“Bunlar beni öldürecekler”



Dün 24 Ocak’tı… Gazeteci Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin 27’nci yıl dönümü.
Dünyaya gözlerimi açtığım 22 Ocak 1993 tarihinden sadece iki gün sonra veda etti Türkiye ona… Biz ona dair her şeyi kitaplardan okuyan, onu tanıyan insanlardan dinleyen bir nesiliz.
O tarihte FETÖ ile ilgili yaptığı uyarıları, PKK ile ilgili ortaya koyduğu belgeleri ve cesurca yazıları aslında nasıl bir gazeteci olduğunu ortaya koymaya yetiyor. 
Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’nun cinayetten 20 yıl sonra “İçimden geçen zaman” kitabında anlattığı süreç halen tüylerimizi titretmeye yetiyor. 
Mumcu, öldürülmeden hemen önce PKK ve arkasındaki gizli servislerin rollerini kaleme alıyordu. MOSSAD ve CIA ilişkisini ortaya koyuyordu. 7 Ocak 1993 tarihinde kaleme aldığı yazının sonunda yer verdiği soruda; “Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında? Yoksa CIA ve MOSSAD, antiemperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?” ifadelerine yer vermişti.
Uğur Mumcu bu yazıları yayınladıkça “kürt düşmanı” ilan ediliyor, hedef gösteriliyordu. 
En acısı da Uğur Mumcu’nun öldürüleceğini anlaması ve cinayetten kısa bir süre önce eşi Güldal Mumcu ile paylaşmasıydı.
İşte o süreç Güldal Mumcu tarafından şu şekilde ifade ediliyor:
“1992 yılının sonbaharında bir sabah… Uğur gazeteleri okumuş, ayakta duruyor. Ben yine bordo koltuktayım. Birden, ‘Güldal’ dedi, ‘Bunlar beni öldürecekler!’
‘Kim?’ dedim.
Yaşar Kaya’nın Özgür Gündem gazetesindeki makalesini gösterdi, şu satırları okudum:
‘Kürtler Cumhuriyet’in kurulmasında temel taş oldular. 1925’ten sonra Kürtler inkâr edildi. Bu konuda Mumcu’nun Kürtler için istediği bir şey var mı? Herkes maskesini çıkarsın!… Yoksa yüzlerindeki maskeyi biz yırtacağız. Biz yırtmazsak bile Kürt halkının dinamiği yırtacak. Herkesin notu, karnesi belli olmuştur. Kürt düşmanlığı yapmamak bile namus borcudur…’
‘Nereden çıkarıyorsun?’ dedim.
‘Halkın dinamiği yırtacaktır, sözünden. Bundan daha açık söyleyemezler’ dedi.”
İşte bu şekilde veda ettik biz Uğur Mumcu’ya… Tekrar hatırlatmak, hatırlamak istedim. 
**************
Bıyık’ın farkı!
Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık ile buluştuk geçtiğimiz gün. Birçok kişi için basit gelebilir ama, Darıca Belediyesi ince bir detaya takılarak ilçedeki trafoların boyanmasıyla ilgili proje ortaya koymuş. Bunu da düz bir şekilde geçiştirmemek için, trafoların üstüne milli ve manevi değerleri ön plana çıkartacak resimler yaptırmış.
Bu resimlerden bir tanesi de Barış Pınarı Harekatı sırasında A Milli Futbol Takımı’nın oynadığı karşılaşmalarda attığı golün ardından asker selamı vermesiydi… Hani şu UEFA’nın dahi zoruna giden ve soruşturma başlattığı olaydan bahsediyorum.
Dünyaya gündem olan o fotoğraf artık Darıca’da resim olmuş.
Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık ile röportaj gerçekleştirdik. Haberi İHA aracılığı ile ulusal basına servis ettik. Bir an da gündeme oturdu. Birçok ana akım medya internet sayfalarının ilk sıralarında yer verdi. Sosyal medya hesaplarında gündem oldu, beğeni rekorları kırdı.
Diyeceğim şu ki; mesele büyük işler yapmak değil, gönüllere dokunan işler yapmak. Eğer vatandaşın gündemi, sizin gündeminiz ile örtüşüyorsa… İşte o zaman ufacık bir dokunuş ile o hayatlara dokunabilirsiniz.
Ben bu ince düşüncesi için Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık’ı ve ekibini tebrik ediyorum.
******************
Darıca Park’a geçmiş olsun!
Söz Darıca’dan açılmışken, geçtiğimiz haftaya Darıca Park Alışveriş Merkezi’nde yaşanan yangın olayı ile başladık. 3.5 saatte söndürüldü. O gün alışveriş merkezinin sahibi Abdullah Örs’e geçmiş olsun dileklerimizi ilettik.
Önceki gün kendisiyle telefonla yeniden görüştük. Zararın boyutunu sordum.
Avm’de 3 ve 4’üncü katlar komple yanmış ve kullanılamaz vaziyette… Diğer yerlerin tamamında ise su ve isten kaynaklı zararlar mevcut. 35 mağazası ve ortak alanlarda bulunan stantların tamamı zarar görmüş.
Abdullah abiyi uzun zamandır tanırım. Güzel yürekli, başarılı bir iş insanı.
Kendisine ve Darıca Park ailesine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.