CEYLAN’IN MEMLEKET MESELESİ!
İnsan hayalleri ile yaşar!
Bazen bu uğurda umuda yolculuğa çıkar, bazen tükenir havlu atar!
Sivas garında limonata su satarak umuda yolculuğa başlayan bugün “yapacağım işler MEMLEKET MESELESİ” diye umuda yolculuğunu Türkiye sevdasına dönüştüren bir isimden bahsedeceğim.
Sivas’tan İstanbul’a İstanbul’dan İngiltere’ye uzanan bir hayat hikayesi var Adem Ceylan’ın. Hikâye burada bitiyor mu hayır?
Asıl hikaye Matematik öğretmeni olan Adem Ceylan’ın mücadele azmi! Tırnakları ile kazıyarak Türk ekonomisine kazandırdığı Organize Sanayi Bölgesi! “Dağ-taş buradan bir OSB çıkmaz” diye kendisine yüz çevirenlere inat Türkiye’nin en ucuz ve alt yapısı en güzel OSB’sini kurmak her babayiğidin harcı değil! Hadi kurdun diyelim? Buraya Türk sanayisinin önemli markalarını taşımak, binlerce insana iş olanakları sağlayan bir altyapıya vücut kazandırmak kolay bir iş mi?
Hepsini yapmış bir isimden yani Adem Ceylan’dan Güzeller OSB’nin kurucu başkanı ve yönetim kurulu başkanından söz ediyorum.
Öğretmen olunca doğal olarak hayalleriniz içerisinde öğrenciler, öğretmenler, geleceğimizi şekillendirecek gençler olacaktır. Ceylan’ı dinlediğiniz zaman aslında kendisinin hiçbir zaman öğretmen kimliğinden kopmadığına şahit oluyorsunuz! İşinin başında da bir öğretmen! Yakın çevresinde yine bir öğretmen!
Bana göre o sanayici kimliğinden çok “MEMLEKET MESELESİ” dediği eğitimi birinci öncelik olarak görüyor. Kendi için yazdığı tarihine dipnot olarak öğretmenliği ve eğitimi ilk madde olarak yerleştiriyor.
Yolunuz düşerse Gebze Güzeller OSB içerisinde kurulan Meslek Eğitim Merkezini ziyaret etmenizi öneriyorum. Siz bu merkeze Çıraklık Eğitim Merkezi, Meslek Lisesi diyebilirsiniz. Hatta ben bunu bir adım daha öteye taşıyarak “AHİLİK” müessesesinin modern dünyada yeniden vücut bulmuş şekli diye yorumlamak istiyorum. Bu yorum çok mu abartılı olur!
Neden olsun ki? Ortaokul sonrasında öğrenci alan bu merkez bünyesine kattığı hiçbir öğrenciden tek bir kuruş para talep etmeden sıra ile çıraklık, kalfalık, ustalık ve usta öğretici belgeleri vererek mezun ediyorsa bunun adı AHİLİK geleneği olmaz da ne olur!
Meslek Eğitim Merkezi Türkiye’de bir ilk! Yani tek örnek! Ortaokul sonrasında kapısından içeriye giren her öğrenci hem okulun hem de Devletin güvencesi altına giriyor! Nasıl mı? Haftada bir gün okul eğitimi! Beş gün stajyer olarak gönderildiği kurumda kalıyor. Sigortası Devlet desteği ile hemen yapılıyor. Çalıştığı kuruluş her ay asgari ücretin yarısından az olmamak kaydı ile bir ücret ödüyor.
Bitti mi? Yemek ve servis garantisi var!
Bitti mi? İsterse lise bittikten sonra kendi bölümü ile ilgili Üniversite eğitimini açıktan hem de çalışmaya devam ederek yapabiliyor:
Bitti mi?
İş garantisi veren bir okuldan mezun oluyorsunuz!
Aldığınız ustalık belgesi diğerlerinin verdiği gibi sadece beş yılı değil hayatınızın tümünü kapsıyor.
Uluslararası alanda geçerli oluyor!
Bu merkez lise olmanın dışında firmalardan gelen talepler doğrultusunda kurslar, mesleki yeterlilik kurumu sınavları, mesleki bilgilendirme eğitimleri, kalfalık, ustalık, usta öğreticilik ve iş yeri açma belgesi verebiliyor.
Sözleşme imzalayıp kayıt yaptıran öğrencilerin tamamı istihdam ediliyor.
18 Atölye, 16 laboratuvar, iki teknik resim atölyesi, 58 derslik 15 grup çalışma odası, kütüphane, kapalı spor salonu, basketbol ve futbol sahası, 800 kişilik yemekhane 2200 öğrenci kapasitesi ile komple bir eğitim merkezinden söz ediyoruz. Öğretmen kadrosu Final okulları destekli hepsi kendi alanlarında başarılı olmuş öğretmenlerden oluyor.
Peki, biz ne yapıyoruz?
Yazıyorum ve tabiri caizse bu eğitim hizmetinin önünde şapka çıkartıyorum.
Diyorum ki bu örnek Eğitim Merkezi’nin Gebze’de olması bölgemiz için ne kadar büyük bir kazanç! Okulumuz her yıl Türk sanayisine 2 bin civarında vasıflı eleman kazandırır. Gençlerimiz hemen hayata atılabilir. Daha ne olsun?
Binlerce üniversite öğrencisinin kendi alanlarında iş bulamadıkları ve mesleki bir becerileri de olmadığını düşündüğünüz zaman ortaokul sonrasında başlatılan bu sürecin ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlayacaksınız!
Her ile bir kaç özel üniversite kurarak çocuklarımızı yanlış yönlendirerek onlara ne kadar büyük kötülük yaptığımızı anladığımız zaman iş işten geçmiş oluyor.
Adem Ceylan’ın “MEMLEKET MESELESİ” olarak gördüğü bu organizasyon bana 1940 yılında kurulan daha sonra kapatılan Köy Enstitülerini hatırlattı. Bir yandan okuma yazma oranlarını artırmak, öğrencileri yerinde tarıma, sanayiye, sanata yani becerileri doğrultusunda eğitmek ve yönlendirmek amacı ile kurulan bu okullar büyük bir başarıya imza attı.
Kitaba deftere dayalı öğretim yerine iş için, iş içinde eğitim ilkesi tatbik ediliyordu. Her köy enstitüsünün kendisine ait tarlaları, bağları, arı kovanları, besi hayvanları, atölyeleri vardı. Derslerin %50’lik bölümü temel örgün eğitim konularını içeriyordu. Geri kalanı ise uygulamalı eğitimdi.
İşte tam da bu noktadan bakınca Eğitim Merkezi neden çok önemli daha iyi anlaşılıyor. Dilerim Adem Ceylan’ın bu MEMLEKET MESELESİ haraketli örnek olur onlarca yeni eğitim merkezi kurulur.
Bu yazıyı okuyan tüm kardeşlerimden bir ricam olacak!
Ortaokulu bitiren çocuklarınız için Bu okulla ilgili bilgilerinizi güncelleyin. Çevrenizde liseyi terk etmiş gençler varsa aileleri ile görüşerek bu okula yönlendirin. Mesleki bilge almak isteyenler Eğitim Merkezinin internet sitesine ulaşabilir, okul yönetiminden de bilgi alabilirler.
Gelelim Adem Ceylan’a!
Şimdi bir hemşerim olarak bize yaşattığı bu gururdan ötürü kendisine teşekkür ediyorum. Sonra Eğitime verdiği bu büyük destek ve katkıdan dolayı kendisine kutluyorum.
Allah Adem Ceylan gibi hayatını MEMLEKET MESELESİ üzerine şekillendirenlerin sayısını artırsın.
Bizde onların yaptıklarını seve seve toplumla paylaşalım.