Bir balta ile adalet dağıtmaya çıkan Raskolnikov’un baş döndüren hikayesi yani Suç ve Ceza!



Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı; hem psikoloji hem adalet bilimine dair beyninize yıldırımlar düşürecek bir eser.

Kitabımızın esas oğlanı Rodya Romanoviç Raskolnikov maddi imkansızlıklar yüzünden Hukuk Fakültesini yarıda bırakmış fakir bir delikanlıdır. Aslında gayet iyi, masum hatta adalet üzerine çok düşünen temiz bir insandır. Fakat zamanla bulunduğu barakanın kirasını ödeyemez olunca fikirleri değişir. O yokluk ile cebelleşirken başkalarının tefecilik yapmasını haksızlık olarak görür ve böylesi ahlaksız insanları öldürmenin hizmet olduğuna inanır. Yakınında oturan ihtiyar bir tefeci kadın vardır. Yaşlı, cimri ve gaddar olan bu kadını öldürüp evinden paralar alıp sonra çok daha iyi işler yaparak ülkesine hizmet edecektir Raskolnikov.. Bir cinayet planlar. Elinde balta ile yaşlı kadının evine ticaret yapacakmışcasına girer ve kadını öldürür. Titrer, korkar.. Beyni dağılmış olmasına rağmen kadının tekrar kalkacağından korkar. O bu acemilikle paniklerken kadının kız kardeşi açık kalan kapıdan içeri girer ablasını görür ve çığlık atar. Esas oğlan bu sefer onu da öldürür. Tek celsede seri katil olmuştur Raskolnikov.. Olay yerinden kaçmayı başarır ama vicdanın kaçmayı başaramaz. Dostoyevski’nin bu cinayeti betimlemesi o kadar kusursuz ki sanki yazar daha önceden seri katilmiş sanarsınız. Eseri okurken hep şu geldi aklıma ne kadar da yakınız aslında suçlu olmaya. Bazen iyi niyetlerle de olsa korkunç bir suçlu olabiliyoruz. Vicdan azabı da çekmiyoruz. Bir saniye sonramız belli değil. Beyin nasıl işlerse fiillerimiz de o yöne savrulabiliyor. Güzel düşünelim, adalet isteyelim ama adaleti de kendimiz değil adli makamların sağlamasına razı gelelim disiplinini bizlere veren bu eser, özellikle de günümüzde baş ucu kitaplarından biri olmayı fazlaca hak ediyor.