DR. MENEKŞE YILDIZ USLU’NUN KALEMİNDEN 19. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETİ’NDE TİFO VE TİFO İLE MÜCADELE
Kıymetli okuyucularım bu hafta yazımızda sizlere kıymetli hocam Dr. Menekşe YILDIZ USLU’nun kaleme aldığı ve ısrarla okunmasını önerdiğim kitap çalışması olan “19. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Tifo ve Tifo İle Mücadele” kitabı hakkında bahsetmeye çalışıcam…
İnsanoğlu pek çok kez salgın hastalıklara maruz kalmıştır. Salgın hastalıklar binlerce hatta milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. İnsanoğlu var olduğu sürece salgınlar farklı adlarda ve şekillerde devam edecektir. Akla ilk gelen salgın hastalıklardan bazıları; veba, kolera, sıtma, tifüs, tifo, dift eri, frengi, grip, çiçek ve cüzzamdır. Tifo, insanlara özgü bulaşıcı enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık; altyapı ve üstyapı sorununun yaşandığı, yeterli beslenmenin gerçekleşmediği, temiz içme suyuna ulaşımında zorlukların yaşandığı bölgelerde sıkça görülür. Temel bulaşma yolu; kirli içme suları ve pis yiyeceklerdir. Hastalığın en etkili dönemi XIX. yüzyılın ortalarıyla I. Dünya Savaşı başlangıcıdır. Savaşlar, ticaret, göç, belediye hizmetlerinin yetersizliği, altyapı ve üstyapı sorunları, yetersiz beslenme ve hijyen eksikliği gibi sebepler hastalığın Osmanlı’da yaygın olarak görülmesine neden olmuştur. Hastalık, bu süre içinde Osmanlı coğrafyasında endemik ve pandemik özellikler göstermiş; etkilerini sosyal, ekonomik alanda da hissettirmiştir. Bu çalışmanın amacı, XIX. yüzyılın ortalarından I. Dünya Savaşı’na kadar (1850-1914) arasında tifonun neden olduğu sağlık sorunlarını, ölümleri, hastalık sayılarını, tıbbi tedbirleri ortaya koymaktır. Çalışmanın ana veri kaynağı, 1850-1914 yılları arasındaki arşiv belgeleridir. Arşiv belgelerinden elde edilen verileri desteklemek ve araştırmayı derinleştirmek amacıyla basın incelemesi yapılmıştır. Basın incelemesinde 1850-1914 yılları arasındaki tüm gazeteler incelenmiştir. Arşiv belgelerinde ve basın incelemesinde elde edilen veriler net sayılardır. Gerçek veriler, tespit edilenin üzerindedir. Hasta ve yaralıların kendilerini saklaması, tespit edilememesi, kayıtlara girmemesi, bildirilmemesi gibi sebeplerin yanında resmî belgelerde veya basın incelemesinde belirtilmeyen muğlak ifadeler (hastalık nedeniyle çok fazla kişi vefat etmiştir/hastalanmıştır, hastalık çok etkili olmuştur, ortalama, bir iki, yaklaşık vb.) de sıklıkla yer almıştır. Bu sebeple hastalığa ilişkin gerçek verilerin tespit edilenden fazla olduğu düşünülmelidir. Arşiv belgelerinden elde edilen tüm verilere göre 1336 kişi hayatını kaybetmiş, 2468 kişi de tifo nedeniyle hastalanmıştır. İstanbul’da 104, Anadolu’da 1014, okullarda 1, hapishanelerde 165, askeri kurumlarda 53 kişi vefat etmiştir. İstanbul’da 106, Andolu’da 1740, okullarda 1, hapishanelerde 191, askeri kurumlarda ise 430 kişi ise tifodan etkilenmiştir. Arşiv belgelerine göre tifo kaynaklı ölümlerin en sık yaşandığı aylar; mart, nisan, mayıs, temmuz ve ağustostur. Hastalığın pis sulardan, alt yapı yetersizliğinden kaynaklandığı düSONUÇ VE DEĞERLENDİRME 152 SONUÇ VE DEĞERLENDİRME şünüldüğünde bahar aylarında artış olması normaldir. Arşiv belgelerine göre hastalığın en sık yoğun görüldüğü aylar; mayıs, nisan ve eylüldür. Hastalığın bahar ve yaz mevsiminde sık görülmesi, ölüm verileriyle paraleldir. Arşiv belgelerinden hareketle hastalığın nedenleri; kirli sular, altyapı ve üstyapı yetersizliği, nem, aşırı sıcak ve soğuk, su mecrâlarının üzerinin açıklığı, su yollarındaki bozukluk, lağım kanallarının olmaması, yıkanmadan yenen çiğ sebze ve meyveler, evlerin birbirine yakınlığı, hanelerdeki nüfus yoğunluğu, göç, yağmurun neden olduğu çamurlu sular, bataklıklar, zehirli yiyecekler, çeşmelerin su haznelerinin pisliği, sokak ve evlerin kirliliğidir. Arşiv belgelerine göre tifoyla mücadelede hükümet tarafından birçok sağlık önlemi alınmıştır. Suların kirlilik derecesini ölçmek için sıhhiye heyeti ve hıfzıssıhha müfettişleri görevlendirilmiş, önlemler alınmaya çalışılmıştır. Halka menba suyunu tercih etmeleri, çeşme suları kullanacaksa da kaynatılması gerektiği bildirilmiştir. Halkın yaygın olarak kullandığı su kaynaklarından örnekler alınmış, kaynakların temizliği kontrol edilmiştir. Su kaynaklarında temizlik ve tamir işlemleri yapılmıştır. Hastalığın görüldüğü yerlerde incelemeler yapmak üzere sıhhiye heyeti oluşturulmuştur. Heyet, hastalığın etkili olduğu bölgelerde incelemeler yapmıştır. Hastalığın ortadan kaldırılmasına yönelik altyapı önlemleri Alınmıştır. Su yollarının keşfi ve üzerleri açık suların kapatılmasıyla mücadele edilmiştir. Ayrıca hükümet tarafından hastalığın görüldü bölgelere tıbbi tedbirler almak ve süreci yönetmek için belediye tabipleri, karantina tabipleri, askeri tabipler, sıhhiye müfettişleri, liva-yı mezkur müfettişi görevlendirilmiştir. Hastalığın görüldüğü yerleşim yerlerine ilaç ve malzeme gönderilmiştir. Hastalığın salgına dönüşmesine önlem olarak hastalık bölgeleri kordon altına alınmıştır. Tifoyla mücadeleyi yöneten temel sağlık personeli doktordur. Fakat bu çalışma kapsamında incelenen yıllarda arşiv belgelerine göre kaza ve köylerde tabip yoktur. Doktor, sadece hastalık veya salgın durumunda kaza ve köylere gitmişlerdir. Tifoyla mücadelede doktorların hastalık alanına yönlendirilme şekli, ağırlıklı olarak görevlendirmedir. Belediye tabibi bulunmayan kaza veya köylere öncelikle vileyetten, yoksa diğer vilayetlerden belediye tabibi veya askeri tabip veya karantina tabibinin görevlendirilmiştir. Hastalığın görüldüğü vilayette doktor olmadığında belediye tabibi tayin edilene kadar askeri tabib görevlendirilmiştir. Askeri tabibin gidemediği durumlarda da geçici tabip tayin edilmiştir. Görevli doktorların maaşları belediye bütçesinden karşılanması uygun görülmüştür. Fakat belediyenin bütçe yetersizliğinden tabiplerin maaşları karşılanamamış veya tabiplere ödenmesi gerek maaş tam olarak verilememiştir. Bu durumlarda Maliye Nezareti’nden karşılanmıştır. Hapishaneler, tifonun sıkça görüldüğü yerlerdir. Tifonun bu alanlarda sıkça görülme nedeni genel olarak hapishanelerin fiziki şartlar ve sağlık koşullarındaki yetersizliğidir. Ayrıca izdiham, kapasitenin üzerindeki mahkûm sayısı, su yollarının bozukluğu, rutubet, gıda sıkıntısı ve havaların ısınması öne çıkan nedenlerdir. Alınan önemler hastaların başka hapishanelere nakli, tecridi ve uygun bir yerin hapishaneye dahil edilmesidir. Yeni bir yerin ilavesinde en sık kullanım yolu, kadın mahkumların başka hapishanelere sevk ederek kadın koğuşunu kullanmak olmuştur. Hastalığın halka bulaşmaması için hapishane eşyalarının yenilenmiş; sağlık şartlarının iyileştirilmeye çalışılmıştır. Fakat hapishaneler maddi yetersizlik nedeniyle birçok önemli yerine getirememiştir. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME 153 Okullarda tifonun yaygın görülme nedeni, sağlık şartlarının yetersizliğidir. Okullar Sıhhiye Nezaret’i tarafından denetlenmiştir. Hastalığın görülmesinin ana nedeni, içme suyunun kirliliğidir. Arşiv belgelerinde incelenen belgelerde, okullarda suların kaynağı sarnıçlardır. Hastalıkla mücadelede sarnıçlar temizlenmiş, öğrencilerin menba suyunu kullanması tavsiye edilmiştir. Hastalık salgına dönüştüğünde ise eğitime ara verilmiştir. Askeri birlikler, tifonun sıkça görüldüğü merkezlerdir. Askeri kurumlarda tifonun yayılma nedeni mevsim geçişleri ve izdihamdır. Önlemler diğer kurumlardakiyle aynıdır. Hastaların tecridi, ek binaların tahsisi, hijyen kuralarının sıkıca uygulanmasıdır. Tifoya karşı halkı bilinçlendirmek ve önlemleri listelemek için talimatnameler yayınlamıştır. Talimatnameler, tifoya, hastalığın bulaşma yollarına, tedavi usullerine ve tifo aşısına ilişkin detaylı bilgiler sunar. Gazeteler insan hayatında en önemli bilgi kaynaklarından biridir. Gazeteler bugünün ve geçmişin anlaşılmasında önemli bir işleve sahiptir. Osmanlı Devleti’nde basın hayatı 1831 yılında çıkarılan Takvim-i Vekayi ile başlamıştır. Sırasıyla 1840’da Ceride-i Havadis, 1860’da Tercüman-ı Ahval, 1862’da Tasvir-i Efkâr gazetesi yayımlanmıştır. Bu çalışmada, arşive belgelerinden elde edilecek bilgileri desteklemek ve çalışmayı derinleştirmek amacıyla basın incelemesi yapılmıştır. Çalışmada 1850-1914 yılları arasındaki gazeteler, tifoya yer vermesi yönüyle incelenmiştir. Basın incelemesinden elde sonuçlara göre 4937 kişi tifo nedeniyle hayatını kaybetmiş, 161 kişi ise hastalıktan etkilenmiştir. Arşiv belgelerinde ve basın incelemesinde tifo kaynaklı ölü sayısı, hasta sayısından fazladır. Veri, tifonun öldürücü etkisini göstermede yardımcıdır. Basın incelemesinde hastalığa ilişkin verilerin tamamına yakını Tercüman-ı Hakikat ve Sabah gazetelerinden elde edilmiştir. Gazetelerin haber kaynakları, basın geçmişi, resmi kurumlarla irtibatı hastalığa ilişkin verileri yansıtmada etkili olabilir. Basın incelemesinde tifo kaynaklı ölüm vakalarının yaşandığı aylar mayıstır. Bu bilgi, arşiv belgeleriyle örtüşür. Mayıs, arşiv belgelerine göre en sık tifo kaynaklı ölümün yaşandığı aylar arasındadır. Basın incelemesinde tifonun ve çok görüldüğü ay, temmuzdur. Yaz mevsiminde gerçekleşmesi, arşiv belgelerindeki verilerle örtüşür. Basın incelemesine göre tifonun en çok ölüme neden olduğu ve en fazla tifo hastasının barındığı yerleşim yeri ise İstanbul’dur. İstanbul’un her iki kaynakta hastalığa ilişkin en yüksek verilere sahip olması normaldir. Şehrin nüfusu, devlet kurumları ve konumu itibarıyla çok önemli bir noktadadır. Basın incelemesine göre tifonun bulaşma sebepleri; altyapı yetersizliği, mevsim yağışları, içme suyunun kirliliği, lağımların hıfzıssıhha kurallarına aykırı olarak yapılmasıdır. Bu bilgiler, arşiv belgeleriyle bire bir örtüşür. Arşiv belgelerinde hastalığa neden olan durumlar daha çeşitli ve ayrıntılı olarak verilmiştir. Askeri birlikleri, hapishanelerin arşiv belgeleri içindeki rolü düşünüldüğünde bu fark normal olarak yorumlanabilir. Ayrıca devlet kayıtlarında salgına dönüşmüş veya dönüşme riskine sahip hastalığa ilişkin verilerin ayrıntılı yer alması olağandır. Arşiv belgeleri, tifoya ilişkin hemen her değişkene yer vermiştir. Gazeteler ise amacına uygun olarak haber verme mahiyetindedir. Basın incelemesinin amacı da tifoya ilişkin bilgileri derinleştirmek ve arşiv belgelerinden elde edilen verileri desteklemektir
ÖNSÖZ
Bu eser, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Yakınçağ Tarihi Anabilim dalında Doç. Dr. İbrahim Aykun danışmanlığında tamamlamış olduğum “19. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Tifo ve Tifo ile Mücadele” başlıklı doktora tez çalışmasının gözden geçirilmiş halidir. Tifo, salmonella tyhpi bakterisinin neden olduğu, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Tifo, günümüzde gelişmekte olan ülkelerde, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Alt yapı sorunu, yetersiz beslenme, temiz içme suyuna ulaşımda zorluklar hastalığın ortaya çıkma ve yayılmasının temel sebepleridir. Amerika, Kanada, Batı Avrupa, Avustralya ve Japonya gibi endüstrileşmiş ülke ve coğrafyaların dışında hastalık yaygın olarak görülür. Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinde hastalığın görülme sıklığı yüksektir. Dünyada her yıl yaklaşık 21 milyon tifo vakası ortaya çıkarken, bu vakaların yaklaşık 200.000’i ölümle sonuçlanmaktadır. Hastalığın önemi, yaygınlığı, ölüm riski ve ülkemizde tifo hakkında 19. yüzyıla ait yapılan araştırmaların yetersizliği; bu çalısmayı yapmaya iten ana sebeplerdir. 2019 yılının aralık ayında Çin’in Wuhan bölgesinde ortaya çıkan ve tüm dünyada ölümcül etkiye neden olan koronavirüs hastalığı (Covid-19), bulaşıcı hastalıkların tehlikesini, yayılma hızını daha net göstermiştir. 19. yüzyıl boyunca tüm dünyada ve Osmanlı Devleti’nde yetersiz beslenme, çevre koşullarının elverişsizliği, hijyen eksikliği, içme sularına erişimde yaşanan sorunlar nedeniyle tifo vakaları görülmüştür. Hastalık, çok sayıda insanın hastalanmasına ve hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Bu kitapta, 19. yüzyılın ortalarından I. Dünya Savaşı’na kadar (1850-1914) geçen sürede Osmanlı Devleti’nde görülen tifo vakaları, hastalık kaynaklı ölümler, hastalıklar ve tifoya karşı alınan koruyucu sağlık tedbirleri ortaya koyulmuştur. Kitap üç bölümden oluşur. Eserin ana bilgi kaynağını Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Osmanlı Arşivi’ndeki belgeler oluşturur. Arşiv belgele- viii ÖNSÖZ rinden elde edilecek bilgileri desteklemek amacıyla, 1850-1914 yılları arasındaki tüm basın kaynakları ele alınmıştır. Eserin giriş kısmında hastalık ve salgın kavramları, salgın hastalıklar hakkında genel bilgi, salgınların ortaya çıkışı ve tedavisi hakkında bilgilere yer verilmiştir. Birinci bölümde, tifo ile ilgili bilgiler kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca tifonun ortaya çıkışı, yayılma nedenleri, tifoya karşı alınan koruyucu sağlık tedbirleri, halkı salgın ve korunma yöntemleri konusunda bilinçlendirmek adına verilen uygulamalar anlatılmıştır. İkinci bölümde Osmanlı Devleti’nin 1850-1914 yılları arasında tüm Osmanlı vilayetlerinde görülen tifo kaynaklı ölümler ve tifoya karşı alınan sağlık tedbirleri değerlendirilmiştir. Eserin üçüncü bölümünde ise 1850-1914 yılları arasında tüm basın kaynakları incelenmiş, tifoya ilişkin tüm haberler derlenmiştir. Basın kaynakları, arşiv belgelerindeki tifoya ilişkin verileri desteklemek amacıyla çalışmaya dahil edilmiştir. Basın kaynaklarının güncelliği, halka yönelik bilgilendirici etkisi tifo konusunda halkı bilinçlendirmede etkili olmuştur. Basın kaynaklarında ayrıca tifo kaynaklı ölümler, hastalığa karşı alınan sağlık tedbirleri aktarılmıştır. Sonuç kısmında çalışma kapsamında arşiv belgelerinden ve basın kaynaklarından elde edilen veriler, özetleyici şekilde işlenmiş; karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve yorumlanmıştır.
Bu muazzam eser için kıymetli hocam Dr. Menekşe YILDIZ USLU’ya sonsuz teşekkürlerimi sunarım, başarıların devamını dilerim
