Derdim bana derman imiş



Sevgi ve saygılarımla merhabalar dostlar.

Bildiğiniz üzere geçen haftaki yazımızda teknoloji ve beraberinde getirdiği çeşitli bağımlılıklardan bahsettik.

Bağımlılığın ne olduğunu özellikle anlattım çünkü bir teknolojiyi kullanmanın mutlaka faydası var ancak bir şey olmadığında problem yaşanıyorsa işte o zaman bağımlılık oluşuyor.

Diğer yandan bakıldığında mesela bir yazılım mühendisini düşünün veya online terapi yapan bir psikoloğu.

Saatlerce bilgisayarın başında kalıyorlar. Neden çalışıyorsun diyecek halimiz yok insanlara.

Aynı şey günde beş altı saat ders yapan bilgisayar, tablet başında ders yapan öğrenci için de geçerli.

***

‘Her olumsuzluk beni bulur’ diyen okuyucuma, diyorum ki öncelikle iki hafta önce ‘ sen neysen dünya odur’ başlığıyla yazdığım yazıyı mutlaka okumalısın. Yani olumsuzlukları bulan sensin aslında.

Olumsuzluklar seni nerden tanıyor da hep seni buluyor.

Senden başka hiç kimsenin derdi yok mu dostum?

Hani bir parçada diyor ya herkesin bir derdi var, durur içerisinde. İşte tam da öyledir. 

Dertler için yapacağınız ve bilmeniz gereken iki nokta şudur:

 Çözümüne bakmak ve mutlaka geçip gideceğini bilmektir.

Başka bir şeye ihtiyaç yok.

Yani yorulup artık hep öyle devam edecek, hiç bitmeyecek gibi geliyor insana da o nedenle karamsarlaşıyoruz.

Mesela bir öğretmeni düşünün.

 Bildiği bir konuda yani çözümleri, cevapları önce hazırlıyor daha sonra da problem olarak öğrenciye soruyor.

Öğrenciye sorulan konu önceden çözümü bilinen bir konudan hazırlanıyor.

Zaten çözümü olan bir problem için öğrenci şöyle dese;

‘ çaresiz bir derde düştüm, hiçbir zaman çözemeyeceğim bir problem bu’ dese sizce nasıl düşünmüş olur?

Çocuğumuz dese ki, bugün 100 tane problem çözdüm.

Üzülür müsünüz? Sevinir misiniz? Herhalde sevinirsiniz.

 Dünyada kendimizi bir öğrenci gibi düşünelim öyleyse.

Okulları bitirince öğrencilik bitmiyor.

Hayatın en büyük okul olduğunu ve yaşadığımız sürece önceden çözümü bilinen sorularla bizi sürekli test edeceğini bilmeliyiz.

Problem olmazsa neyi çözebiliriz ki?

***

Bunları yazarken bir türkü dolandı dilime dostlar.

Farkına vardım mırıldandığım türkünün

Ne diyordu  türküde?

 Yanılmıyorsam Sivas türküsüydü.

Yazayım mı… yazayım.

Anlatamam derdimi dertsiz insana

Dert çekmeyen dert kıymetin bilemez

Derdim bana derman imiş bilmedim

Hiçbir zaman gül dikensiz olamaz

Gülü yetiştirir dikenli çalı

Arı her çiçekten yapıyor balı

Kişi sabır ile bulur kemali

Sabretmeyen maksudunu bulamaz

Bu sözlerin üstüne yazmak olmaz artık anladınız siz.

***

Bir de dostlar vardır, cins atlara binip giderler.

Türkülerle hatırlar, şarkılarla unutmaya çalışırlar hatıraları.

Burnunuzun direği sızlar özlediğinizde.

Hepsine selam olsun böylece.

Gerek bu dünyadakilere gerekse öbür dünyadakilere.

İyi ki varsınız, iyi ki yaşadınız ve iyi ki karşılaştık.

Kalın sağlıcakla. Haftaya görüşebilmek dileğiyle.