Çocuğu terbiye etmek, disiplin ve İbn-i Sina



Merhabalar efendim. Hepinize iyi günler dilerim.

Disiplin konusunda sorularınıza yönelik cevaplarla bugünkü yazımı sürdüreceğim.

Belki bu sayede, anne ve babaların evde uyguladıkları disiplin anlayışlarını da gözden geçirmiş olacağız.

Böyle bir ihtiyaç var mı? Bence var, sizce var mı bilemem. Siz de problem olduğunu düşünüyorsanız okumaya devam etmenizde fayda var. Çünkü varsa eksiklerimiz, önce doğru diye bildiğimiz yanlış düşüncelerimizi değiştirmemiz gerekecek.

Terbiye: eğitimde geliştirme, yetiştirme gibi anlamlara gelir.

Eskiler aile terbiyesi diye bir şeyden bahsederlerdi. Aile terbiyesi, çocuğun aile içinde eğitilerek topluma kazandırılmasıdır kısaca.

Peki öyleyse terbiye etmek, eğitmek hangi yöntemlerle olur? Şimdi, genel terbiye yöntemleri ve düşüncelerine bir bakalım.

Otorite abidesi olanlarımız var:

Ne dersiniz, evde sözünüzün geçerliliği var mı?

Yoksa mum edenlerden misiniz çocukları!

Çocuk, kimdir? Şamarı patlatırım diyenlerden misiniz?

Çocuğu seversen şımarır, uyurken sevmek en doğrusudur diye mi duymuştun?

Küçükken kafasını ezdin ezdin, büyüyünce artık takmaz diyenleri mi duydunuz?

İnanın çocuk terbiyesi adına duyduğum yanlışların haddi hesabı yok.

Saldım çayıra, mevlam kayıra diyenler var:

Bir de biz yiyemedik onlar yesin, biz giyemedik onlar giysin, biz terbiyeden geçtik onlar geçmesin. Ayağına taş değmesin! Yani hiçbir sorunla karşılaşmasın, hiçbir sorunu çözmeye kafa yormasın. Bir eli yağda, bir eli balda derler ya öylece yaşasın diyenler var.

Kardeşim, bilemiyorum ki şöyle bir orta yolu bulamaz mı insan… Ya sevgiye boğarım ya da hiç sevmem!

Bu yaklaşımlar doğru mu? Kesinlikle değil.

Çocuklarımız yanlış yaptığında hiç bir şey yapmayacak mıyız peki?

Elbette yapacağız bir şeyler ama karşımızdakinin bir insan olduğunu, yetişkin gibi düşünemediğini, cezalandırmanın kişiliğine zarar vereceğine bilerek yapacağız. Çocuklarda, olumsuz duyguları besleyen cezadır.

Şimdi buraya kadar anlattıklarım size saçma geliyorsa, sizin bir anne baba olarak yetiştirilmenizde sorun var demektir. Onun için anlayamıyorsunuzdur muhtemelen. Yani doğru diye bildiğimiz disiplin yöntemleri aslında doğru değildir.

‘’çocuğu sevin, sayın, değer verin, dinleyin, anlayın, dövmeyin, elinden tutun, yardımcı olun olmadı gölge etmeyin başka ihsan istemez’’ diyorum siz de diyorsunuz ki yazıklar olsun!  Okumuş ama boşuna okumuş bu adamlar. Böyle çocuk mu yetiştirilir? Bak işte ben her gün dayak yerdim, hakarete uğrardım ama iyi bir insan oldum. Kesinlikle doğru değil, yaralarını inkar etmek bu, emin ol!

Oysa içinde hiç huzur yoktur. Sürekli bir panik hali ve sen dursan dünya durmuyordur. Olayların, sorunların hep eksik yönlerini, olumsuz yönlerini görüyorsundur. Bildiğin bir şeyi ifade edemiyorsundur. Yani özgüvenin yerle bir olmuştur.

Dünyada olmak, yaşamak sana ağır geliyordur. Hayatta olduğun için şükredemiyorsundur. Hayata dair umudun ve ufkun yok denecek kadar azalmıştır. Birinin bir yanlışını gördüğünde tahammül edemiyorsundur…

Anlattıklarım saçma gelmiyorsa, insani buluyorsanız yani, sorun yok. Siz ailenizden doğruları görme imkanı buldunuz demektir. Şanslısınız!

Şimdi bundan 1000 yıl önce Batıda Avicenna olarak tanınan, 14 ciltlik bir tıp ansiklopedisi yazan İbn-i Sina’nın Kanun adlı eserinden konumuzla ilgili sözleriyle sizi baş başa bırakmak istiyorum. Fransa’daki Montpellier üniversitesi gibi farklı tıp okullarında 1650’li yıllara kadar ders kitabı olarak okutulmuş. 1000 yıl önce önerilenle bugünkü arasındaki fark var mı, ne kadar bu konuda gelişmişiz değerlendirelim.

“Çocuklar özenle bakılmalı, davranışlarında ölçüyü kaçırmamaları için desteklenmelidirler.

Öfkeli tepkileri, korkuları ve kaygıları giderilmelidir. Bu, en iyi biçimde, çocuğun istek ve eğilimleri yanında hoşlanmadığı şeyler de göz önünde tutularak sağlanır.

 Çocuğun doğal yetenekleri desteklenirken, onu tedirgin eden nedenler ortadan kaldırılmalıdır.

Böyle bir yetiştirme hem beden, hem de ruh için yararlıdır. Çünkü kazanılan iyi alışkanlıklar ve davranışlar daha ilk yıllarda kişiliğe siner.

Çocuk altı yaşına gelince, öğretim ve eğitim için bir öğretmenin yanına verilmeli; onu gereksiz bilgilerle yüklemeden, basamak basamak giden bir öğretim yolu izlemeye çalışılmalıdır.”

Saygılarımla.

Sağlıcakla kalın.