BİR EDEBİ ÇINAR: ŞAİR MEHMED NERGİSİ



Kıymetli okurlarım birçok yazımızda değindiğimiz “Fatihler Şehri Gebze” çalışmalarımızı sizlerin ilmine sunmuştuk. Diğer yazılarımızın devamı mahiyetiyle bir yazı kaleme almaya çalışacağız.

Gebze’de tıpkı Hannibal Barcas ve Fatih Sultan Mehmet Han gibi büyük devlet adamlarının gibi dîvan Şairi Mehmed Nergis’i “Fatihler Şehri Gebze’de” vefat etmiştir. (1580-1635)

Yazar, kadı Nergis Ahmed Efendi’nin oğludur. Saraybosna’da dünyaya gelmiştir. İlk Medrese eğitimini Saraybosna’da yapıp ardından da İstanbul’a gelerek Kafzâde Feyzullah Efendi’den ders almaya başlamıştır. Aynı zâttan mülâzemet alarak müderrisliğe başladı. Bir süre müderrislik yaptıktan sonra kadı oldu. Gabela Çaniçe (1614), Mostar (1620), Yenipazar (1621), Elbasan (1624/1625), Banaluka (1628), Manastır (1632) kadılıklarında bulundu. Bu son vazifesinde iken IV. Murad ın isteği üzerine Revan seferine gidecek olan orduya vak’anüvis tayin olundu (1635). Ancak ordu Gebze içlerindeyken atından düşerek vefat etti. Kaynaklarda gömüldüğü yer konusunda Gebze’de bir yer olduğu gibi bilgiler verilmekteysede mezarı konusunda henüz tam bir tespit yapılamamıştır. Bu konuda Prof. Dr. Bahir Selçuk hocama çok teşekkür etmek istiyorum 09.03.2017’de “Fatihler Şehri Gebze” adlı sempozyumunda sunumu İle Edebiyatımızın bu güzide şahsiyetini tekrar hatırlama, hem de vefat ettiği yerin Gebze olduğu bilgisini bizlere sundu tabii ölüm yerinin Gebze olması bizlerin mezarını aramamız konusunda bizleri teşvik etmiştir bu konuyla ilgili detaylı araştırmalarımız sürmektedir inşallah yakın bir zaman içinde nihayi bir sonuça ulaşacağız. Yazımızın bilgi konusunda kaynağımız Prof. Dr. Bahir Selçuk hocamızdır. Şair Mehmed Nergis’i edebiyatımızda inşa sanatını en üst dereceye vardıran bir şahsiyeti olup, sanatlı nesirde bulunması tabiî olan zincirleme tamlama ve seci’den başka eserlerinde, Arapça ve Farsça lügatlardan özel olarak aranmış, bilinmeyen veya az bilinen kelimeler ve az rastlanan mecazlarla dilini anlaşılmaz bir hâle getirmiştir. Aynı dil ve üslûbu kullanan Veysî ile birlikte sanatlı divan nesrinin ustası olarak kabul edilmiş ve daha sonraki nâsirler, her ikisini taklit etmiş, onlar gibi yazmaya çalışmışlardır.

Ancak mektuplarında bu derece ağır dil kullanan Nergisî hikâyelerinde daha sade ve açık bir dil kullandı. Bu hikâyelerde olağanüstü mâceralar ve mücerret (soyut) olaylar yerine kendi çevresinden aldığı yaşanmış, hatta bizzat kendi başından geçen olayları anlatır.

ESERLERİ

Hamse (1839’da Bulak’da iki defa 1868’de İstanbul’da bir defa olmak üzere üç defa basıldı. Şu beş eserden meydana gelir: El-Kavlü’l-Miiselleme fî Gazavâtı Mesleme: Emevî kumandanı Mesleme’nin Bizanslılara karşı savaşlarını ve İstanbul’un onbeşinci defa kuşatılmasını anlatır. 1620’de yazıldı. Kanunu’r-Reşid: Bir siyasetnâme tercümesidir. Sade bir dille yazılan eser I623’de kaleme alındı. Meşakku’l-Usşak Kendi başından geçen bir aşk macerası da dahil on aşk hikâyesini bir araya getirir. 1624’de yazııüı. İksir-i Saadet: Gazâlî’nin Kimyâ-vı Saâdet isimli eserinin bir faslının meâlen tercümesidir 1622’de kaleme alındı , Nihalistan: Yirmi beş ayrı hikâyeden meydana gelir .Münşeât- Elliden fazla mektup ve yazı örneğini içine alan eser Şeyhülislam Yahya Efendi’ve ithaf olunmuştur), el-Vaslü’l-Kâmil fî Ahvâli’l-Vezîri’l-Âdil (Budin Valisi Mustafa Paşa hakkında yazılmış tarihi bir eserdir)….

Kaynakça

Prof. Dr. Bahir Selçuk- Gebze’de Batan Güneş; Şair Mehmed Nergisi- Sempozyum Bildirisi 2017.

BİR EDEBİ ÇINAR: ŞAİR MEHMED NERGİSİ

BİR EDEBİ ÇINAR: ŞAİR MEHMED NERGİSİ

***

TARİHÇİ-YAZAR RAMAZAN AKBAŞ

Kıymetli okurlarımız bu hafta yazar ve kitap bölümümüzde Tarihçi-Yazar Ramazan AKBAŞ’ hocamız konuk ediyoruz. Kop Savunmasından Kurtuluşa ve Hatıratlarla Ermeni Zülmü 1917-18 eserini anlatmaya çalışıcam ama öncesi Ramazan Akbaş hocamızı kısaca tanıyalım.

Tarihçi-Yazar Ramazan Akbaş 1987 yılında Bayburt’ta doğmuştur. 30 yıl’ı aşkın bir süredir Gebze’de yaşamaktadır. Gebze Sultan Orhan ilköğretim okulu ardından da Gebze Lisesinde okumuştur.

Çanakkale onsekiz Mart üniversite tarih bölümünde lisans ve yüksek lisansını tamamlamıştır. Şimdide doktora çalışması için Necmettin Erbakan Üniversitesi tarih bölümünde eğitim hayatını sürdürmektedir.

Kop Savunmasından Kurtuluşa;

Tarihte önemli olaylar vardır. Osmanlı tarihinde de yaşanan olaylar arasında savunmalar önemli yer tutmaktadır. Savunma deyince ilk akla gelen, Gazi Osman Paşa’nın 1877-1878 (93 Harbi) Osmanlı- Rus Savaşı sırasında Rus kuvvetlerine karşı aylarca yapmış olduğu ‘Plevne Savunması’dır. Bununla birlikte Osmanlı son döneminde Balkan Savaşı’nda Şükrü Paşa’nın Edirne Savunması ve Fahrettin Paşa’nın Medine Müdafaası da Osmanlı Kuvvetlerinin yapmış olduğu önemli savunmalar olarak tarihteki yerini almıştır.

Birinci Dünya Savaşı’nda gerçekleştirilen ancak üzerinde pek durulmamış önemli bir savunma daha bulunmaktadır. 1916 yılının Mart-Temmuz ayları arasında Bayburt- Erzurum, Bayburt- Trabzon Dağları arasında cereyan eden ve bölgede Kolordu Komutanı olarak görev yapan Fevzi Çakmak Paşa’nın Plevne Savunması’na atfen ifade ettiği ‘Kop Savunması başarılı olmuş bir Plevne’dir’ değerlendirmesiyle Kop Savunması da tarihimizde büyük bir öneme sahiptir. Uzun çalışmalar sonucunda elde ettiğimiz bu eserimizde Kop Savunması ayrıntılı bir şekilde ele alındı. Bununla birlikte Rus kuvvetlerinin 1917 Bolşevik İhtilali sonucunda bölgeden çekilmesi ile meydana gelen boşluktan faydalanan Ermeni çetecilerin Bayburt halkına yapmış olduğu mezalim, tarihi vesikalarla ve tanıkların ifadeleri ile sunuldu. 1916 Temmuz ayında Rus işgali ile başlayan muhacirlik (göç) ve bu muhacirlikte yaşanan hazin hatıralar ve ardından 1918 Şubat ayında icra edilmeye başlanan Karabekir komutasındaki İleri Harekâtla birlikte 21 Şubat 1918 Bayburt’un Kurtuluşu konu edildi. Eserimizde bölge insanının yaşadığı büyük dramın tarihi belgeler ışığında okuyucuların hafızalarında canlanması ve yer etmesi için gayret gösterdik. Dileriz ki; vatanı uğruna mücadele eden, düşmanın zulmü altında direnen ve hayatını kaybeden tüm şehitlerimizin, gazilerimizin hatırasını bugünlere hakkıyla ulaştırmış oluruz…

HATIRATLARLA ERMENİ ZÜLMU 1917-18;

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nda Ruslarla Kafkas cephesinde mücadele etti. Ruslar bölgede işgallerle batıya doğru ilerlemeye başladı ancak 1917 tarihinde Bolşevik İhtilali neticesinde askerlerini bölgeden çekmeye mecbur kaldı. Rusların çekilmesiyle meydan Ermeni çetecilere kaldı.

Ermeni çeteciler bölgedeki masum Müslüman Osmanlı halkına katliam yaptılar. Anadolu’muzun doğu şehirlerindeki Müslüman Osmanlı halkı, çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek demeyen Ermenilerin zulmüne ve işkencelerine maruz kaldı.

Rusya’da eğitim gören ve emirleri Erzincan’daki Atranik’ten alan Ermeni Çete başı Arşak çetesi ile Bayburt ve köylerinde bulunan milletimize karşı büyük bir katliam yapma amacıyla giriştikleri faaliyetlerin tanıklarından biri de bölgede görev yapan Rus hemşire ve Moskova Tıp Fakültesi öğrencisi Madam Tatyana Karameli’dir. Yazmış olduğu hatıratında Ermenilerin yaptığı işkence ve katliamlardan ayrıntılı olarak bahsetmiştir. Bu çalışmamızda Osmanlı arşivlerinde nüshası bulunan bu hatıratı Osmanlı Türkçesinden transkript ettik. Ayrıca bu hatırata ilave olarak Ermeni çetecilerin vahşetini anlatan Bayburt Belediye Reis’inin raporunu ve yine Ermeni çetecilerin köylere verdiği hasarın belgesine de kitabımızda yer verdik.

Ermeni mezaliminin şahitlerinin hatıratlarını çocuklarının ve torunlarının anlatımıyla nakletmeye çalıştık.

Amacımız, sözde Ermeni soykırımı yalanıyla Türkiye’yi töhmet altında bırakmaya çalışan Ermenilerin halkımıza yaptığı katliamları belgelemek ve şehitlerimizin, gazilerimizin hatırasını milletimize ulaştırmaktır.

Bu iki çalışma için ve daha yapacağı çalışmalarda hocamıza gazetemiz adına başarılar diliyoruz…

BİR EDEBİ ÇINAR: ŞAİR MEHMED NERGİSİ

BİR EDEBİ ÇINAR: ŞAİR MEHMED NERGİSİ

BİR EDEBİ ÇINAR: ŞAİR MEHMED NERGİSİ