DÜNYA TARİHİNİN AKIŞINI DEĞİŞTİREN SAVAŞ: ÇANAKKALE 1915

Kıymetli okuyucularım bu hafta yazımızda sizlere Gebze Özelsin Koleji tarafından düzenlenen “Dünya tarihinin akışını değiştiren savaş: Çanakkale 1915” konulu söyleşi notları ile Çanakkale Zaferinin 108. Yılına değinmeye çalışıcam kıymetli hocam Prof. Dr. Vahdettin Engin ve Tarihçi-Yazar Emel Engin’e Fen Lisesi Müdürü Müjgan Özdemir Kilit’e, Genel Müdür Yavuz Selim Uzun’a, Yusuf Yıldırım’a ve programa vesile olan Tarihçi-Yazar Muhammed Aslan’a sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Mustafa Kemal Atatürk’ün, pek çok komutanın ve askerin destan yazdığı cephenin adıdır Çanakkale…
Ne İngilizlerin ne de Fransızların ne denizden ne de karadan geçemediği cephedir Çanakkale…
Atatürk’ün “Size ben taarruzu emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum..” emrini verdiği cephedir Çanakkale…
Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahdettin Engin de Çanakkale Savaşı’nın dünya tarihini değiştiren bir savaş olarak görmek gerektiğini belirterek İtilaf Devletleri’nin Osmalı’yı savaş dışına itmek için Çanakkale cephesini açtığını vurguladı.
Büyük bir azim ve mücadeleyle kazanılan, Mustafa Kemal Atatürk’ün askerlerine, “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.” dediği Çanakkale Zaferi’nin 108. yıl dönümü kutlanıyor.
Dünya tarihinin gördüğü en büyük savaşlardan biri olan Çanakkale muharebeleri sonunda yeni Türkiye Cumhuriyeti kuruldu ve birçok millet bundan ilham alarak, kendi milli mücadelesini başlattı.
değerlendirmesinde bulundu.
– “Churchill, savaşa başlarken ‘Bir hafta sonra İstanbul’da kahvaltımızı yapacağız’ diyordu”
Çanakkale Savaşı’nın dünya tarihini değiştiren bir savaş olarak görmek gerektiğini belirterek İtilaf Devletleri’nin Osmalı’yı savaş dışına itmek için Çanakkale cephesini açtığını vurguladı.
Prof. Dr. Engin, İtilaf Devletleri’nin, Osmanlı savaş dışı bırakılırsa Almanya’nın tek başına kalacağını düşündüklerine vurgu yaparak, “Özellikle boğazları ele geçirmeleri halinde Rusya’ya kolaylıkla destek olunacağını hesapladılar. Zira Rusya’ya silah ve mühimmat gerekiyordu bunu da en iyi boğazlara hakim olarak yapabileceklerine inanıyorlardı. Bu amaca yönelik planlar hazırlandı. Çanakkale Savaşı’nı kolaylıkla kazanacaklarını hesap ettiklerinden bu cepheyi açtılar. Bu İngiltere’nin o zamanki Deniz Bakanı Churchill’in özellikle tavsiye ettiği bir projeydi.” diye konuştu.
Churchill’in Balkanlarda yenilen Osmanlı’nın hiçbir varlık gösteremeyeceğine inanarak bu planı harekete geçirdiğine dikkati çeken Engin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Churchill, savaşa başlarken ‘Bir hafta sonra İstanbul’da kahvaltımızı yapacağız’ diyordu. Bu derece kendilerine güveniyorlardı. 19 Şubat 1915’te Çanakkale’de deniz savaşları başladı. Ancak Osmanlı Devleti gerekli mevkileri oluşturdu. Saldırıya geçen Müttefik Devletlerine Türk topları ciddi hasarlar verdi. Düşman güçleri defalarca deneme yaptı ama her defasında püskürtüldü. En nihayetinde İtilaf Devletleri, 18 Mart’ta çok büyük çapta bütün güçleriyle Çanakkale Boğazı’nı zorladılar ve ağır bir yenilgi alarak çekilmek zorunda kaldılar. Çanakkale boğazını geçip, İstanbul’a ulaşma ve Osmanlı’yı savaş dışı bırakma hayalleri gerçekleşmemiş oldu. Deniz savaşlarında ağır bir yenilgi alan Müttefik Devletler bu sefer de 25 Nisan 1915’te kara savaşlarını şafakla beraber başladı. İlk 2 gün Türk askerlerinin 10 misli müttefik askeri vardı. O yüzden Mustafa Kemal’in oradaki çabası çok büyük önem kazanıyor. Mustafa Kemal, ilk 2 gün verdiği mücadeleyle Anafartalar kahramanı olarak tarihe geçecek sonuçlar aldı ve Çanakkale kahramanı olarak toplum tarafından kabul gördü.”
– “Çanakkale Zaferi eskinin azametini geri getirmiş oldu”
Çanakkale’de İngiliz ve Fransızların çok utanç verici bir yenilgiyle karşı karşıya kaldığını dile getiren Engin, “İtilaf Devletleri Çanakkale’nin çok kısa sürede ele geçirileceğini ve 1. Dünya Savaşı’nın çok kısa sürede biteceğini düşünüyorlardı. Çanakkale geçilseydi Müttefik Devletleri, Rusya’ya yardım götürebilecekti. Eğer bu yardım gitseydi belki de Rusya’da ihtilalin zemini oluşmayacaktı ve tarih başka bir noktaya evrilecekti. İhtilal olunca doğuda birçok bölgemiz işgal eden Rus orduları geri çekilmek zorunda kaldılar. Dolaylı olarak Çanakkale Zaferi, Rus ordularını Doğu Anadolu’dan çekilmelerinde de vesile oldu.” diye konuştu.
Prof. Dr. Engin, Balkan yenilgisinin gerek toplumun gerekse askerlerin üzerinde bir travma yarattığını hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Rumeli elden gitmişti. Böyle bir facia üzerine Çanakkale gibi bir başarı kazanılması toplumun moral ve motivasyonun yeniden güçlenmesini sağladı. Tekrar başarılı olunabileceği inancı hakimiyet kazandı. Çanakkale Zaferi eskinin azametini geri getirmiş oldu. Orada savaşan askerler sadece Çanakkale’yi savunmadıklarını biliyorlardı. Orada savaşmak İstanbul’u hatta Mekke Medine’yi korumaktı. Bunun getirdiği bir manevi motivasyon vardı. Karşılarında çok güçlü bir düşman vardı ama hiçbir zaman yılmadan başarılı bir şekilde mücadele etmeleri ve şehit olmayı göze almaları bunun bir göstergesidir. Çanakkale’den kazanılan manevi güç İstiklal Savaşı’nda da çok etkili oldu.Çanakkale’ de canı pahasına savaşanlara karşı büyük bir sorumluluk duyulması gerekiyor. Bugün vatanımızda huzur içinde hür bir şekilde yaşıyorsak bunu o şehitlere borçluyuz. Sahip olduğumuz coğrafyayı onlara borçlu olduğumuzu unutmamalıyız.”
Program düzenlemesi ve daveti için Gebze Özelsin Kolejine sonsuz teşekkürlerimi sunarım…