Corona virüs, reyting ve kriz yönetimi
Başlıkta birbirinden alakasız gibi görünen ama söz konusu Gebze’de yaşanan bir olay ise birbiriyle oldukça ilgili ve bağı olan üç farklı konu görüyorsunuz.
Yaşanan olaylardan sonra daha süslü bir başlık tercih edebilir, buraya kadar zahmet etmeyenleri de bir algıdan yakalar bu yazıyı bir yere kadar okutturmayı başarabilirdim.
Ama yapmadım.
Tıpkı, Fatih Devlet Hastanesi’nde yaşanan olayda yapmadığım gibi…
Corona virüsü dünyanın birçok ülkesine yayılan ve dünya gündeminin en üst sırasında yer alan bir konu.
Dolayısıyla bu alanda yaşanan her gelişmeyi okuyucuya aktarmak da önemli.
Bu kadar önemli bir konunun elbette bir de medya organları için reyting getirisi olacaktır.
Çünkü, insanlar tedirgin ve endişeli. Çünkü, insanlar korkuyor. Dolayısıyla da bu alanda yaşanan her gelişmeyi sıklıkla takip ediyorlar.
İnsanları her konuda olduğu gibi bu konuda da bilgilendirmek gazeteciliğin görevidir.
Ama insanları aptal yerine koymadan, kandırmadan, aldatmadan, kelime oyunlarıyla algılara oynayıp hit kasma düşüncesine girmeden…
Biz gazeteciler olarak böylesine hassas konularda attığımız başlıklara, yazdığımız kelimelere özen göstermeliyiz.
Fatih Devlet Hastanesi’nde yaşanan olayla birlikte aslında medya olarak biz de bir sınavdan geçtik.
Öyle ki, bazı medya çalışanlarının gerek sosyal medya hesaplarında gerekse yayın organlarında, “Virüslü adam” ifadelerine varıncaya kadar olmayacak kelimeler gördüm.
Üzülerek söylüyorum ki, kesinliği olmayan bir şey için bu kadar net ifadeler kurmak doğru da değil, ahlaki de değil.
Sırf “birkaç bin fazla hit alır” düşüncesiyle bu işlere girilmesini ben doğru bulmuyorum.
Kimseye burada gazetecilik dersi vermeye çalışmıyorum. Fakat biz algı yöneten insanlar olarak ‘kesin bir tanı’ ve resmi açıklama olmadan böylesine hassas bir konuda bir tanı koyup, net ifadelerle insanları korku ve paniğe sürükleyemeyiz.
Üzülerek söylüyorum ki, biz bu sınavı kaybettik.
NOT: Fatih Devlet Hastanesi’nde ki konuyla ilgili olarak resmi kaynaklardan edindiğim bilgiye göre, bir hasta yüksek ateş belirtisi ile hastaneye başvurmakta. Kişinin havalimanı çalışanı olduğu göz önünde bulundurularak tahliller yapılmakta ve hastanenin enfeksiyon bölümünde kısmi olarak karantina uygulaması yapılmakta. Ortada bir virüs yok. Sağlık çalışanları bin de bir ihtimal dahi olsa bu önlemi almak zorunda. Bu hepimiz için gerekli bir durum. “Bir şey olmasaydı, böyle bir karar almazlardı” diyerek ortalığı velveleye vermeye çalışanlara kullanmak istediğim sözler var ama burası yeri değil. Dolayısıyla sonuçlar çıkana kadar öyle virüs falan konuşmayın. Zaten yine resmi kaynaklar, sonuçlardan herhangi bir bulgunun çıkabileceğine oldukça düşük ihtimalle yaklaşıyor. Yani sorun yok, rahat olun.
***************
İşin reyting ve corona virüsü bölümünü hallettiğimize göre, gelelim kriz yönetimine…
Fatih Devlet Hastanesi’nde yaşanan olayın sosyal medyaya yansımasıyla birlikte bilgi çok hızlı yayıldı. Biz henüz bilginin doğruluğunu teyit etmeye çalışırken, zaten bilgi sosyal medyada yayılmıştı.
İnanılmaz bir bilgi kirliliği ile karşı karşıya kaldık. Bu da tam anlamıyla bir kriz oluşturdu. Her kafadan farklı bir ses çıktı, insanların aklı karıştı.
Ve bence Kocaelili yöneticiler krizi doğru ve etkili yönetemedi.
Ben Sağlık Bakanımızın bu konuda yaptığı çalışmaları takdirle karşılıyorum. Her bilgi kirliliğini anında gideriyor, her dakika insanları bilgilendirmek için açıklama yapıyor.
Ama maalesef biz uzun bir süre ilimizdeki yetkililerden bir açıklama alamadık. Öyle ki, bazı yöneticiler bir süre sonra telefonlarını kapattı, ulaşamadık.
Açıklama yapıp, kamuoyundaki yanlış bilgileri çökertmek adına ilk inisiyatif alan isim Gebze İlçe Sağlık Müdürü İlhan Kadıoğlu oldu. Ardından da ilerleyen saatlerde Gebze Kaymakamı Mustafa Güler bir açıklama yaptı. Ben Gebzemizin mülki idare amiri ve İlçe Sağlık Müdürümüze de teşekkür ediyorum.