Duygularımızın Dili
Sevgi, saygı ve selamlarımı iletiyorum kıymetli okuyucum.
Hepinizi sanal ve sosyal mesafeden hasretle kucaklıyorum.
Uzmanlar, kendinizin ve çocuklarınızın duygularına dikkat edin diye uyarıyorlar televizyon proğramlarında.
Önemli mi? Kesinlikle önemlidir. O zaman aydınlatayım sizi biraz. Belki bir duanızı alırım.
Devam edelim müsaadenizle.
Acıkınca karnınızı doyurur yani beslersiniz bedeninizi.
Duygulara eğilirseniz ruhunuzu, psikolojinizi beslersiniz.
Ruhunuzu ve bedeninizi aynı titizlik ve gayretle beslemezseniz, bir bütünlük yaşayamayacaksınız hiçbir zaman.
Peki karnınızı doyurdunuz, bedeni beslediniz, sağlıklı olacak mısınız?
Hayır. Neden mi? Diyorum ya ruhunuzu, psikolojinizi, duygularınızı beslemelisiniz diye. Yani beyin.
Beyniniz üç katmandır.
Alt ve orta beyniniz vücudunuzun dengesi için çalışır. Sizin bu bölümde yapacağınız pek bir şey yoktur.
Üst beyin ise bilinçli olmamızı sağlayan bölümdür ki insani özelliklerimizin yer aldığı beyin bölgesidir.
Duygularımız, orta beyinde işlenerek üst beyne gönderilir.
Üst beyin psikolojik ve ruhsal durumlarımızın belirlendiği yerdir. Korteks deriz bu yapıya.
Yaşadığımız her olayı duygusuyla birlikte kaydederiz beynimize. Eğer beynimizde her şey yolundaysa ne yaşıyorsak o yaşanan olayın duygusu da doğru bir şekilde kaydedilir. Hüzünse hüzün, acıysa acı, kederse keder. Böyle değilse zaten duygulanım bozukluğundan söz ederiz.
Duygularımız: Hüzün, korku, kaygı, huzursuzluk, sıkıntı, endişe, umut, umutsuzluk, gerginlik, tatminsizlik, öfke, acı gibi.
Eğer şöyle kendinizi dinlemeye başladığınızda ne hissettiğinizi, doğru bir şekilde anlayıp bu duygunun size anlatmak istediğini tespit edip çözümüne bakmazsanız, işte biraz önce bahsettiğim denge bozulacak ve hasta olacaksınız demektir.
Mesela duygu olarak sıkılıyorsanız yani sıkıntı duygusu hissediyorsanız;
oflayıp puflamayla, kızmayla, bağırıp çağırmayla bu duygunuzu çözümleyemezseniz. Çünkü sıkıntı duygusu der ki şu anda yaşamında anlamsızlık var. Kendini geliştirmiyorsun, bir şey yapmıyorsun. Geçirdiğin zaman manidar değil der. Yaşadığın zamana anlam katarak bir şeyler yapmaya başlarsan çözülür. Anlamlı kılmak için uğraşmazsan zamanla rahatsızlanırsın.
Bu halinizle varsa eşiniz, çocuklarınız; muhtemelen onları da anlayamayacak ve belki de onları da hasta edebileceksiniz. Yani yaşamda nasıl ki virüslerden kendi bedeninizi koruyorsanız, bunun getirdiği sorunların oluşturabileceği duygusal zehirlerden de kendinizi ve sevdiklerinizi korumanız gerekecek.
Duygularınızı bastırıp yokmuş gibi davranırsanız, bu çözülmeyen duygular bedeninizde belli noktalarda sıkışabilir. Peki, sıkışınca neler olabilir?
Mesela çocuğunuzun veya eşinizin karnını doyurdunuz. Ama psikolojik olarak öfke, kaygı gibi çözülmeyen duyguları var. Bu durumda afiyetle tırnaklarını yemeye başlayabilir. Siz de afiyet olsun diyemezsiniz.
Kısacası derler ya atalarımız dostlar, ruh hasta olmadan beden hasta olmaz.
Öyleyse bazı çözümlenmediği için zehirleyen duyguları yazıp ürettiği rahatsızlıklarla bitirelim.
Kendini anlatamazsan troidlerin,
Hayat kötü bir yerdir dersen migrenin,
Çocukken sevilmemişsen, halen sevgiye açsan ve beni sevsinler diye hep veriyor hiç almıyorsan kalbin,
Ben bu hayatta kendimi kurban ettim dersen barsak ve miden,
Öfkeni yönetemeyip içine atarsan bağırsak sendromun,
Sürekli acı çektiğin, bile bile yaptım dediklerinde böbreğin,
Hayat karşısında sürekli yenilgiye uğramış gibi hissedersen diyabet,
Birine, birilerine öfken hiç bitmiyorsa alerji,
Sürekli kırgın, derin acılı ve nefret duygusuyla yaşamanız kanser ve tümör,
Esnek olamayıp inatçılıkta aşırıysanız boyunda sorunlar,
Sürekli çaresizlik durumlarında depresyon,
Aşırı kindarlık ve patlamalarınızda egzama gibi.
Dostlar, tabi ki rahatsızlıkların birçok nedeni var. Okuduğunuz üzere psikolojik ve duygu tarafından bakıyoruz konuya.
Beynimiz çok önemli, içinde olan bitenler daha da önemli.
Öyleyse müsait olduğunuzda kendinize kulak kabartın. Sadece telefondan ve sosyal medyadan gelen mesajlara değil, kendi içi dünyanızdan gelen mesajlara dikkat edin.
Duygularınızdaki dengeyi bozarsanız hasta edersiniz kendinizi. Sonra uzmanlarla tanışırsınız er geç.
Konu uzun, bana ayrılan sayfam bitiyor. Sorularınız olursa yorum bölümünden yazabilirsiniz.
Sağlıcakla kalın. Allah’a emanet olun.