Çoban Mustafa Paşa Vakıf Kütüphanesi’nin Kayıp Kitapları

50 yıla yaklaşan gazetecilik ve belgeselcilik hayatımda hergün yazmanın ve belgesel çekmenin ne kadar zor ve zahmetli olduğunu benim gibi hayatını medya mesleğine vakıf edenler anlar. Yıllardan beri tarihi eserler ve tarihi mekanlarda belgesel çekimi yaptım son yıllarda bir eksiklik yaptığımı anladım belgeselini çektiğim muhteşem tarihi eseri hangi vakfın ve hayır sever vakıf insanının yaptığını araştırmamıştım.
Son yıllarda hayır sever tarihi vakıf insanları ve vakıf kuruluşlarını gündeme getirmek için çalışmalar yapıyor , belgeseller çekiyorum. Vakıflar Medeniyeti ile ilgili çektiğimiz birçok tv kanalında www.iktav.com vakfı kültür hizmeti olarak yayınlanan belgesellerimizden bazıları.
Gebze’yi şehir haline getiren Çoban Mustafa Paşa vakfı ile ilgili araştırma yaparken çok üzüldüm. Bu vakfın malı mülkü arazisi kervansarayı dükkanları nasıl yok olduğunu gördüm. Dün bu köşede Gebze Çoban Mustafa Paşa Vakıf Kütüphanesi ile ilgili yayınlanan yazım üzerine önemli bir mail aldım. Sosyal medya sayfamdanda paylaştığım makalem
Makalem üzerine Çoban Mustafa Paşa Vakfı Kütüphanesi ile ilgili yazım üzerine bu maili yazan çok değerli tarih araştırmacısı sayın Veysel Bulut bey ile Çoban Mustafa Paşa Vakıfı kütüphanesinde kayıp olan kitaplar üzerine konuştuk.
İsterseniz Veysel Bulut Bey’den gelen maili birlikte okuyalım.
“… Merhaba İsmail Bey, ben İslam İşbirliği Teşkilatı’nda elyazmaları bölümü uzmanlarından Veysel Bulut. İslam İşbirliği Teşkilatı’na bağlı ircica (İslam Kültür, Sanat ve Tarih Merkezi) Özbekistan ile yaptığı ortak bir çalışma ile Türkiye’deki İbn Sina el yazması eserlerinin tespitini ve bunların envanter çalışmalarını yapıyoruz. Yaptığımız araştırmalar sonucu İbn Sina’nın el-Kanun fi’t-Tıb kitabı Çoban Mustafa Paşa kütüphanesinde yer alıyor. Ancak buradaki kitapların nerede olduğu ve akibeti ile ilgile herhangi bir bilgi edinemedim. Bu konuyla alakalı olarak sizi tavsiye ettiler. Gazeteyi aradım ancak cevap veren olmadı. Lütfen bu konuyla ilgili bana dönüş yaparsanız sevinirim…”
Veysel Bulut
İslam Kültür Sanat ve Tarih Merkezi
İRCİCA Yazma Eserler Bölümü Başkanı
Veysel Bulut Bey’e gönderdiğim çoban Mustafa paşa vakıf Kütüphanesi ile ilgili 30 yıl önce Ansıklopedik Kocaeli Belgeseli kitabımızda yayınlanan araştırma yazımız.
ANSİKLOPEDİK KOCAELİ BELGESELİN’DE GEBZE ÇOBAN MUSTAFA PAŞA KÜLLİYESİ
Yazanlar: İsmail Kahraman ve Nurettin Yüksel ÇOBAN MUSTAFA PAŞA KUTÜPHANESİ’NİN BAŞINA GELENLER:Konuyu açıklığa kavuşturmak için, tanınmış Tarihçi-Yazar Tamer Eryiğit’le Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesi hakkında yapılan ve (Yeni GEBZE) Gazetesinin (2, 3, 5) 1990 tarihli nüshalarında yeralan, her zaman önemini koruyacağını düşündüğümüz, ilginç bir röportajı aynen sunuyoruz:
Sayın ERYİĞIT, Çoban Mustafa Pasa Kütüphanesi’nin tarihçesini bize kısaca özetler misiniz?.—
1523 yılında Mimar SİNAN’ın ünlü kalfalarından (Mimar Kasım Ağa)ya yaptırılan bu kütüphane: (Çoban Mustafa Paşa Külliyesi) nin önemli birimlerinden biridir. Külliyenin avlu kapısının yanıbaşında bulunmaktadır. Kütüphanenin iki odası vardır. Birbiriyle uyum sağlayan tuğlaların sıralandığı, kesme taşlardan inşâ edilmiştir. Bu kütüphane eğer gerektiği şekilde korunmuş olsaydı, yerli ve yabancı araştırmacılar için, emsalsiz kaynak bir kütüphane olacaktı!Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesinin başına gelen talihsizliği nasıl yorumlarsınız? Gebzemizdeki en şanssız kütüphanelerden birisi de (Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesi) dir, denilebilir!.. Bu kütüphane, ilçemiz bazındaki çeşitli kütüphanelere ait hâzin akibetin belkide ilk zincirini oluşturmaktadır. (Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesi)ndeki paha biçilmez eserlerin kaybı, ne yazık ki durumu değerlendirmekte ve kanıtlayıcı, kalıcı kararlar almakta yetersiz kalan sorumluların, açık ilgisizliğinin çok acı bir sonucudur! Kültürel konularda sorumluların bağışlanmaz ilgisizliğini görmek, elbette Gebzeliler için ayrı bir talihsizlik örneği teşkil etmektedir. Beceriksiz ellerde kayba uğrayan kitaplar, telâfisi mümkün olmayan kitaplardır. Gebze için büyük bir eksikliktir. Ortada (Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesi) nden kaybolmuş veya yağma edilmiş eserler listesi varken, hâlâ ilgililerin suskunluğu, bu vâhim konuyu, anlaşıl maz tutumları ile unutturmak çabalarının gerekçesini anlayabilmek mümkün değildir! Bu acı gerçeğin sebebini: Gebzelilerin (Kültür Varlıkları)m benimsememe gayretinden yoksun olduğuna değil, sorumluların ilgisizligine, ihmâline bağlamak en isabetli bir görüştür, kanaatindeyim!..
Sayın Tamer ERYİĞİT, tarih araştırmacıları: Evvelce (Başbakanlık Arşivi) nde bulunan Kocaeli Livası 733 nolu Tahrir Defteri) ile (722 nolu il yazıcı defteri)nden sön etmektedirler, Bilhassa Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ile ilgili kayıtları ihtiva eden (722 nolu il yazıcı defteri)nin, Başbakanlık Arşivinde bulunamadığı doğru mudur? Durumu bize açıklar mısınız?.. — Milli Arşivlerimizdekj eski vakıflara ait tarihi belgelerin kültürümüzün birer tapusu olduğu, günümüzde ilim çevrelerince kabul edilen bir gerçektir. Bu gerçeğin ışığında: Değerli tarih araştırmacılarımız tarafından yapılan (Çoban Mustafa Paşa Külliyesi) ile ilgili, pek çok arşiv incelemeleri yayınlanmış ve milli kütüphanemize kazandırılmış bulunulmaktadır.Bu itibarla, İstanbul Başbakanlık Arşivindeki (733 nolu Kocaeli Livans Tahrir Defteri) ile, yine Başbakanlık Arşivindeki (722 nolu İl Yazıcı Defteri)nde: (Çoban Mustafa Paşa Külliyesi) hakkında verilen özlü kaynak bilgilerin, öteden beri sürdürülen araştırmalara, mesnet teşkil ettiği anlaşılmaktadır.Çeşitli araştırma eserlerinde: Özellikle ‘722 nolu İl Yazıcı Defteri)nin (274) cü sayfasında (Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesi) nde (iki odalı bir kütüphane) olduğu, bu kütüphaneye kurucusu Çoban Mustafa Paşa) tarafından bizzat (165 cilt) kitap vakfedildiği açık ve seçik olarak belirtilmiştir. Ne hâzin bir tecellidir ki, Gebze hakkında Başbakanlık Arşivi bünyesinde bir kaynak araştırması konusunda görevlendirdiğimiz arkadaşımız Yılmaz UYAR’ın 5 Şubat 1990 tarihli. cevabi mektubunda- Söz konusu kaynak defterin, aranmasına rağmen, Başbakanlık Arşivinde bulunamadığını, maalesef öğrenmiş bulunuyoruz!
Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesi’nde çok değerli eserlerin bulunduğunu, 1940’lı yıllarda bu kütüphaneyi bizzat gezip-gören merhum yazar Ref’i Cevad ULUNAY’ın bir sohbet sırasında naklettiği söylenir. Hattâ ULUNAY’ ın bu sohbette: İlerde araştırma yapacaklar için, böyle bir kütüphanenin müstesna” bir kaynak olabileceği hususu üzerinde do durduğu, tarihi niteliktek bu kütüphanenin, mutlaka korunması gerektiğini vurguladığı; söylenir. Sayın ERYİĞİT acaba ULUNAY’ın bu hâtırasını nasıl değerlendirirsiniz?— Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesinin karşı karşıya kaldığı olumsuzluklar birbirini takip ettikçe, kütüphanenin trajik durumu ortaya çıkmakta, önceden alınması gereken tedbirler önem kazanmaktadır. Biz elbette, konuyla yakından ilgilenen ve yaşadığı dönemde (Ayaklı Kütüphane) diye vasıflandırılan değerli yazarımız Refi Cevad ULUNAY’ın dilden dile dolaşan bu aziz hâtırasına saygı duyarız!.. Ve bu unutulmaz hâtırayı her zaman de değerlendiririz!.. Rahmetli ULUNAY, «Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesinin mutlaka korunması gereğini» -ifâde ederken, kütüphanenin gelecekteki âkbeti hakkında, belki de bir nevi kehânette bulunmuş gibi geliyor bize! . Üstadın bu tür konuları makalelerine yansıtmayı pek sevdiğim biliyoruz… Ancak, konuy kaleme alıp almadığı hakkında, kesin bir bilgiye sahip değiliz. Tabii bu da ayrı bir araştırma ve inceleme konusudur!..• Sayın Tamer ERYİĞİT bilindiği gibi, çeşitli tarihlerde Gebze ve çevresi, tarihin kaydettği depremlerin en büyüklerine maruz kalmıştır. Acaba bu depremlerden (Çoban Mustafa Paşa Külliyesi)nin de etkilendiği, kütüphanedeki değerli eserlerin de herhangi bir kayba uğramış olduğu söylenebilir mi?—■ Gebze ve çevresinin, Osmanlı Tarihinin kaydettiği depremlerin en büyüklerine maruz kaldığı doğrudur. Bâzi ciddi araştırmacıların eserlerinde, söz konusu depremler yer almıştır. Hele külliyenin yapım tarihinden daha önceye rastlayan bir tarihte, şiddetli bir deprem sırasında: (Eskihisar. Hereke) Kaleleri, Gebze’deki kubbeli camilerin tamammır. yıkıldığı, yine Gebze’de Çoban Mustafa Paş?, Konağında atları ile birlikte (üçyüz süvari) nin hayatlarım kaybettiği edindiğimiz bilgiler arasındadır.(23 Mayıs 1766) da ise, merkez üssü İstanbul’da olan çok şiddetli bir deprem Gebze ve dolaylarına büyük zarar vermiştir. Bölge sayılmayacak kadar hasarlara maruz kalmış Bu depremde (Hacı İlyas Camii) tamamen yıkılmış ve camı aynı yıl. içinde (Hacı İlyas Bey) in torunlarından (Şıkk-ı evvel’Defterdar Hasan Paşa) tarafından esaslı “bir onarım görmüştür. Gebze’de yaptığı bir gezi sırasında, merhum Ref’î Cevad ULUNAY’ın, Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesindeki kitapların varlığma bizzat tanık olması zaman içinde meydana gelen büyük depremlerden, kütüphanenin çok fazla etkilenmemiş olduğunu göstermektedir. • Çoban Mustafa Paşa Medresesi ile Ço ban Mustafa Paşa Kütüphanesi arasında: Dönemin eğitimi yönünden bir bağlantı kurulabilir mi?. Böyle bir bağlantıyı nasıl açıklar sınız?Bir zamanlar devrin ünlü âlimlerinden (Zembilli Ali Efendi) nin: Üniversite seviyesinde bulunan Çoban Mustafa Paşa Medresesinde dersler verdiği, pek çok araştırmacımız tarafından belirtilmiştir!.. Bu da, burada tahsil görenlerin, hattâ zaman zaman konaklayanların, külliyenin önemli bir bölümünü teşkil eden (kütüphane)den yararlanmış olabileceklerini düşündürmektedir… Yıllar boyunca Gebze ve yöresine ciddi hizmet veren kültürel özelliğe ve ağırlığa hâiz kütüphanenin, çağımızda kitap varlığının yok olması, Gebzede kültür mirasına sahip olamayanların bir yüz karasıdır!.. Gebzedeki bu muhteşem kültür mirasını bu hale getirenler perişan hale gelmesine göz yumanlar zemin hazırlayanlar utansınlar. • Çoban Mustafa Paşa nın kurucusu olduğu külliye vakıf ettiği 165 cilt eser hangi tür kitaplardan oluşmaktadır? Ayrıntılı listesini verebilir misiniz?— Ünlü tarihçimiz merhum (İbrahim Hakkı KONYALI)nın, (Tarih Hazinesi) mecmuasının 1951 senesinde neşredilen 12. nci sayısında yeralan (GEBZE ve CİVARI) konulu bir makale hâlindeki araştırmasında, Çoban Mustafa Paşa’nın kendi adını taşıyan külliyenin kütüphanesine:46 cilt tefsir ve tefsir şerhi30 cilt hadis ve hadis şerhleri 25 cilt fıkıh usul ve füruğ (şerhleri ile birlikte)17 cilt fetva47 cilt kur’an,olmak üzere, toplam (165) cilt eser vakfettiği tarihi kaynaklara dayanılarak açıklanmış bu lunmaktadır. Ayrıca, (İsmail Hakkı KONYA¬Lİ) tarafından bu (165) cilt eserin, İstanbul (TÜRK ve İSLAM ESERLERİ MÜZESİ)nde muhafaza edildiği belirtilmiştir. KONYALI’nın verdiği bilgiler ışığında: Müze kayıtlarına göre sözkonusu eserlerin tamamının müzenin zimmetinde olması gerekir. Fakat, yakın yıllarda yapılan bir inceleme sonunda Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesinden müzeye intikal ettiği söylenen güzide eserlerin pek çoğunun ortada olmadığı, ancak:12 parça çeşitli yazma eser 4 adet kur’an, 38 Kur’an cüzü 333 Hadis fıkıh, olmak üzere, (387) adet yazma eserin mevcudiyeti çok şaşırtıcı ve düşündürücüdür. Tamamiyle (Gebze İlçesi)nin malı olan, hattâ tarihi mirası olan ve Çoban Mustafa Paşa Vakfının özel kütüphanesinde muhafazası gerekirken, hangi nedenle, hangi işgüzar kimseler tarafından ,adı geçen müzeye (165) cilt Vakıf eserinin verildiği bilinmemektedir!.. (165) ciltlik eserin asıl sahibi Çoban Mustafa Paşa Külliyesdir!.. Pek çok baha biçilmem eserin ortadan kaybolması konusunda hesap sorulması ve mevcut eserlerin Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesine iadesi gerekir!..• Sayın Tamer ER YİĞİT, Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesinden, İstanbul (Türk ve İslâm Eserleri Müzesi)ne gönderilen (165) cilt eser hakkında: Temsilcimiz Yılmaz UYAR’ı görevlendirerek, müze bünyesinde kapsamlı bir araştırma yaptırdığınızı biliyoruz. Aldığınız sonuçlar acaba olumlu mu, olumsuz mu? Bizi bu konuda aydınlatır mısınız?.— Evet… Çoban Mustafa Paşa Kütüpha nesinden (Türk ve İslâm Eserleri Müzesi)ne intikal ettiğini tesbit ettiğimiz (165) cilt külliyeye ait eserler hakkında ciddi bir araştırma yapılmasına zarûret hâsıl olduğundan böyle bir çaba ve gayret içine girdik!.. Arkadaşımız yılmaz uyar a İstanbul’daki çalışmalarını sonuçlandırarak, hâlen müze kayıtlarında yer alan Çoban Mustafa Paşa kütüphanesine ait envanter listesini gönderdi. Maalesef aldığımız sonuç olumsuz. Türk ve İslâm Eserleri Müzesinde bugün mevcut eserler pek azdır!.. Çoğunluklu eserin büyük bir bölümü ortada yoktur. meselâ: İsmail Hakkı KONYALÎ’nm tesbitlerine (47) adet elyazması KÜR’AN’dan, sâdece (4) adedi müzede mevcuttur!.. (165) cilt eserin büyük ölçüdeki bölümü kayıplara Karışmıştır. Gerçek bir mukayese imkânı .«sağlamak için, Yılmaz UYARın Müze yetkililerinden temin ettiği resmi envanter dökümlü kitap listesini, ilgilenenlerin önüne sermek lâzımdır! Sözkonusu liste aynen şöyle:Gebze Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesinden Türk ve İslâm Eserleri Müzesine gelen yazma eserler: Envanter:No: Eserin Adı:53 Kur’an-ı Kerim, 308 Kur’an-ı Kerim, 309 Kur’an-ı Kerim, 310 Kur’an-ı Kerim, 651- 575 Cüz 1394-1403 Cüz, 1543 Keşşaf Tefsiri, 1544 Keşşaf Tefsiri, 1545 Keşşaf Tefsiri, 1546 Tefsir-i Teysir, 1547 Tefsir-i Razı, 1548 Tefsir-i Razı, 1549 Tefsir-i Razı, 1550 Tefsir-i Razı, 1552Tefsir-i Razı, 1553 Tefsir-i Razı, 1554 Tefsir-i Razı, , 1555 Tefsir-i Razı, 1556 Tefsir-i Razı, 1557 Tefsir-1 Razı 1553 Tefsir-i Razı, 1559 Tefsir-i Razı, 1560 Tefsir-ı Razt, 1562Tefsir-i Razı, 1563 Tefsir-ı Razı , 1569 Keşşaf, 1571-1584 Basit, 1585 Tahkik el tefsir ifi Kitab el müftah “1 Tefsir-i Razi 91 Mirat al Ta’vil 12 Haşiye-i Keşşaf, 97 el Durer el Masun, 98 Kitab-el Camii, 1599 el Camı Sahih al Buhari, 1600 el Cami Sahih al Buhari,1601-1604 el Mesned al Sahih al Müslim, 1605-1612 Fethan al Bâri min Şerh al Buhari, 1616-1615 Sahih-i Müslim,1616-1662 Sahih el Buhari, 1673 Sahih el Buhari1684 Hadis1686 Hadis, 1705-1713 Hadis Şerhi, 1714-1731 Maksut, 1734-1760 Şerhler, 1765-1769 el Mabsut, 1780-1777 El Mabsut , 1780-1783* Fetva ile ilgili 1821-1978 Karışık eserler,2016 Hilyetül fazl, 2045 Mesnevi (Divan Edebiyatı Müz.), 2067-2068 Şeritinin Makama-tı Hariri Şerh), 2069 Eş’ar al Malumât, 2071 Davud Kayserinin Şerhî, 2075 Muhtasar,2083 Ali Kuşçunun Riyaziyet ve Tabiata ait eseri, 2087 Kanun-u Şahin Şah, 2088zNesayıh-ı Süleyman!, 2090 Kitab-ı Muhtasar-ı Telhis, 2091 Kitab-ı Mutavval 2092-2093 Şerhi Hikmet al Evsak * (Türk ve İslâm Eserleri Müzesi) hakın nda bize kısaca bilgi verir misiniz? — Tabii Sayın YÜKSEL, (Türk ve İslâm Eserler^ Müzesi: Cumhuriyet döneminden önce, 1914 yılında (Evkaf-İslâmiye Müzesi) adı alt nda, Mustafa Hayri ismindeki bir zatın şahsi gayretleriyle, (İstanbul Süleymaniye Kül iyesi )nin bir bölümünde kurulmuştur, (Türk ve İslâm Eserleri Müzesi) adını, 1927 yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmasiyle almıştır. 1983 yılında ise: Çağdaş müzecilik anlayışına uygun olarak İbrahim Paşa Sarayında yeniden düzenlendi.Anadolu Medeniyetleri çerçevesinde zenginleştirildi. Anadolu ve Anadolu dışı Türk -İslâm sanatından oluşan eserlerden kapsamlı bir kolleksiyon meydana getirildi. Bu müzenin ana bölümleri şunlardır: (Anadolu Eserleri Bölümü Anadolu dışı eserleri bölümü, Cam, Metal ve Seramik Bölümleri, Taş Eserler Bölümü, Halı Bölümü, Ahşap Eserler Bölümü, Elyazması Eserler Bölümü). Ayrıca, müze bünyesinde: Konferans Salonu, çeşitli onarım atölyeleri, laboratuvarlar, fotoğrafhane ve cilt yapım bölümleri bulunmaktadır.• Sayın YİĞİT, son sorumuz: Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesinin sözkonusu durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu hususta Gebzelilere bir mesajınız var mı?— Bu kütüphane (Çoban Mustafa Paşa Külliyesi)nin önemli bir parçasıdır. Yaklaşık (5) asırlık büyük bir mâziye sahiptir. Kütüphanenin öz malı olan (165) ciltlik tarihi ve baha biçilmez elyazması kitabın, büyük bölümünün bugün yerinde yeller esmektedir! Yapılan araştırmalar sonunda, envanter lis tesinde de görüleceği üzere, bu (165) cilt eserden, ancak küçük bir bölümünün (İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi)nde olduğunu tesbit ettik. Her biri milyonlar değerindeki ciltlerce tarihi elyazması eserin, çok büyük bir bölümünün kimlerin elinde, kimlerin evind’ bulunduğu bilinmemekte ise de, yağmalanmış olduğu bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Durum vahimdir!.. Çok yönlüdür, düşündürücüdür!.. Doğrudan doğruya, Türk Kültür Varlığına indirûen acımasızca bir dar bedir!..• Verdiğiniz, bilgiler yaptığınız değerlendirmeler İçin, teşekkürler Sayın Eryiğit!..(kaynak Ansıklopedik Kocaeli belgeseli yayın tarihi 1992)