BAYRAM OLA

Ramazan…
Babacığımın şeker hastası olmasına,dudaklarının akşam saatlerinde renginin kaçmasına rağmen vazgeçilemez bir kulluk çabasıydı. Gün içinde sevdiğimiz şeyleri kuş misali eve taşımasıydı. Hele de misafir gelecekse! “Hadi cimcimem,bundan da sofraya koyalım” deyişi hâlâ kulaklarımda…
Ramazan…
Anneciğimin muhteşem el lezzeti ile,özenerek hazırladığı sofralardır.Vaktinde herşeyin yetişeceğini bildiği hâlde,iftara yakın tatlı tatlı telâşı tebessüm ettirir.Belki de annemin o düzeni ile yetişmiş olmanın rahatlığını yaşıyorum şu an…Kalabalık misafir de olsa,öğle saati battaniyemi alıp “nasılsa hazırım Allah’ın izniyle” güveni ile kısa ve tatlı bir uyku molası fırsatıdır bana.
Ramazan…
Anneannemin “şu yemeği de yapalım kızım,yemek olsun,nasiplisi bulunur” diye cicianneme(dayımın hanımı) seslenişiydi.Herkesin sevdiği şeyleri düşünmekti.
Ramazan…
İftara yakın demlenen çay,hazırlanan bardaklar,tatlı servisleri…Sofra sonrasında namaz için seccadelerin serilmesi,abdest tazelenmesi,acele içilen çaylar ve teravihe yetişme çabası…Beylerin evden ayrılışı ile hanımların oturacak biraz vakit bulup,”hadi namaz geç kalmasın” deyip tatlı muhabbeti,huzura durmak için bırakmaları…
Ramazan…
Bir büyük masaya sığmayan sofralara ek kurulan minik bir iki masa dahaydı…Sokakların sessizliğe bürünüşüydü…
Ramazan…
Oruç başlamadan annemin abimle benim bayramlık alışverişimi tamamlayıp,Ramazan ayında yüreğinin Hirasına çekilişiydi. Çünkü Ramazan kıymetliydi ve dünyalık işlerle erimemeliydi.
Ramazan…
İftar ya da sahur vakti çalan kapı…Bir tabak komşu ikramı,paylaşmak,infak etmek,sadece kendini değil ümmeti düşünmekti.
Ramazan…
Af iklimden hissedar olabilmek için,Kur’anla beraberliğin arttığı zaman…Okudukça ruha şifa,göze nur,akla idrak,kalbe incelik vesilesi…
Ramazan…
Bayram yaklaştıkça temizlik yaparken bile dengeli olmaktı.Son on gün özeldi ve temizlik yapmaktan bitkin düşmüş bir beden gece ibadetinden mahrum kalmaya sebep olabilirdi.Hele de arife gününe iş kalmamalı,eller semaya açılmalı,gün seccade,tesbih,abdest,Kur’an ile dolmalıydı. Zira bayram sabahına affolunmuş olarak uyanma vaadinin muhatabı olabilmek için çaba gerekliydi.
Gün ikindiden sonraya dönünce açtığım ütü masası,ütülenen bayramlıklardı. Babacığıma anneciğimin zorla aldığı pantolon gömlekti. Çünkü “benim var” derdi babam,”sizin giydiğiniz de benim” deyişini anne olunca anladım.
Ve Bayram…
Babamın “hadi cimcimem yap bakalım bir kahve” cümlesi ile başlardı,ama babamın kahvesi çay bardağında olacaktı,öyle severdi.
İzmitteki bir kaç büyüğümüzü ziyaret edip Adapazarı’na koşarak,uçarak gitmekti bayram.Babam odanın en baş köşesine yerleştirilir,anneannem “oğluma tatlı getirin,kahve yapın kızlar ” cümleleri gün boyu sürerdi. Babamın saygı ile anneannemin ve dedemin sevgisi muazzam bir kombinasyondu. Dedemin nükteli ifadesi ile;
“Oğlum,insanlar sigara paketi gibi cepte taşınsa seni taşırdım” cümlesi en içten sevgi paylaşımı olsa gerek.
Dedemin bir ilâhi ya da kaside ile yüreklerimize değdiği,o muazzam sesi ile evin duvarlarını titrettiği muhabbet akşamlarıdır bayram.Gelen misafirlerin de beklentisi bu yöndedir.Bazen de gençler varsa “akşam oldu hüzünlendim ben yine” diye bir sanat musikisi tebessüm ettirirdi. Anneannemin “hacıefendiii” deyişie ile “bu da gençlere hacı hanım” diye cevap verirdi.
Bayram gecesi,büyük dayımızın ailenin çocuklarını hatta mahallenin çocuklarını önüne katıp ebecilik oynamasıydı bayram.Çünkü o “ebeleyen dede”ydi.
Zaman aktıkça değişiyor herşey…Bayram elinizdeki Yasin cüzü ile kabristanda başlıyorsa,sevdikleriniz artık madden yanınızda yok demektir. Ama manen varlıkları dua dua semaya yükselir her an.Çocukluğun bayram sevinci; yetişkinliğin gözlere ve kalbe yerleşen hüznü,kocaman bir hasrettir artık. Dudaklardaki gülümseme elinizi tutan,yanınızda olan yavrularınıza güzel anılar kalsın diyedir.Onların çocuk bayramlarında,dua ve özlemle anılacak yetişkin olabilme umududur.

Ve yılardır Ramazan ayını gölgeleyen, saldırılara sahit olmanın tedirginliği ile “inşallah bu defa birşey olmaz” duaları ile Kudüs diye atıyor kalbimiz.Her yıl yaşanan onca zulme rağmen,dimdik duruşları ile Filistinli kardeşlerimiz umudumuzu yeşertiyor yeniden.Aksa’da gururlu ve bol tebessümlü bayram sabahları fotoğrafları bir nebze serinletiyor yüreğimizi.
Bu yıl bir de afet bölgesi kanıyor yüreğimizde.Kayıplar,yeniden başlama çabasındaki hayatlar…Herşeye rağmen çocukların oyunları,onlar için hazırlanan bayramlıklar,şekerler yeniden başlama azmini diri tutuyor kalplerde.
Gerçek bayram cennette diyor kalbim usulca,hak veriyorum. Herşey geçip gittiğinde Sana, bayram coşkusu ile ulaştır Rabbim…(Amin)

Tüm İslâm aleminin bayramını en içten dileklerimle kutlar,Ümmetin selâmete ulaşmasına vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ederim…
Baki hürmet ve dua ile kıymetli dostlar…