızca su değildir. O, Kepsut Ovası’nın bereketidir; köylerin hayat damarı, tarımın kaynağı ve bölgenin doğal hafızasıdır.
Bektaşlar Köyü’ne Doğru
Hedefimiz artık Bektaşlar köyü.
Köye ulaştığımızda ağustos ayının sıcak günlerine rağmen oldukça sakin ve sessiz bir atmosferle karşılaşıyoruz. Köy muhtarına ulaşmak için mesaj bırakıyoruz.
Bu sırada bize rehberlik eden yaşlı bir Bektaşlar köylüsüyle birlikte, köyün tarihî hafızasında önemli bir yeri bulunan Namazgâh Tepesi’ne doğru yola çıkıyoruz.
Irmak kenarından ilerleyen yol, zaman zaman taşkınlar nedeniyle oldukça zor bir hâle gelmiş. Yer yer adeta orman yoluna dönüşen güzergâhta güçlükle ilerliyoruz.
Fakat bütün bu zorlu yolculuğun sonunda bizi muhteşem bir manzara bekliyor.
Namazgâh Tepesi’nden Bektaşlar
Namazgâh bölgesine ulaştığımızda gözlerimizin önüne eşsiz bir Anadolu manzarası seriliyor.
Yarım ay şeklinde Bektaşlar köyünü çevreleyen Simav Çayı, köyün yeşillikleri ve tepelerin doğal güzelliği bir bütün hâlinde karşımızda duruyor.
Anlatılanlara göre İmam Birgivî Hazretleri’nin bu bölgede namaz kıldığı ve ders verdiği ifade edilen Namazgâh Tepesi, bugün de köyün tarihî hafızasının önemli noktalarından biri.
Köy Muhtarı Ayşenur Acar Hanım’ın girişimleriyle buraya bir mescit ve çeşme kazandırılmış, Türk bayrağı göndere çekilmiş.
Çam ağaçlarıyla çevrili bu güzel mekânda bayrağımız nazlı nazlı dalgalanırken, insan hem tarihin hem de doğanın içinde olduğumuzu hissediyor.
Yaşlı köylümüz bize bölgeyle ilgili önemli bilgiler aktarıyor. Sohbet sırasında, “Keşke daha önce gelseydiniz. Hocamız 94 yaşında vefat etti. Çok önemli bilgiler biliyordu.” diyor.
Bu söz, sözlü tarih çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Biz de kendisiyle belgesel söyleşileri gerçekleştiriyor, hafızasında kalan bilgileri kayıt altına alıyoruz.
Muhtar Ayşenur Acar Hanım’ın Çalışmaları
Bir süre sonra muhtarımız Ayşenur Hanım’dan telefon geliyor. Bıraktığımız mesaja cevap veriyor ve yanımıza geleceğini söylüyor.
Zorlu yoldan tekrar ilerleyerek köy merkezine dönüyor ve muhtarlıkta kendisiyle kapsamlı bir belgesel söyleşisi gerçekleştiriyoruz.
Ayşenur Hanım, Bektaşlar köyünün geçmişini, Namazgâh Tepesi’nin eski hâlini ve burada gerçekleştirdiği çalışmaları anlatıyor.
Köyün sosyal hayatına da önem veren muhtar, köy içerisinde bir park yaptırdığını ve bu parka İmam Birgivî Hazretleri’nin adını verdiğini söylüyor.
Irmak kenarındaki parkı birlikte geziyoruz. Köy halkının sosyal faaliyetlerinin önemli bir bölümünün burada gerçekleştirildiğini öğreniyoruz.
Daha sonra Simav Çayı üzerindeki köprüde söyleşimize devam ediyoruz.
Bektaşlar’ın Beklentileri
Muhtar Ayşenur Hanım, köyün karşı karşıya bulunduğu sorunları ve beklentilerini de bizimle paylaşıyor.
Özellikle kış aylarında yolun kullanılamaz hâle geldiğini, Simav Çayı’nın taşması nedeniyle ulaşımın zaman zaman aksadığını belirtiyor.
Bu nedenle yolun taşkın seviyesinin üzerinde, daha güvenli bir güzergâha alınmasını istiyor.
Ayrıca bölgeye bir mesire alanı kazandırılması, Namazgâh Tepesi’nin tarihî ve kültürel öneminin korunması ve burada Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından düzenleme yapılması gerektiğini ifade ediyor.
Bu konularda ilgili kurumlara dilekçe vereceğini de belirtiyor.
Biz de bir belgeselci ve gazeteci olarak bu taleplerin kayıt altına alınmasının, ilgili kurumların dikkatine sunulmasının önemli olduğuna inanıyoruz.
Tarihî Minare: Geçmişten Geleceğe Bir Emanet
Bektaşlar köyündeki araştırmamızın son duraklarından biri de köy camisinin bulunduğu alan.
Eski cami yıkılmış ve yerine yeni bir cami yapılmış. Ancak eski caminin minaresi hâlâ ayakta.
Bu minare, adeta geçmişten günümüze ulaşan canlı bir tarih abidesi gibi duruyor.
Zamana ve şartlara karşı direnerek bugünlere ulaşan bu tarihî minarenin mutlaka korunması ve restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini düşünüyoruz.
Köy halkının bu konudaki hassasiyetini Kepsut Müftülüğü ve ilgili kurumlara iletmenin de bizim görevimiz olduğuna inanıyoruz.
Simav Çayı’na Son Bir Bakış
Bektaşlar’dan ayrılmadan önce yeniden Namazgâh Tepesi’ne bakıyoruz.
Tepedeki tarihî mekânı, yaşlanmış minareyi, İmam Birgivî Hazretleri adına yapılan parkı ve bütün bu güzelliklerin arasından akıp giden Simav Çayı’nı seyrediyoruz.
Bir yanda tarih…
Bir yanda kültür…
Bir yanda doğa…
Ve bütün bunların arasında Anadolu insanının hatıraları.
Simav Çayı, yüzyıllardır olduğu gibi bugün de bu topraklara hayat veriyor. Fakat bizlere düşen görev, yalnızca çayın suyunu değil; onun çevresindeki tarihî ve kültürel mirası da korumak.
Kepsut ve Bektaşlar gezimiz bize bir kez daha gösterdi ki Anadolu’nun her köyünde, her tepesinde, her çeşmesinde ve her eski yapısında anlatılmayı bekleyen bir hikâye var.
Biz de gazeteci ve belgeselci olarak bu hikâyelerin peşinden gitmeye devam ediyoruz.
İmam Birgivî Hazretleri’nin hayatı ve eserleri üzerine hazırladığımız araştırmaları ve belgesel çalışmalarımızı da siz değerli izleyicilerimizle paylaşmayı sürdürüyoruz.
Simav Çayı’nın izinde, Kepsut’tan Bektaşlar’a uzanan bu yolculukta gördüğümüz tarih, kültür ve doğa bize bir kez daha aynı gerçeği hatırlattı: Geçmişini bilmeyen, geleceğini koruyamaz.
Simav Çayı’nın İzinde: Kepsut’tan Bektaşlar Köyü’ne Bir Kültür ve Medeniyet Yolculuğu
Simav Çayı’nın kaynağına doğru yolculuğumuz Kepsut’ta devam ediyor. Kepsut Ovası’na hayat veren, bereketini taşıdığı topraklara su veren Simav Çayı, yalnızca bir akarsu değil; aynı zamanda bu coğrafyanın tarihine, kültürüne ve insan hikâyelerine tanıklık eden canlı bir tarih kitabı gibidir.
Bu kez rotamız, Kepsut yakınlarındaki iki önemli yerleşim yerine; Tekkeköy ve Bektaşlar köylerine çevriliyor. Amacımız, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan kültür ve medeniyet zincirinin izlerini sürmek, Horasan erenlerinin bu topraklardaki hatıralarını araştırmak ve özellikle İmam Birgivî Hazretleri’nin ailesinin geçmişiyle bağlantılı olduğu ifade edilen Bektaşlar köyünü yerinde görmek.
Tekkeköy’de Bir Türbe, Bir Çınar ve Simav Çayı
Bektaşlar’a ulaşmadan önce Tekkeköy’den geçiyoruz. Burada, Horasan erenlerinden önemli bir şahsiyetin türbesinin bulunduğu anlatılan bölgeye uğruyoruz.
Türbe, ırmağın hemen kenarında, asırlık ağaçların gölgesindeki büyük bir mezarlığın içerisinde bulunuyor. Sessizliği, doğası ve tarihî atmosferiyle ziyaretçilerini adeta geçmişe götürüyor.
Türbe ziyaretimizin ardından Simav Çayı’nın kıyısında köylülerle sohbet ediyoruz. Bölgenin geçmişi, köylerin bugünkü durumu ve çayın taşıdığı hayat hakkında bilgiler alıyoruz.
Fakat burada bizi üzen bir manzara da var.
Nazlı nazlı akan Simav Çayı, geçmişte olduğu gibi bugün de bölgeye hayat veriyor; ancak artık kirlilik tehdidiyle karşı karşıya. Köprünün altından coşkuyla akan suya bakarken, bu doğal güzelliğin korunması gerektiğini bir kez daha düşünüyoruz.
Çünkü Simav Çayı yalnızca su değildir. O, Kepsut Ovası’nın bereketidir; köylerin hayat damarı, tarımın kaynağı ve bölgenin doğal hafızasıdır.
Bektaşlar Köyü’ne Doğru
Hedefimiz artık Bektaşlar köyü.
Köye ulaştığımızda ağustos ayının sıcak günlerine rağmen oldukça sakin ve sessiz bir atmosferle karşılaşıyoruz. Köy muhtarına ulaşmak için mesaj bırakıyoruz.
Bu sırada bize rehberlik eden yaşlı bir Bektaşlar köylüsüyle birlikte, köyün tarihî hafızasında önemli bir yeri bulunan Namazgâh Tepesi’ne doğru yola çıkıyoruz.
Irmak kenarından ilerleyen yol, zaman zaman taşkınlar nedeniyle oldukça zor bir hâle gelmiş. Yer yer adeta orman yoluna dönüşen güzergâhta güçlükle ilerliyoruz.
Fakat bütün bu zorlu yolculuğun sonunda bizi muhteşem bir manzara bekliyor.
Namazgâh Tepesi’nden Bektaşlar
Namazgâh bölgesine ulaştığımızda gözlerimizin önüne eşsiz bir Anadolu manzarası seriliyor.
Yarım ay şeklinde Bektaşlar köyünü çevreleyen Simav Çayı, köyün yeşillikleri ve tepelerin doğal güzelliği bir bütün hâlinde karşımızda duruyor.
Anlatılanlara göre İmam Birgivî Hazretleri’nin bu bölgede namaz kıldığı ve ders verdiği ifade edilen Namazgâh Tepesi, bugün de köyün tarihî hafızasının önemli noktalarından biri.
Köy Muhtarı Ayşenur Hanım’ın girişimleriyle buraya bir mescit ve çeşme kazandırılmış, Türk bayrağı göndere çekilmiş.
Çam ağaçlarıyla çevrili bu güzel mekânda bayrağımız nazlı nazlı dalgalanırken, insan hem tarihin hem de doğanın içinde olduğumuzu hissediyor.
Yaşlı köylümüz bize bölgeyle ilgili önemli bilgiler aktarıyor. Sohbet sırasında, “Keşke daha önce gelseydiniz. Hocamız 94 yaşında vefat etti. Çok önemli bilgiler biliyordu.” diyor.
Bu söz, sözlü tarih çalışmalarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Biz de kendisiyle belgesel söyleşileri gerçekleştiriyor, hafızasında kalan bilgileri kayıt altına alıyoruz.
Muhtar Ayşenur Hanım’ın Çalışmaları
Bir süre sonra muhtarımız Ayşenur Hanım’dan telefon geliyor. Bıraktığımız mesaja cevap veriyor ve yanımıza geleceğini söylüyor.
Zorlu yoldan tekrar ilerleyerek köy merkezine dönüyor ve muhtarlıkta kendisiyle kapsamlı bir belgesel söyleşisi gerçekleştiriyoruz.
Ayşenur Hanım, Bektaşlar köyünün geçmişini, Namazgâh Tepesi’nin eski hâlini ve burada gerçekleştirdiği çalışmaları anlatıyor.
Köyün sosyal hayatına da önem veren muhtar, köy içerisinde bir park yaptırdığını ve bu parka İmam Birgivî Hazretleri’nin adını verdiğini söylüyor.
Irmak kenarındaki parkı birlikte geziyoruz. Köy halkının sosyal faaliyetlerinin önemli bir bölümünün burada gerçekleştirildiğini öğreniyoruz.
Daha sonra Simav Çayı üzerindeki köprüde söyleşimize devam ediyoruz.
Bektaşlar’ın Beklentileri
Muhtar Ayşenur Hanım, köyün karşı karşıya bulunduğu sorunları ve beklentilerini de bizimle paylaşıyor.
Özellikle kış aylarında yolun kullanılamaz hâle geldiğini, Simav Çayı’nın taşması nedeniyle ulaşımın zaman zaman aksadığını belirtiyor.
Bu nedenle yolun taşkın seviyesinin üzerinde, daha güvenli bir güzergâha alınmasını istiyor.
Ayrıca bölgeye bir mesire alanı kazandırılması, Namazgâh Tepesi’nin tarihî ve kültürel öneminin korunması ve burada Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından düzenleme yapılması gerektiğini ifade ediyor.
Bu konularda ilgili kurumlara dilekçe vereceğini de belirtiyor.
Biz de bir belgeselci ve gazeteci olarak bu taleplerin kayıt altına alınmasının, ilgili kurumların dikkatine sunulmasının önemli olduğuna inanıyoruz.
Tarihî Minare: Geçmişten Geleceğe Bir Emanet
Bektaşlar köyündeki araştırmamızın son duraklarından biri de köy camisinin bulunduğu alan.
Eski cami yıkılmış ve yerine yeni bir cami yapılmış. Ancak eski caminin minaresi hâlâ ayakta.
Bu minare, adeta geçmişten günümüze ulaşan canlı bir tarih abidesi gibi duruyor.
Zamana ve şartlara karşı direnerek bugünlere ulaşan bu tarihî minarenin mutlaka korunması ve restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini düşünüyoruz.
Köy halkının bu konudaki hassasiyetini Kepsut Müftülüğü ve ilgili kurumlara iletmenin de bizim görevimiz olduğuna inanıyoruz.
Simav Çayı’na Son Bir Bakış
Bektaşlar’dan ayrılmadan önce yeniden Namazgâh Tepesi’ne bakıyoruz.
Tepedeki tarihî mekânı, yaşlanmış minareyi, İmam Birgivî Hazretleri adına yapılan parkı ve bütün bu güzelliklerin arasından akıp giden Simav Çayı’nı seyrediyoruz.
Bir yanda tarih…
Bir yanda kültür…
Bir yanda doğa…
Ve bütün bunların arasında Anadolu insanının hatıraları.
Simav Çayı, yüzyıllardır olduğu gibi bugün de bu topraklara hayat veriyor. Fakat bizlere düşen görev, yalnızca çayın suyunu değil; onun çevresindeki tarihî ve kültürel mirası da korumak.
Kepsut ve Bektaşlar gezimiz bize bir kez daha gösterdi ki Anadolu’nun her köyünde, her tepesinde, her çeşmesinde ve her eski yapısında anlatılmayı bekleyen bir hikâye var.
Biz de gazeteci ve belgeselci olarak bu hikâyelerin peşinden gitmeye devam ediyoruz.
İmam Birgivî Hazretleri’nin hayatı ve eserleri üzerine hazırladığımız araştırmaları ve belgesel çalışmalarımızı da siz değerli izleyicilerimizle paylaşmayı sürdürüyoruz.
Simav Çayı’nın izinde, Kepsut’tan Bektaşlar’a uzanan bu yolculukta gördüğümüz tarih, kültür ve doğa bize bir kez daha aynı gerçeği hatırlattı: Geçmişini bilmeyen, geleceğini koruyamaz. (Önemli not bu gezi notu ve araştırma yazısının hazırlanmasında yapay zekadan yararlanılmıştır )


