DiĞERGAMLIK ÜZERİNE…
Merhaba dostlar, bu hafta yardımlaşmak üzerine hasbihal etmek istedim sizlerle. İnsanların yardımlaşma serüvenlerini felsefeciler, sosyologlar ve psikologlar kendi alanlarında incelemeye çalışmışlar. Kimi genetik, kimi evrim teorisi, kimi topluma uyum başlıklarıyla konuyu ele almış. İnsanlar neden yardım eder, paylaşırlar sorularına cevap bulmaya çalışmışlar.
Bir konuyu hangi bakış açısıyla ele alırsanız orada kalırsınız ve sığ bir arayıştır bu bence. Her şey, her şeyle ilgidir hayatta. Paylaşmayı var olmayan bir teoriyle açıklamaya çalışmak ya da sadece çıkar ve faydalılık açısından ele almak ne kadar doğru olabilir ki. Yardımlaşma da her şeyle ilgilidir bu açıdan. Toplum sağlığı açısından sosyolojiyi, doğanın korunması amacıyla doğa bilimlerini, ruha şifası açısından psikolojiyi, salgılattığı hormonlarla tıp ilmini, dünya ekonomisinde dengeyi sağladığı için ekonomistleri ve daha nicelerini ilgilendirir.
Daha önceki yazılarımda “adalet dengede saklıdır” sözünü dile getirmiştim. Eğer huzur ve denge istiyorsak yaratılanın hakkını gözetme sorumluluğumuz var. İki kardeşi düşünelim; biri hasta, diğeri sağlıklı, hasta olana gösterilen fazla ilgiden dolayı sağlıklı çocuk bu haksızlık diyemez değil mi? İhtiyacı olanın ihtiyacını gidererek adaleti sağlamak bizlerin görevi. Madem “mü’minler kardeştir” kardeşin hakkını gözetmek lazım…
Herkesin sınavı farklı, kimi yoklukla kimi varlıkla imtihan halinde, Yok olanın sabrı, var olanın infakı sınanıyor. Çok ya da az fark etmez gönülden verilmeli verilen. O zaman arşa ulaşır, o zaman gönüllere dokunur. Başa kakılan iyilik ne kadar doğru bir yaklaşım olabilir ki? Karşı tarafı utandırmak ve köleleştirmekten başka. Veren elin alan elden üstün olduğunu hiçbir zaman aklımızdan çıkartmayalım. Tabi ki burada üstünlük takvaya yakın olmada.J
Eğer kalbiniz mutmain ve elhamdülillah diyebiliyorsanız, vermeyi nasip ettiği için teşekkür edebiliyorsanız Rabbinize, o zaman yerine ulaşmıştır verdikleriniz. Bu Dünyadan Ukba’ya kadar sınırlar aşmış, geleceğe korunak, gönüllere mutluluk bir çocuğa sevinç olmuştur.
Vermenin mutluluğunu tadanlar inanın bırakamazlar ki; böyle insanlar tanıyorum. Bırakın fazladan alıp, eskitip Dünya çöplüğünde çürüyecek olanları. Reklam ve alışveriş çılgınlığıyla ihtiyaç zannedip, ardına düştüklerimizi…
Bırakın peşinize gelsin ellerinizle kazandıklarınız. Sokakta uyuyan bir çocuğun gönlüyle gelsin. Sabah çocuğuna haçlık veremeyeceğini düşünen babanın gözyaşıyla, ülkesi olmayanların gözlerindeki umut ile gelsin.
Bu konuda birkaç ayet-i kerime ve paylaşmadan olmaz:
“Verdiğiniz her hayır(sadaka) kendiniz içindir. Allah rızasını umarak yaptığınız her hayrın karşılığı size eksiksiz olarak verilir.”(bakara272)
“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğunda diğer uzuvlarda bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”(Buhari Edep27)
“ Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim bir Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allahc.c. da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamette onun bir sıkıntısını giderir. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyamette onun bir ayıbını örter.” Buhari
Siz yeter ki niyetinizi temiz tutun. İnanın her gün birini gönderecektir Rabbimiz.
E hadi buyurun dostlar niyet edelim vermeye Dünyadan Ahirete…
Selam ve dua ile…