ÇOBAN MUSTAFA PAŞA KÜLLİYESİ
Tarihin içinden tarifsiz bir başyapıt eser olarak nitelendiribilecek bir yapı, Gebze’nin ve Kocaeli’nin en önemli yapısı olarak birçok kişi tarafından kabul edilen Çoban Mustafa Paşa Külliyesi hakkında son olarak kaleme alınan ve şehrimiz, akademik alan ve tarih için teşekkür etmemiz gereken gerçek bir Araştırma-İnceleme kitabı olan “Gebze Çoban Mustafa Paşa Külliyesi Mimari, Süsleme ve Malzeme Özellikleri” hakkında bahsetmek istiyorum sizlere yazımda kıymetli okurlarım…
Bu eser çalışması için öncelikle kıymetli hocalarım Prof. Dr. İlknur Aktuğ Kolay, Doç. Dr. Şükrü Sönmezel ve Dr. Osman Serkan Angı’ya sonsuz teşekkürlerimi sunarım bu müstesna eser çalışmasından ötürü. Bu kitap çalışmasının gelişiminde rol oynamak şahsım adınada büyük mutluluk verici bir olay olduğunu belirtmek ister ve ilk kez kitap aşamasını görsellerini gazetemiz tarafından yayınlanacağını belirtmek isterim…
Kitap çalışmasından önce, kitap çalışmasına giden yol çalışması hakkında aşama aşama anlatmak istiyorum…
Peki nedir bu aşama çalışmalarını birlikte takip edelim sırasıyla…
Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve bu eserin Bânisi Çoban Mustafa Paşa hakkında 2013’ün 4 Ekim tarihinde merhum Prof. Dr. Semavi Eyice’nin konuşması ile başladı hakkında konferans, panel ve sempozyum çalışmaları ardından o dönem ki ismiyle GYTE yani şimdi ki ismi Gebze Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Tülay Esin Tıkansak, Prof. Dr. Elif Özlem Aydın, Prof. Dr. İlknur Kolay Aktuğ ve merhum Dr. Ögr. Gör. Fatih Müderisoğlu katılımı 19 Eylül 2014’de devam etti işte her şeyin başlangıcı tabiri caizse dinamiğinin patladığı an bu olmuş program sonrası Prof. Dr. İlknur Aktuğ hocamızın kitap çalışması başlamış ve öyle bir çalışma grubu oluşturmuş ki Doç. Dr. Şükrü Sönmezel ile Süsleme Sanatını, Dr. Ögr. Gör. Osman Serkan Angı ile yapının taşları üzerinde çalışmaya başladı bu sırada biz de sempozyum ardından şimdi ki Aselsan yönetim kurulu başkanı, o zaman ki Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün’ün isteği doğrultusunda Doç. Dr. Kurtuluş Demirkol hocamın eşliğinde, Doç. Dr. Meryem Gürbüz’ün danışmanlığında bir panel düzenledik bizden sonra da diğer çalışmalar ile tanıtımı sürdü aslında süren en önemli çalışma kitap çalışmasıydı ve kitabın bölüm ve yapıyı inceleyelim hep birlikte…
Mimari tasarımı, doğal taş bezemeleri ve yapılarının bazılarının Mimar Sinan’ın eserlerinin bulunduğu yazmalarda yer alması nedeniyle, Gebze Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Osmanlı mimarlık tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada, mimarlık tarihi, sanat tarihi ve yapı malzemeleri jeolojisi (doğal taşlar) konusunda uzman üç akademisyen araştırmacı tarafından, aradan geçen zaman içindeki bilgi birikimi ve yakın zamanda yayınlanan Çoban Mustafa Paşa Vakfiyesi’nde yer alan külliye yapıları bilgileri doğrultusunda, bu yapıların mimari ve bezeme özellikleri, bu yapılarda kullanılan doğal taşların türleri, kökenleri ve devşirme doğal taş malzeme kullanımı ile külliyenin Osmanlı mimarisi bağlamında yeniden değerlendirilmesi yapılırken, önceki yayınlarla külliyenin tespit edilen son durumu karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda, külliye ve yapıları hakkında mevcut bilgilerin dışında yeni bilgi ve yorumlarla farklı bir bakış açısı sunmaya çalışan bu eserin, konuyla ilgili yapılacak akademik çalışmalara önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Bir Kitaptan Fazlası Bölümü: Değerlendirme
Çoban Mustafa Paşa Külliyesi mimari tasarımı, doğal taş pano kaplama bezemeleri ve özellikle de bazı yapıların Mimar Sinan’ın eserlerinin liste verildiği risalelerde yer alması nedeniyle mimarlık tarihi ve özellikle de Mimar Sinan ile ilgili yayınların tümünde yer alan ve irdelenen bir külliyedir. İlk Fatih Külliyesinde karşılaştığımız geometrisi belirgin bir dörtgen içinde gelişmiş anıtsal külliye yerleşim planı, Osmanlı mimarisinde tekrar yaklaşık olarak 50 yıl sonra Gebze Çoban Mustafa Paşa Külliyesinde karşımıza çıkmakta ve daha sonra da 16. Yüzyılın ikinci yarısında Mimar Sinan külliyerinde devam etmektedir. Gebze Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Osmanlı mimarisinde külliye yerleşim planında külliye içindeki bazı yapıların veya girişlerin belirlediği kuzey-güney doğrultusunda bir iç aks oluşturan ve yapı birimleri arasındaki işlevsel ilişkilerinin daha hassaslıkla çözümlendiği İlk örnektir.
Çoban Mustafa Paşa Külliyesinin medrese ve cami inşaatının bitiş tarihinin kitabelerinde 930 H. (1523/1524) olması ve bu tarihlerde Sinan’ın külliyenin yapım sürecine rastlayan 1521-1522 yıllarında Belgrad ve Rodos seferlerine katılmış olması, külliyenin tasarımı ve uygulamasını yürütmesi olasığının zayıf olduğu görüşürünü düşündürmektedir. Risalerde külliye yapılarından bazılarının adının geçmesi de, 1538-1588 yılları arasında bu yapıları onarmış veya tamamlamış olabileceği şeklinde yorumlanmıştır. Mimari üslup açısından külliye yapıları incelendiğinde, ilk bu külliyede uygulanıp daha sonra Sinan’ın tasarladığı yapılarda karşılanan özellikler bulunması, bir bakıma bu yapıya Sinan mimarlığı üzerine bir çeşit referans niteliği kazandırmaktadır. Külliye kuruluş özellikleri ve işlevsel mekân organizasyonu açısından Klasik Dönem normlarının habercisi olan bu yapı topluluğu, cami yapısının sahip olduğu süsleme programıyla da ünik bir eser olma özelliğini taşımaktadır. Özellikle devşirme doğal taş malzemenin kullanımıyla oluşturalan Memlûk etkili bezeme programı, bu yapıyı öncesi ve sonrasından ayırarak farklı bir konuma taşımaktadır.
Gebze Çoban Mustafa Paşa Külliyesi mimari tasarım açısından sergilediği özellikle ve 16. Yüzyılda yazılmış olan Mimar Sinan’ın eserleri arasında yer almasıyla, her zaman Osmanlı mimarlık tarihi akademik çalışmalar içerisinde yer almıştır. Külliyenin mimarisi Osmanlı dönemin de kayda değer bulunup Nevşehir’deki külliyenin inşaatı öncesi örnek alındığı belgelerde yer almaktadır. Mimarisi ile önemli bir kültür varlığı olan külliye yapılarının korunması ve bunlara verilen yeni işlevlerin ve kullanım şeklinin yapılara zarar vermemesinin sağlanması bu kültür mirasının gelecek kuşaklara aktarabilmesi için önemle dikkat edilmesi gereken bir konudur.
GEBZE ÇOBAN MUSTAFA PAŞA KÜLLİYESİ
İstanbul’un Anadolu ile bağlantısını sağlayan yol üzerinde, Gebze’deki 1523-1524 tarihli Çoban Mustafa Paşa Külliyesi bir menzil külliyesidir. Külliye, yapılarının yerleşme düzeni ve camiindeki taş bezemelerde görülen Memluk Sanatı etkisiyle Osmanlı mimarlık tarihinde önemli bir yer tutar. Ayrıca, 1523/1524 yıllarında Mimar Sinan hassa mimarbaşı olmasından önce tamamlanan külliyenin bazı yapılarının Sinan’ın eserlerinin yer aldığı yazmalarda adının geçmesi nedeniyle de külliyede Sinan’ın katkısının ne olduğu yıllardır tartışma konusudur.
Külliyenin kuzeyinde Yeni Bağdat Caddesi, batısında Atatürk Caddesi , doğusunda Zübeyde Hanım Caddesi ve güneyinde de Şehit Numan Dede Caddesi vardır. Külliye cami, medrese, türbe, kütüphane, hânkâh, tabhane, paşa odaları, imaret, kiler, mutfak, fırın, odun ambarları ve ahırdan oluşmaktadır. Belirgin kareye yakın bir geometrik yerleşme düzenine sahip olan külliyede geniş bir bahçe-avlunun ortasında cami ve arkasında da hazire-türbe bulunmaktadır. Avlunun doğu, batı ve kuzey sınırlarında çizgisel olarak külliyenin diğer yapılarının dizilmesiyle oluşan geometrik düzeni, doğu kanatta bu gelişmeye dik yerleştirilen medrese tarafından bir dereceye kadar bozulsa da, külliye dış sınırlarında belirgin bir dörtgen elde edilmek amacıyla doğu sınırı medresenin doğu cephesine dayanan bir bahçe duvarlarıyla çevrilerek bir dış bahçe oluşturulmuştur. Böylece aynı zamanda medresenin ve tabhanenin önünde birer ön bahçe bulunmaktadır. Külliyenin cami bahçe-avlusuna üç giriş bulunmaktadır. Ana giriş yakın zamanlara kadar Bağdat Caddesi (bugün Atatürk Caddesi) olarak adlandırılan yola açılan batı tarafındaki giriştir. Diğer girişler ise kuzeyde kervansaraylara ve oradan bahçe-avluya açılan bahçe-avlu kotundan daha alçak kottaki kapıdan ve güneyde hazire ile medrese arasındaki dar geçitten açılan girişlerdir.
Tek kubbeli haremi, beş bölümlü son cemaat yeri ve bir minaresi olan caminin dış cephede duvarları bir sıra taş/üç sıra tuğla düzeninde almaşık örgüye sahiptir. İç mekânda da zeminden 3,5 m. yüksekliğe kadar renkli taşlarla düzenlenmiş panolarla kaplanmış ve duvarın üst kısmı sıvanmıştır. Kubbeye geçiş elemanı dilimli tromptur. Zeminden iki basamak yükseklikte olan son cemaat yeri beş kubbe ile örtülmüştür. Geçiş elemanı pandantif olan kubbeleri, mukarnaslı sütun başlıklı sütunlar üzerindeki sivri sivri kemer taşımaktadır. Tek şerefeli minare, cami duvarına bitişik dikdörtgen bir kaide üzerinden yükselir. Onikigen plana sahip olan cami şadırvanı, altta muslukların bulunduğu mermer bir bölüm ve üzerinde mermer şebekelerden oluşmuştur.




