Çocuklar, Sevgi İhtiyaçları ve Romanya
Merhabalar, değerli dostlar.
Geçmiş bayramınızı kutlarım. Nice bayramlara sağlıklı, sıhhatli bir şekilde kavuşmanızı yüce Allah’tan dilerim.
Yazılarla bağlantılı olarak, dönüş yapan, yorum yapan, soru soran, arayan soran tüm dostlarıma çok teşekkürler. Ortaokul, lise öğrencileri de var okurlarım içinde. Okuduğuna göre, anne basından talepte bulunuyorlar. Ne güzel. Siz varsanız biz varız. Yoksa neden yazayım ki. Sağ olun, var olun.
***
Pandemi dolayısıyla evde kalınan süre arttıkça aile üyeleri, daha önceki yaşantılara göre dikkat ettiği konular da değişmeye başladı. Bunlardan biri temizlik ve hijyen iken, bir diğer konu çocuklar olmaya başladı. Bu vesileyle hem gelen sorulara cevap vermek hem de geleceğimiz olan çocukların daha iyi yetişebilmeleriyle ilgili bir süre yazmaya karar verdim.
Efendim, yasalarımıza göre 18 yaşını doldurmayan her insan çocuk kabul edilir. İlk çocukluk dediğimiz dönem 2-6 yaşlar arası iken, son çocukluk erkeklerde 6-13, kızlarda 6-11 yaşları arası dönemlere denmektedir. Daha sonrası ergenlik dönemiyle devam eder.
Bugünkü konumuz çocukların sevilmeye olan ihtiyaçları üzerine olacak. Çünkü çocuğun davranışlarını anlayabilmemiz için onun ihtiyaçlarını nasıl belirttiğini anlamaya ihtiyacımız var.
Çocuğun şımarması. Hepimiz ebeveynler olarak kendi çocuğumuz yılışıyorsa veya yılışan başka çocuklar gördüğümüzde kızarız. Aileden iyi bir terbiye almadığını düşünürüz. Saygısız olduğunu düşünürüz. Oysa yılışıklık, şımarıklık mıdır?
Çocuk, sevgiyi istediği gibi alamıyorsa yani sevgiye açsa bunu elde edebilmek için bir yetişkin gibi sevilmiyorum diyemez. Bunun farklı davranışlarla ifade eder. Çünkü dikkatinizi yılışarak kendi üzerine çekmeye çalışır. Amacı, anneyi babayı üzmek değil, sevilebilmesi için bir şeyler yapma gayretidir.
Çocuğunuzun yılışmalarını, sevgiyi elde etme gayreti olarak değerlendirmeniz doğrudur öyleyse.
Çocuk için en önemli ihtiyaç nedir diye sorsam, yani duygusal ihtiyaçları mı, yoksa fiziksel ihtiyaçları mı onun için daha önemli?
Duygusal ihtiyaçlar çocuk için daha önemlidir. Çocuğun duygusal ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için koşulsuz sevilmesi gerekir. Yani çocuğun sevgi görmesi, başarılı olmasına bağlanmışsa koşullu sevgi verilmeye başlanmıştır. Oysa çocukların sevgiye olan ihtiyaçları hiçbir koşula bağlanmamalıdır. Mesela çocuk su istediğinde nasıl veriyorsak sevgiyi de aynı bu temel ihtiyacı olan su gibi görüp vermeliyiz. Yani çocuklar buluğ çağına girene kadar, onların günahsız olduğunu ve ölümü halinde cennete gideceklerini ifade eden bir dine sahibiz.
Sevgi, ilgi ihtiyacı karşılanmayan çocuklar, bu ihtiyaçlarını dolaylı ifade ederler ve bu şekilde ifade etmeleri de davranış bozukluklarına sebebiyet verir. Neyse biz sevgi ihtiyacının önemine devam edelim.
Çocuk, annesine babasına yaklaşıp, öpmek ister, öpülmek ister, dokunmak ister, dibine girer…
Böylece var olduğunu, sevildiğini görmek ve göstermek ister. Böyle yapamazsa; tükürür, vurur, kaçar, annesinin eşarbını çeker, saçını çeker…
Buraya kadar, sevginin çocuk yetiştirmede önemini ifade etmeye çalıştım. Size bir de sevgi görmeyen ama tüm fiziksel ihtiyaçları karşılanmış çocuklardan bahsedeyim de bir daha bu konuyu hiç unutmayın. Tıpkı benim gibi.
Efendim, şimdi başka bir ülkeye götüreyim sizi. Romanya’ya.
1960’lı yılların ortaları. Ülkede, çalışacak insan sayısını artırabilmek için çocuklar ailelerinden alınıp devletin malı yapılıyor. Yani doğan çocuk aileden alınıp yuvaya veriliyor ve doğduğu günden itibaren çocuğa annesi babası değil de devletin görevlileri bakıyor.
Dönemin başkanı, çocuklarınıza devlet sizden daha iyi bakacak diyerek çocukları ailelerinden koparıyor ve anne babalar ülkenin kalkınması için sadece çalışıyorlar. Çocukların bakımıyla ilgilenmiyorlar. İlk bakışta ne güzel görünüyor ama bakalım sonuçları nasıl oluyor?
Romanya’da, devlet imkanlarıyla yetiştirilen bu çocukların bakıcıları var. 40-50 civarında çocuğa bir bakıcı düşüyor ve bu bakıcı, çocukların tüm yeme, içme, altını temizleme gibi ihtiyaçlarını gideriyor. Ancak bir kanunla bakıcıların çocuklarla konuşması, onları sevmesi yasaklanıyor. Bağlanmasınlar diye. Fiziksel ihtiyaçları tamamıyla karşılanan bu çocukların, duygusal ihtiyaçları kesinlikle karşılanmıyor, hatta karşılanması yasaklanıyor yazdığım üzere.
Peki, sizce sonuç ne olmuştur?
Sonuç tam bir fiyasko dostlar. Fiziksel olarak hiçbir ihtiyacı olmayan bu çocuklar, ne konuşabiliyor, ne yürüyebiliyor, zekaları ve beyinleri gelişmiyor. Neyse uzatmayayım. 3 yaşlarına doğru ölüyorlar. Evet, evet yanlış okumadınız. Maddi hiçbir ihtiyacı olmayan bu çocuklar ölüyorlar…
Sonrasında, bu gelişmeler üzerine çocukların bazıları ailelerine, bazıları çocuğu olmayan ailelere verilerek bu uygulamadan vazgeçiliyor. Alın size bir araştırmanın sonucu. Daha ne diyeyim. Sevgisiz yaşanmıyor gördüğünüz gibi bu fani dünya da. Onun için derler ya sevenler ölmez.
Öyleyse, tüm güçlüğüne, zorluğuna rağmen sevelim, sevilelim.
Çocuklar, yaşarken ölmesin, solmasın!
Kalın, sevgiyle. Allah’a emanet olun.