Bu kentin markası yitiyor mu?



Gebze’nin bir büyük tarih ve kültür hazinesi var ki; bazen düşünüyorum da bir başka İl ya da ilçede olsaydı şu an olduğu durumda mı olurdu?

Gebze’nin denize asılı kapısı olan Eskihisar’da ki tarihi Eskihisar kalesi ve Osman Hamdi Bey Müzesi’nden bahsediyorum. Bana göre gerçek bir hazine ama işlemesini bilmeyenlerin elinde maalesef…

Bu mesleğin içinde olduğum şu 25 yılda kaç kez Osman Hamdi Bey müzesi veya Eskihisar kalesi haberi yaptığımın sayısını bilmem. Osman Hamdi beyin büyük bir Türk Müzecisi ve ressamı olduğunu artık dünya biliyor. Onun tabloları ulusal ya da uluslararası basında haber oldukça, arama motorlarında en çok aratılan isim ya Osman Hamdi Bey’dir ya da Eskihisar…

İşte bu PR’ı Gebze neden kendi lehine kullanmaz, bu bilinilirlik üzerinden neden şehrin tanıtımın yapmaz anlamak mümkün değil!

Bu köşk 1884 yılında inşa edilmiş, günümüze kadar gelmiş. Yine Eskihisar sırtında bulunan Bizans imparatorluğu döneminden  kalma, o yıllarda limanı korumak için yapılan  kale İle tam bir uyum içinde ele alınması gereken, gerçek bir tanıtım ve kültür değeri değil mi?

Bu tarih harikası kale bildiğim kadarıyla en son 1998 yılında restore edilmişti. Ama restore edilmiş haline baktığınızda, ‘keşke dokunmasalardı’ dememek elde değil!

Bu mekanları yönetme işi Kocaeli Büyükşehir, Gebze Belediyesi ve Müzeler Müdürlüğü arasında gitmiş gelmiş yıllar boyu. Bu mekanlara kimin sahip çıkması gerektiğini bile ortaya çıkaramamışız maalesef yıllardır.  Büyükşehir Belediyesi, Tarihi Mekânlar ve Kent Estetiği Şube Müdürlüğü diye bir birim kurmuş, bu varlıklarla ilgilenmesi gerektiğini isminden anlıyorum ama  hala ne iş yaptığını, sorumluluk alanının ne olduğunu ben dahil bilen yok diye düşünüyorum..

Bu iki tarihi mirasın bu yapıtları taçlandıran bir semtle,  Eskihisar’la anılıyor olması da ayrı bir zenginlik bu bölge için.

Hatırlıyorum da; Geçmiş  dönemde yanılmıyorsam 2009 ya da 2010 yıllarında Gebze Belediyesi tarafından Eskihisar Sahil Düzenlemesi adı altında bir proje yaptırılmıştı.  Telli felli bir mimarlık şirketlerine de proje ve peyzaj mimarlığı işi verilmişti. Bugünkü Macera Parkı dahil olmak üzere, batı uçta tekne barınağının da yer aldığı mendirekten, doğu uçta eski taş ocağının bulunduğu kayalık kesime kadar olan yaklaşık 1.500 m”lik sahil şeridi, Seyir terası, kafeteryalar, gümrük ve su ürünleri binası, balıkçı barınağı ve kale çevresi yeniden şekillenecekti. kıyı hattı boyunca arabalardan arındırılmış bir bölge yaratılırken  bölge kıyı tesisleri, çocuk oyun alanları, kıyı kordonu, oturma alanları, iskele, balıkçı barınakları ile yeniden tasarlanmış. Projede, Eskihisar  kalesi ise eklenen kafe yapısı ile yeniden bir çekim noktası haline getirilmiş, yer yer zeminden kopan patikalarla hem kale hem de doğa dolaşılır hale getirilmişti. Ama o dönem başlayan bu projeden sadece Macera parkı hayata geçirilebilmişti, o da yarım yamalak olarak. O zaman da bu proje için bu kadar paralar vermek yerine, bunu üniversitelerin mimarlık fakültelerindeki  öğrencilere çizdirmek, bir nevi kendi bölgendeki üniversiteyi kalkındırmak, ya da bir yarışma düzenleyip en iyi projeyi seçtirip onu uygulamanın çok daha ucuz ve faydalı olacağın yazmıştım.

Bugün de aynı şeyleri söyleyebilirim. Özellikle GTÜ Mimarlık Fakültesi’nin geldiği nokta, bu tip projelerle aldıkları ödüllere  baktığımda çok daha gür bir sesle bunu söyleyebilirim;

Artık kendi insanınıza güvenin, kendi okullarınızdaki gençlere fırsat verin, şehrinizin adını taşıyan üniversitelerinizi yok saymayın.  Eğer bu çocuklar bugün Eskihisar’ın o güzelim sırtlarına diktiğiniz , bir hilkat garibesi gibi ortada duran Macera Parkı diye milleti kandırdığınız bu işten daha güzel ve kullanışlı bir eser ortaya  çıkartamazlarsa ben de bir şey bilmiyorum;

Açın Eskihisar Kalesi ve Osman Hamdi Bey müzesi için bir mimari yarışma, GTÜ ve diğer üniversiteleri de katın işin içine, bakın ortaya ne projeler çıkacak. Eskihisar Kalesi, müze ve Eskihisar mahallesini bir bütün olarak düşünüp, orada bir tarihi ve kültürel marka oluşturmak temel fikir olmalı. Bu da ancak, bugünün teknolojisi ve gelişimi ile kendilerini yetiştiren genç, ufku açık, yaratıcılık kabiliyetleri yüksek üniversite öğrencileri ile yapılabilir…

Yeter ki siz eser bırakmak isteyin!